Politik ve diplomatik gelişmeler ışığında ‘‘2020 Türkiyesi’’

Türkiye, geride bıraktığımız yıl iç politikada olduğu kadar, dış politikada da oldukça gergin günler yaşadı. İç siyasette yaşanan gerilimlere, ABD-Suriye meselesi, Doğu Akdeniz ve Libya krizleri eklendi. 2019’da çözüme kavuşmayan ve 2020’ye miras kalan politik-diplomatik gelişmelerin bu yıl içinde nasıl şekilleneceğini değerlendirdik.

Fethiye Mutaf Narin/INTELL4

Türkiye 2019 yılında oldukça hareketli iç ve dış gelişmeler yaşadı. İstanbul yerel seçimleri adeta genel seçimlere dönüştü. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ilk kez Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirleri kaybederek seçimlerden büyük bir yenilgiyle çıktı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile gerilimlere Suriye meselesi, Doğu Akdeniz ve Libya krizleri eklendi.

Bununla birlikte Türkiye, diplomasi açısından da 2020'ye hızlı ve yoğun bir giriş yaptı. 2020'in ilk en üst düzey konuğu olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hem Suriye hem de Libya açısından önem arz eden olumlu bir görüşme gerçekleştirdi. Söz konusu görüşme menfaatlerin çelişmemesi durumunda ilişkilerin 2020’de de olumlu seyredeceğinin sinyallerini verdi.

DIŞ POLİTİKA’DA GERGİN BİR YIL OLACAK

Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin olumlu seyretmesindeki en önemli sebeplerden biri, Rusya’nın teslimatını yapmaya başladığı hava savunma sistemleri. Bilindiği üzere geride bıraktığımız yıl içinde Rusya'dan S-400 hava savunma sistemlerini ABD'nin yaptırım tehditlerine rağmen teslim almaya başlayan ve itirazlara rağmen Suriye'ye tek taraflı askeri operasyon düzenleyen Türkiye’nin, başta Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), olmak üzere Batılı müttefikleriyle zorlu bir yıl geçireceği öngörülüyor.

Aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakereleri konusunda da bu yıl (geçmiş yıllarda olduğu gibi) içinde bir gelişme yaşanması öngörülmüyor. Bu yıl için ne Ankara’da, ne de Brüksel’de müzakerelerin canlandırılması konusunda bir atılım olmayacak. 2020 senesinde de Türkiye-AB diyaloğunun ana başlıklarını mülteci anlaşmasının uygulanması ve bu kapsamda Suriyeli mültecilerin gereksinimlerinin karşılanması için AB'nin olası mali katkıları ile güvenlik, "terörle mücadele" ve başta Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz olmak üzere bölgesel gelişmeler oluşturacak gibi görünüyor.

AB ile yukarıda bahsedilen durumların dışında 2020'de olası İdlib ve Irak'tan geleceği tahmin edilen mülteci akını konusunda gündem dışı bir başlık açılabilir. Mart ayında Türkiye, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın katılacağı dörtlü zirvede alınacak kararlar 2020'nin kalan 3 çeyreğini şekillendirecektir. 

LİBYA MESELESİNDE TEPKİLER BÜYÜYECEK

Türkiye ile Libya hükümeti arasında Kasım ayında imzalanan anlaşma ve Libya’nın Ankara’dan askeri destek istemesi 2020'nin diplomasi ve güvenlik gündemini belirledi. Yeni senenin ilk günlerinde Libya'ya asker gönderme tezkeresini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de onaylatan hükümet, ilk olarak 35 askerini Libya’ya gönderdi. Amerika, Rusya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin desteklediği General Halife Hafter güçlerinin Trablus'a saldırması, bununla birlikte Mısır'ın Libya'ya tanklarını sokması gibi gelişmeler, Türkiye'nin Libya'ya asker gönderme sürecine hız kazandırdı.

Böylesine belirsiz bir süreçte, Libya’daki savaşın nasıl şekilleneceği, Hafter'e desteğini esirgemeyen ülkelerin nasıl bir yol izleyeceği gibi soru işaretleri Türk askeri misyonunun geleceğini de yakından etkileyecek. Askeri alandaki soru işaretleri kadar diplomasi alanında da Türkiye'nin sert bir eleştiri dalgasıyla karşı karşıya kalması olası. Bu süreçte Türkiye’nin ılımlı bir dış politika izlemesi gerilimi hafifletecektir.

YENİ MÜLTECİ AKININA DİKKAT!

Türkiye’nin sınır komşusu Suriye’de uzun yıllardır devam eden iç savaş neticesinde milyonlarca mülteci Türkiye’ye akın etmişti. Suriye bu yılda, Türkiye’nin en önemli gündem maddeleri arasında yer almaya devam edecek. Nitekim Türkiye, ‘Barış Pınarı Harekatı’ operasyonuyla, Tel Abyad ile Resulayn arasında 120 kilometre uzunluk ve 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölge oluşturdu.

Ankara terör örgütlerinden arındırdığı bu bölgeye, Suriyeli mültecilerin geri dönmesi için yeni yerleşim birimleri inşa etmeyi planlıyor ve uluslarası toplumdan destek bekliyor. Bu bağlamda önümüzdeki Şubat ayında yapılması öngörülen Türkiye-Almanya-Fransa-İngiltere dörtlü zirvesinden bu konuya dair somut sonuçlar çıkması öngörülüyor.

Türkiye'nin Suriye’de aktif olarak varlığını gösteren terör örgütleri PKK/PYD/YPG konusunda, Washington ve Moskova’ya yönelik baskılarının 2020'de devam etmesi bekleniyor ancak Rusya’dan terörle mücadele konusunda gerçek adresin Şam yönetimi olduğu yanıtını alması şaşırtıcı olmayacak. Suriye konusunun bir diğer önemli gündemi, Cenevre'de başlatılan ancak henüz somut ilerleme sağlanamayan anayasa komitesi çalışmaları olacak. Ancak Suriye rejiminin bu süreci zamana yayma ve başta İdlib olmak üzere çatışma alanlarındaki kontrolü sağlama önceliğinin bu süreçte de devam etmesi bekleniyor.

NATO RESTİ DEVAM EDECEK Mİ?

Bu yıl içinde, Türkiye’nin Batılı ülkelerle ilişkilerini çerçevelendirecek bir diğer gündem maddesini de NATO şekillendirecek. Türkiye, güney sınırındaki savunma planlarının yayımlanmasının ABD ve NATO üyesi diğer ülkelerce bloke edilmesi nedeniyle, Baltık devletleri ve Polonya için hazırlanan benzer bir savunma planını onaylamamış ve bu durumu NATO’da gündeme getirmişti.

NATO’nun 70’inci yılını kutladığı zirvede müttefikleriyle bir araya gelen Türkiye, söylemini yumuşatmış ve Baltık savunma planı için blokajını kaldırmış ancak kendisi için hazırlanan savunma planı yayımlanana kadar bu planın da yayımlanmayacağı koşulunu gündeme getirmişti. Bu sürecin 2020'in ilk 6 ayında yapılacak müzakerelerle çözümlenmesi için devreye giren NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in başarılı olup olmayacağı önümüzdeki dönemde görülecek.

NATO'daki tartışmanın, Türkiye'nin Rusya ile çok daha yakın askeri ve savunma sanayi işbirliği içinde bulunduğu bir döneme rastlaması, Ankara'nın müttefiklik sorumluluklarının bundan sonraki süreçte de mercek altına alınacağını göstermesi açısından önemli görülüyor.

 

DOĞU AKDENİZ MESELESİ

Türk diplomasisinin 2020'de yoğun olarak üzerinde duracağı bir diğer konu ise, Doğu Akdeniz meselesi. Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın İsrail ve Mısır ile oluşturduğu Doğu Akdeniz Doğal Gaz Forumu'ndan dışlanan ve kendisi ile birlikte Kıbrıs Türkleri'nin de haklarının gasp edildiğini düşünen Türkiye, 2019'da aktif bir siyasi ve askeri politika izlemiş ve süreci tersine çevirmeye çalışmıştı.

Geride bıraktığımız yıl Doğu Akdeniz'de sondaj faaliyetlerini başlatarak bölgede aktif rol almaya başlayan Türkiye, Kasım ayında Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasıyla Yunanistan ile Kıbrıs adası arasında kalan bölümü kendi kara suları ve münhasır ekonomik bölgesi olarak ilan etti. Türkiye’nin beklenmedik hamlesi bölgede bulunan birçok ülkenin planlarını bozdu.

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin varlığından rahatsız olan Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail ve Mısır gibi ülkeler 2020'nin ilk günleriyle birlikte Türkiye-Libya anlaşmasına karşı atılacak adımların ele alınacağı bir toplantı yapmayı planlıyor.