Petrol piyasalarında İran bilmecesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin petrol yaptırımları, İran ile ticari ilişkiler kurmak isteyen tüm ülkeleri zora sokmaya devam ediyor. Ülkeler ticaretlerini sürdürebilmek adına, petrol etrafında adeta köşe kapmaca oynuyor. Petrol ihracatında ciddi oranda düşüş yaşayan İran'ın etrafında oynanan bu köşe kapmaca, giderek acımasız bir hal alıyor.

Petrol piyasalarında İran bilmecesi

Washington yönetimi, İran yönetiminin petrol satışlarını sıfıra indirmeyi hedefliyor ve geçtiğimiz aylarda dayattığı yaptırımları yıkıcı kılmak için baskılarını sürdürüyor. İtalya, Yunanistan ve Tayvan, İran’dan petrol alımını tamamen kesmiş durumda. Türkiye, Japonya ve Güney Kore ise oldukça alımları düşürmüş durumda. Çin ve Hindistan'ın, alımı tamamen kesmesi beklenmezken, Türkiye de benzer şekilde şartlarını zorlamaya devam ediyor.

Normal şartlarda Mayıs ayında bitecek olan muafiyetleri, hangi koşullarda uzatılacağı henüz belirgin değil. Bu bağlamda İran’da günlük petrol satışlarının, bir milyon varilin altına inmesi ABD için teselli örneği oluştururken, Mayıs ayından sonra sıfıra inmesi oldukça güç görünüyor. İthalat Çin ve Hindistan ile sınırlı kalsa bile, seviye 800 bin varilde seyredebilir. İran için ise en kötümser senaryo 500 bin varile düşmesi olur.

Enerji  Bilgi Yönetim İdaresi (EIA)’nın 2018 yılı verilerine göre, İran’dan en çok petrol ihraç eden ülkeler; Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan, Güney Kore, Türkiye, İtalya, Fransa, Japonya, Birleşik Arap Amirlikleri. Uluslararası verilere göre Mayıs'ta 2,3 milyon varil olan günlük ihracat 2018 sonunda 1.04 milyona düştü fakat 2019'un ilk iki ayında 1,1 ile 1,3 milyon arasında seyretti. Şubat ortalaması 1 milyon 250 bin varildi. Bu sayı Mart'ta ise, 1 milyon varile geriledi. Bütçenin yüzde 70-80 oranında petrole bağlı olduğu düşünülürse bu ciddi bir daralma demektir.

Libya ve Venezuela'nın petrol sunamamasına İran da eklendiğinde piyasalarda oluşabilecek dengesizlikler ABD’nin satışları bitirme hedefini zorlamış oluyor. Bu nedenle ABD üretimi artırmaları için Suudiler nezdinde, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü-Organization of Petroleum Exporting Countries'e (OPEC) baskı yapıyor. ABD yaptırımları genişletmekten söz ederken, İran da tecrübelerine dayanarak ablukayı yarmanın yollarına bakıyor.

İran, ihracatlarını sürdürürken Panama bandıralı gemilerini kullanmakta bunun sebebi ise, tankerlerin uydu izleme sistemini (AIS) kapatarak izini kaybettirme özelliğine sahip olmadı. Bu özellik sayesinde uluslararası sularda başka tankerlere aktarmalar yapılabiliyor. ABD bu durumun önüne geçmek için Panama'ya baskı yaparak en az 21 tankerin kaydını iptal ettirdi ayrıca Güney Kore'ye sipariş edilmiş 2 milyon varil petrol taşıma kapasiteli 10 yeni tankerin teslimatını da geciktiriyor. İran'ın elinde şu anda 50 civarında tanker var ama dörtte birini depo olarak kullanıyor.

İran ne yapabilir?

Washington yönetiminin, İran üzerinde uyguladığı baskılar gün geçtikçe artarken İran'ın tutumu da sertleşiyor. İran, bir petrol taşımacılık kanalı ve jeopolitik sıkışma noktası olarak büyük öneme sahip. İran, bu jeopolitik konumuna güvenerek ABD’yi, Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit ediyor. İran'ın bu tehditleri küresel bir petrol fiyatları krizi çıkarma olasılığından öte, bölgede ABD, İsrail, Suudi Arabistan'ı içine çekecek geniş çaplı bir çatışma ortamı olasılığını güçlendiriyor. Bazı analistlere göre ise, ABD ile ihtilaflarının arttığı bu dönemlerde, İran'ın uzun yıllardır Hürmüz Boğazı'nda kontrolü elinde tuttuğunu dünyaya ispat etme çabası olarak değerlendiriliyor.

Türkiye ne yapacak?

Washington yönetiminin yaptırım kararı ortaya çıkıncaya kadar İran, Türkiye’nin en büyük ikinci petrol tedarikçisiydi. ABD’nin yaptırım kararını açıklamasından itibaren Türkiye, İran’dan ithalatı belirli oranlarda yavaşça azalttı. Öyle ki ABD, Türkiye’ye muafiyet bile tanıdı. Şimdi bu muafiyetlerin kalkıyor olması, petrol fiyatlarının artmakta olduğu bir döneme denk geldi. Ciddi bir ekonomik kriz içinde, enflasyon, hızla yükselen gıda fiyatları, gerileyen ihracat gelirleri ortamında, Türkiye yönetimi tüm bu olumsuz dinamikleri güçlendirecek bir gelişme ile karşı karşıya. 

2017 yılında 42 milyon ton petrol ithalatının neredeyse 10 milyon tonunu İran’dan karşılayan ve her ay ortalama 850 bin ton petrol ithal eden Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’nın açıkladığı son veriler dikkate alındığında 2019’un Şubat ayında bu ülkeden 349 bin ton ham petrol doşalımı yapmış. Ham petrol ithalinde yeni lider ise 528 bin ile Irak. Tüm petrol ürünleri içerisinde Şubat ayının lideri 854 bin tonla Rusya Federasyonu oldu.

Muafiyetlerin kalkmasıyla ilgili tüm sert söylemlerine karşın, Ankara'nın, aslında çok fazla seçeneğinin olmadığı ortada. Bu süre zarfı içerisinde Türkiye, İran’dan petrol alımıyla ilgili pozisyonunu belirlerken öncelikle Çin ve Hindistan’ın nasıl bir tavır takındığına dikkat edecektir. Bu ülkeler aynı şekilde petrol alımına devam ederse Türkiye de petrol alımını sürdürmeye çalışabilir. Öte yandan bu iki ülke de İran’dan alımlarını azaltırsa, Türkiye de benzer bir yol izleyebilir ve ABD yasaklarına uymak zorunda kalabilir.

Bu bağlamda Ankara, muafiyetle düşecek olan petrol tedariği ve dış ticaret kaybını karşılayacak yeni kaynaklar bulmak durumunda. Oxford Institute of Energy Studies'e (Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü) göre Türkiye hala İran'dan günde 144 bin varil ham petrol ithal ediyor. Bu bağlamda, ABD yönetiminin, Körfez ülkelerini işaret ediyor olması Türkiye açısından, bölgede rekabet içinde olduğu ülkelerin kapısını çalması anlamına geliyor.

Ankara’nın şimdilik bu konuda pek istekli olmadığı aşikar. Rus petrollerine daha fazla dayanmak olanaklı ancak deniz taşımacılığının getireceği ek maliyeti üstlenmek gerekiyor. Bu durumda Irak petrolü Türkiye için bir alternatif olarak görünüyor.

Suudi Arabistan petrol üretimini artırır mı?

ABD başkanı Donald Trump, muafiyetlerin kalkmasının petrol fiyatları üzerinde herhangi bir fark yaratmayacağına ve İran'ın aradan çıkmasıyla dünya piyasalarında oluşacak milyonlarca petrol açığının  Suudi Arabistan tarafından karşılanacağına inanıyor.  Bazı analistlere göre ise durum çok farklı. Suudi Arabistan'daki petrol fiyatları, Prens Muhammed bin Selman'ın ülke ekonomisini yeniden inşa etme projesi açısından oldukça yeterli düzeyde. Bu sebeple Prens Selman'ın, mevcut düzeyin altına inmeyeceği tahmin ediliyor. Yani Suudi petrol üretiminde, fiyatları aşağı çekecek ani bir artış olasılığı oldukça zayıf.