Düzelen Ozon tabakasına korona daha iyi gelecek

Dünyadaki canlı yaşamının korunması ve devamı için hayati öneme sahip ozon tabakasındaki delinme giderek azalıyor. Amerikalı bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir bilimsel araştırmaya göre Antarktika üzerindeki Ozon tabakasının kalınlaşma sürecinde olduğu ortaya çıktı. Koronovirüs pandemisinin ardından üretimin ve tüketimin zaruri ihtiyaçlar dışında durma noktasına gelmesi hem doğanın yenilenmesi hem de ozan tabakasındaki delinmenin daha da iyileşmesine gelecekte vesile olacak.

Nature dergisinde yayınlanan ve Amerikalı bilim insanlarının yürüttüğü araştırmada Antarktika üzerindeki Ozon tabakasında görülen iyileşmenin net bir şekilde görüldüğüne dikkat çekildi.

Geçen yıl yapılan bir araştırmada da ozon deliğinin 1988’den bu yana en küçük seviyeye gerilediği bulgusuna erişilmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) 1987’de ozon deliğine neden olan kimyasalların kullanımını yasaklayan Montreal Protokolü’nden bu yana deliğin, her on yılda yüzde bir ila üç oranında küçüldüğünü tahmin ediyor.

1987’de imzalanan Montreal Protokolü ile stratosferik ozonun tükenmesine neden olan ve “ozon tüketen maddeler” olarak da bilinen kloroflorokarbonlar (CFC) ve hidrokloroflorokarbonlar (HCFC) yasaklanmıştı. Bu maddeler buzdolapları, klimalar, yangın söndürücü gibi aletlerde ve havacılık, tarım, elektronik gibi sektörlerde yaygın olarak kullanılan gazlardı.

 OZON NEDİR? OZON TABAKASI NEDEN DELİNİR?

Renksiz, keskin kokulu bir gaz olan Ozon aynı zamanda oksijenin kimyasal bir kuzenidir. Oksijen atmosferde; oksijen atomu (O), oksijen molekülü (O2) ve ozon (O3) olarak üç değişik biçimde bulunur ve ozon normal oksijenden daha az kararlıdır. Yüksek enerjiye sahip güneş ışınlarının normal oksijen moleküllerine (O2) çarpmasıyla ortaya çıkan oksijen atomlarının (O) diğer oksijen molekülleriyle (O2) birleşmesi sonucunda ozon (O3) meydana gelir.

Stratosferde yer alan ve Güneş’ten yeryüzüne ulaşan  ultraviyole radyasyonun çoğunu emerek koruyucu bir kalkan görevi üstlenen ozon tabakası olmasa gezegende hiçbir canlı hayatta kalamazdı.

Geçmişte, insanların kullandığı çeşitli ürünlerde bulunan kloroflorokarbonlar (CFC'ler), ozon tabakasında yaşamı tehdit eden bir hasara neden oldu.

OZON TABAKASININ DELİNMESİNİN YERYÜZÜNE ETKİLERİ

Ozon tükenmesinin bir sonucu olarak dünyaya erişen ek UV-B radyasyon, en basit tek hücreli bitkilerden böceklere, balıklara, kuşlara ve memeli hayvanlara kadar insanlar da dahil bütün canlılar üzerinde zararlı etkendir.

 İNCELME, İLK 1974'DE TESPİT EDİLMİŞTİ 

California Üniversitesinden Sherwood Rowland ve Mario Molina tarafından hazırlanan 1974 tarihli bir araştırma makalesi, ozon tabakasının delinmekte olduğunu ortaya koyan ilk bilimsel verileri ortaya koymuştu. Söz konusu bilim insanları çalışmasında, ilerleyen yıllarda yaygın olarak buzdolaplarında, klimalarda ve aerosol sprey kutularında kullanılan kloroflorokarbonlar (CFC) adı verilen bir sentetik kimyasal sınıfının nasıl çalıştığını anlatmıştı.

Modern insanların hayatının ayrılmaz parçaları haline gelen "beyaz eşya" sınıfındaki bu elektronik aletlerin, insan yaşamı için kilit öneme sahip stratosferde delikler oluşmasına yol açtığını vurgulayan bilim insanları, daha ince bir ozon tabakasının güneşten daha fazla UV ışınının dünya yüzeyine ulaşmaya imkan tanıdığını belirtiyor. Bu da insanlarda cilt kanseri, katarakt, doğadaki hayvan ve bitki türlerinin geleceği açısından de sayısız problemlere neden teşkil ediyor.

TÜRKİYE'NİN UYGULAMADAKİ BAŞARISI 

Montreal Protokolü'ne 19 Aralık 1991'de taraf olan Türkiye'ye, BM Çevre Programı (UNEP) tarafından 2012, 2014 ve 2016 yıllarında "Ozon Tabakasını Koruma Onur Madalyası" verilmişti. Geçen yıl Çin'in aldığı bu ödülün bu yılki adayları arasında uygulamadaki başarısıyla ön plana çıkan Türkiye de bulunuyor.

Ülkeler, koruma tedbirleri kapsamında soğutma ve iklimlendirme cihazlarında kullanılan "Klorodiflorometan" (HCFC-22) maddesinin kullanımına kısıtlamar getirirken, bu maddenin ithalatı, bu maddeyi içeren ürünlerin Montreal Protokolü kapsamında gelişmekte olan ülkelere ihraç edilmesine de kontrollü olarak izin veriyor.

Ayrıca Hidrokloroflorokarbon (HCFC) grubu gazların da kullanımını kademeli olarak sonlandırmak için yönetmeliklerinde düzenlemelere gidiyor.

Halon gazların kullanımı için ise küresel çapta ithalat yasakları ve kısıtlama tedbirlerine başvurulurken, iç piyasalarda zorunlu tüketim için islah faaliyetleri yürütülüyor.

Ozon tabakasını incelten maddelerin sonlandırılmasına gayret gösterilirken, verilen istisnalarla ülke ihtiyaçları ve ihracatın engellenmemesi de gözetiliyor.

DOĞA YENİLENİYOR, OZON TABAKASI İYİLEŞİYOR

Koronavirüs pandemisinin bütün dünyaya yayılması ile birlikte en çok dillendirilen yargıların başında 'dünya değişiyor' gelmekte. Evet, uluslararası ilişkiler, ekonomik sistem, küreselleşme gibi kavramlar üzerinden bakıldığında dünyanın değişeceğini söylemek daha önce yaşanmış büyük çaplı krizlerden sonraki tecrübelere bakarak imkansız olmadığını öne sürebiliriz.

Bir de gezegen olan Dünya'nın değişeceğini vurgulayan bir yargı var, onlar da tahrip olan doğanın yıılardır kendisine zarar veren insanoğluna toplu bir fatura çıkardığı görüşünde. Ancak tüketim çılgınlığındaki toplumlar Covid-19 karantina sürecinde insani ihtiyaçlar dışında nerdeyse hiçbir alışveriş yapmıyor. Üretim ve tüketimin asgari düzeye indiği bir dönemde doğanın tahribi de imkansız hale geliyor. Bütün bu yaşananlar hem doğanın yenilenmesine hem de uzun yıllardır tartışılan Ozon tabakasındaki delinmenin daha da iyileşmesine vesile olacaktır.