Pandemi popülist dalgayı bitirecek mi?

Yarım milyondan fazla kişinin katıldığı bir araştırma, pandemi sürecinde popülist partilerin ve politikacıların desteğini kaybettiğini ortaya koydu. Araştırma raporunda, popülist liderlerin pandemi sürecini yanlış yönetmesi, istikrar arzusu ve kutuplaştırıcı tutumlardaki düşüşün kamuoyunu “popülizm dalgasından” uzaklaştırdığı belirtildi.

Cambridge Üniversitesi Bennett Kamu Politikası Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, popülist siyasete verilen desteğin pandemi sürecinde kaybolduğunu gösterdi.

109 ülkede yarım milyondan fazla kişinin katıldığı geniş çaplı araştırma kapsamında, 2020 yılından bu yana katılımcıların siyasi tutumları izleniyor.

Araştırma ekibinin yayınladığı raporda, pandeminin popülist liderler tarafından yanlış ele alındığı kaydedildi. Ayrıca istikrar arzusu ve popülist siyasetçilerin kutuplaştırıcı söylemlerinin de kamuoyu tarafından karşılık görmediği belirtildi.

Cambridge raporunun yazarları, çalışmayı koronavirüs krizinin siyasi inançları nasıl etkilediğine dair ilk küresel genel bakış olarak nitelendirdi.

POPÜLİST DALGA SON BULUYOR

Raporda, eski ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere radikal ve sistem karşıtı liderlerin iktidara geldiği “popülist dalganın” azaldığına işaret edildi. Araştırmada yer alan ankete göre, popülist siyasetçilerin pandemi konusunda diğer meslektaşlarına göre daha az güvenilir bulunduğu ortaya çıktı.

Diğer yandan, raporun başyazarı Roberto Foa, insanların temsilcilerini seçtiği demokratik süreçlere olan inancının azaldığını söyledi. Foa, “Son yıllarda siyasetin öyküsü, uzmanlara karşı artan güvensizlikten beslenen düzen karşıtı politikacıların ortaya çıkması oldu. Ancak pandeminin popülizmin yükselişini ciddi şekilde körelttiğine dair güçlü kanıtlar var” dedi.

Ortak yazar Xavier Romero-Vidal, pandeminin “son on yılda gördüğümüz siyasi kutuplaşmayı azaltabilecek ortak bir amaç duygusu” yarattığını söyledi. Vidal, “Popülist liderlerin neden siyasi desteği harekete geçirmekte zorlandıkları böylece açıklanabilir” yorumunu yaptı.

Popülist tutumlarda en keskin düşüşlerin olduğu yerler arasında Doğu Polonya, Güney İtalya ve Kuzey Macaristan'a gibi yoksul bölgeler bulunuyor.

Servetin yeniden dağıldığını belirten Foa, "Sınırların kapanması göçü durdurdu ve ticareti herhangi bir popülist hükümetten daha etkili bir şekilde küreselleştirdi” dedi.

MERKEZ PARTİLER DESTEK KAZANIYOR

Araştırma, 2020 baharı ile 2021′in son çeyreği arasında popülist liderlere desteğin ortalama yüzde 10 puanlık bir düşüş yaşadığını gösterdi. Avrupa’da, popülist bir partiye oy vermeyi düşünenlerin oranı aynı dönemde ortalama 11 puan azalarak yüzde 27′ye düştü.

Avrupa’nın görevdeki partilere desteği pandeminin ilk dönemlerindeki karantinalar sırasında arttı. Ancak daha sonra İtalya’nın Beş Yıldız Hareketi ve Macaristan’ın Fidesz’i de dahil olmak üzere popülist partilere destekte en büyük düşüşler Avrupa’da yaşandı.

Muhalefet popülist partileri de pandemi sırasında destek kaybederken, ana akım muhalefet partileri taraftar kazandı.

Haziran 2020′de, popülist liderlere sahip ülkelerin pandemiyi nasıl yönettiğine dair kamuoyu desteği, merkezci hükümetlere sahip ülkelerin desteğinden ortalama yüzde 11 daha düşüktü. 2020 yılı sonunda bu fark 16 puana yükseldi.

Raporda, “yozlaşmış seçkinlerden” hoşlanmama ve “halkın iradesine” uyulması arzusu gibi popülizmle ilişkili ifadelerin de eskisi gibi destek görmediği tespit edildi. 2019 ve 2021 yılları arasında benzer ifadelere katıldıklarını söyleyenlerin sayısı İtalya, İngiltere ve Fransa’da yaklaşık yüzde 10 azaldı. 

DEMOKRASİYE İNANÇ AZALDI

Araştırmacılar, popülist destekteki düşüşün seçim süreçlerine olumlu bir şekilde yansımadığını belirtti. Pandeminin yol açtığı tehditlerin, hükümete ve bilim insanları gibi uzmanlara olan güveni artırdığı ve siyasi otoritede “teknokratik” bir değişim görüldüğü vurgulandı.

Hükümetlere olan güven demokratik ülkelerde ortalama yüzde 3,4 puan yükselirken, siyasi bir sistem olarak demokrasiye olan güven ise yatay bir seyir izledi.

Foa, “Demokrasiden duyulan memnuniyet, savaş sonrası 2019′un en düşük seviyesindeydi. Biraz toparlanma gösterse de hala uzun vadeli ortalamanın oldukça altında” dedi.

ABD’de demokrasiyi ülkelerini yönetmenin kötü bir yolu olarak gören katılımcıların sayısı 2019′da yüzde 10,5 iken 2021′de iki kattan fazla artarak yüzde 25,8′e çıktı.

2020 yılında, uzmanların ülke yönetiminde karar vermeleri gerektiği düşüncesi, Avrupa’da yüzde 62′ye, ABD’de yüzde 57′ye yükseldi.