Pandemi psikolojisi: Normal miyiz yoksa normal gibi mi davranıyoruz?

Türkiye’de ve dünyada koronavirüs vakalarının önlenemez artışı insanlarda panik ve kaygı duygusunu arttırırken toplumun psikolojisini ciddi şekilde etkiledi. Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist Ece Göç pandemi sürecinin psikolojik etkilerini Intell4’a değerlendirdi...

Fethiye Mutaf Narin - Intell4

Tüm dünya koronavirüs (Covid-19) pandemisi ile birlikte ciddi bi travma yaşadı. Şimdi de bu travmadan en az hasarla çıkmaya çalışıyoruz. Ancak salgın sona erdiğinde de ruhsal, ekonomik, siyasi ve sosyal etkilerinin devam edeceği çok açık. Durum böyleyken toplum olarak iyi hissetmekle iyi başa çıkmayı birbirine karıştırma ihtimalimiz oldukça yüksek.

Peki, beynimizin işlevini bozan bu tür bir travma yaşayıp etkilenmemek mümkün mü?

Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist Ece Göç pandemi sürecinin psikolojik etkilerini Intell4’a değerlendirdi...

''KAÇMAK ÇÖZÜM DEĞİL''

Sağlığı etkilemesinin yanı sıra ekonomik, sosyal ve siyasal boyutları olan bu küresel salgının, insan yaşamında geleceğe dair izler bırakmasının oldukça muhtemel olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Ece Göç, Intell4’a verdiği demeçte bu süreçte karar mekanizmamızın oldukça hızlı çalıştığını ve alınan tüm kararların hayatımızı büyük ölçüde değiştirdiğini kaydetti.

İnsanoğlunun salgın sürecinde yaşadığı travmalardan kaçabilmesinin mümkün  olmadığını kaydeden Göç, ‘’Kaçmak çözüm değil. Fakat çoğunlukla ‘kaçma’ davranışını bireyler hayatlarında herhangi bir yerde olumlu bir etki yaratmak için yaptıklarını ifade ederler. Zihnimiz genelde kısa süreli rahatlamayı, uzun süreli rahatlamaya tercih eder ve ortaya çıkan kısa süreli olumlu etki de ‘iyi hissetme’ kavramı ile ilişkilenir’’ dedi.

Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist Ece Göç

 

 ‘’Yaşadığımız duyguları, zihnimizden geçen düşünceleri bastırma çabası ile ‘iyi hissetme’ halini yaşamayı umut ederken aslında insani taraflarımızı yok etme çabasına girerek bedeller ödüyoruz’’ diyerek sözlerini sürdüren Göç, ‘’Bu bedelleri ödemiş olmamıza rağmen hala ‘iyi’ hissedemiyoruz. İnsan olmanın getirdiği duygu, düşünce ve hislerle savaşmaktan çıkarak yaşadığımızda insan oluyoruz.

Özetle, iyi hissetmek yerine iyice hissettiğimizde hayat akıyor. ‘İyi hissetmeliyim, yaşamak için bunu yapmalıyım’ noktasında kaldıkça bedeller ödemeye de devam ediyoruz. Oysa ki hissettiklerimizi hissetmeye izin versek asıl o zaman daha iyi hissedeceğiz’’ ifadelerini kullandı.

NORMAL MİYİZ YOKSA NORMAL GİBİ Mİ DAVRANIYORUZ?

Göç, böyle bir durumda akması gereken duyguların neler olduğu sorusunu şöyle yanıtladı:

Bir virüs hayatımıza girdi ve belirsizliğin, insan yaşamının kaçınılmazlarından olduğu gerçeğiyle bizi yüzleştirdi. Elbette ki bu yüzleşme ile zihninlerimizde, bedenlerimiz, duygu ve düşüncelerimizinde çeşitli değişimlerle karşılaşıyoruz. Belirsizliğin belirgin olduğu bu zamanda neyin tehlike, neyin tehlike algısı, neyin gerçek, neyinse rivayet olduğunu ayırt etmekte zorlanıyoruz. Hepimizin aynı sürecin içinde olduğunu kendimize hatırlatmak ve yola buradan devam etmeyi seçmek; farkındalıklı zihinler yaratmak için de önemli bir adım olacaktır.

Bu acı dolu deneyim ile baş etmeye çalışırken acının insan yaşamının kaçınılmaz bir parçası olduğu fikrini de gözden kaçırmamak gerekir. Acının kaçınılmaz olduğu bir dünyada, acı çekmekten daha önemli olabilecek tek şey acı çekmeye değer bir yaşam öyküsü oluşturmaktır. Koronavirüs, bu bağlamda bizlerde oluşan endişe ve çeşitli acıların yanı sıra bizlere hayatlarımızı yeniden gözden geçirme ve insan acılarında anlam bulabilme fırsatı veriyor.

İç dünyanızda yaşadığınız acıyı ortadan kaldırmaya çalışarak bedeller ödemenin ya da acınızla birlikte hareket edebilmenin sizin seçiminizde olduğunu söyleseydim siz hangisini seçerdiniz?

Bize sürekli “acıdan kaç, acıyı durdur” bilgisi verildi ve bunu öğrendik. Şimdi de acıyı durdurmayı, hiçbir şey hissetmemeye çalışmayı deneyimleyerek “normal” başlığı altına yerleştiriyoruz.  Bu bağlamda da “normal” ile “iyi hissetmek” kavramları ilişkileniyor ve döngü yeniden başlıyor.  Durduracağımız bir durum ya da bir yer varsa orası ancak “hissetmemeyi durdurmak” olabilir ve buradan yeniden harekete geçebilir, “normal”i yaşamaya başlayabiliriz.

TRAVMAYLA BAŞA ÇIKABİLMEK MÜMKÜN

Travma sürecindeki bireyler; düşüncelerini organize etme, eski bilgilerini hatırlama, plan yapma, karar verme ve nihayetinde mantıklı düşünme konusunda zorlanabilir. Sokağa çıkma yasağının haberini alan kişilerin sosyal mesafe kuralını hiçe sayarak marketlere hücum etmesi, stres altında beyin işlevlerinin ne kadar bozulduğunun bir örneğidir. Bu kapsamda travmayla baş etmemize yardımcı olabilecek önerilerde bulunan Psikolog, Psikoterapist Ece Göç, travmatik tecrübeler yaşayan bireylerin genellikle inkar sürecinde olduğunu belirtiyor.

Travmada öncelikli olarak sorunun ne olduğu konusunu tespit etmek gerektiğinin altını çizen Göç, ‘’kabul’’ etmek dışında bir şansımızın olmadığını hatırlamamız gerektiğini ifade ediyor.

“Kabul” kelimesinin kulağa oldukça zor geldiğini kaydeden Göç’ün ifadeleri şöyle:

O zaman size sorabilirim: Başka yolu var mı?

Kabul, burada bütüncül bir bakış açışı sağlıyor. Geçmişi ve olanı kabul ettiğimde aslında her şey yerli yerinde oluyor ve “ben” bütün alanda “var olmaya” başlıyor.  Kabul, varoluş olduğumuzu gösteriyor. “Sen travmanın kendisi değilsin, ondan daha büyüksün” bilgisi geliyor ve bizlere alan açıyor. 

BEYNİMİZ TRAVMADAN NASIL ETKİLENİYOR?

Beynimizin travmadan nasıl etkilendiğine yönelik açıklamalarda bulunan Göç, ‘’İnsan, öngörülebilir bir hayat yaşadığında hayatını daha kolay yönetebileceğini düşünüyor. Batı toplumlarında ise bu öngörülme halini doğmak, oyun oynamak, büyümek, okul yaşamı, meslek, kariyer, evlilik, çocuk, torun ve ölüm olarak kurguluyor.  Bu basamakların herhangi birinde öngöremedikleri bir durum ile karşı karşıya kaldıklarında ise travmatik öykü başlıyor. Travmanın kendisi, kendi düşünüşümüze uygun olmadığı için de en başta bunu anlamıyor ve en önemlisi anlamlandıramıyoruz.

‘Bu nasıl olur da benim başıma gelir?’ sorusunun içinde hapsolmaya başlıyoruz.  Bu soru etrafında dolanırken her şeyin hareket halinde olmasına karşılık, travmada hareket alanı donuyor. Psikoterapilerde de bizler bireylere bu hareket alanını hatırlatıyoruz’’ ifadelerini kullandı.

RUH SAĞLIĞIMIZI NASIL KORUYACAĞIZ?

Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist Ece Göç’ün böyle bir dönemde ruh sağlığımızı nasıl koruyabileceğimize dair verdiği bazı ipuçları şöyle:

● Duygularınızı kabullenerek

● Düşünce ve gerçeği ayırt ederek

● Geçmiş ve gelecek odağı yerine şimdiki an ile temas ederek 

● Yapıcı ve yıkıcı endişelerin ayrımına vararak

● Belirsizliği kabul edip; her şeyi kontrol edemeyeceğinizin, belirli kılamayacağınızın farkına vararak

● Olabilirlik ve olasılık kavramlarının öğrenerek 

● Güvenilir kaynaklardan yararlanarak

PANDEMİNİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ YIKICI ETKİSİ

Dünya olarak normalleşme adımları attığımız bir dönemdeyiz. Ancak yakın zamanda bu salgından kurtulabilmemiz pek mümkün görünmüyor. Özellikle çocuklar, virüsün toplumsal yaşamda yarattığı değişimler oldukça fazla etkileniyor.

Peki, ebeveynler çocuklar üzerinde ciddi ve yıkıcı etkiler bırakabilecek bu durumla nasıl mücadele etmeli?

Bu süreçte öncelikli sorumluluğun ebeveynlerine, sonrasında ise uzmanlara düştüğünü belirten Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist Ece Göç, ‘’Çocukların yaşlarına uygun olacak bir biçimde zihinlerinde yarattığı belirsizliği ve anlaşılmazlığı azaltmak ve yeterlilik algısını artırmak gerekir. Her iki amaca da ulaşabilmek için çocuklarla ve gençlerle konuşulması sağlıklı bir yöntem olacaktır’’ diyor.

Göç, bu kapsamda çocukların ve gençlerin korunması için önerilerini sıralıyor:

● Bilgilendirme

● Dürüst ve açık olma

● Bilgi kaynaklarını kontrol etme

● Rutinlerin oluşturulması

● Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının devamı

● Anne ve babanın model olması

● Sosyal ilişkilerin telefon veya internet aracılığıyla da olsa devamı

●Duyguları dinleme, anlamlandırma ve destekleme

● Olası ruhsal bozukluk gelişimine karşı uyanık olunması ve daha önceden var olan sorunlar için tedavilerin devamının sağlanması

Fethiye Mutaf Narin - Intell4

fethiyemutaf@intell4.com