Osmanlı Mısır ilişkisi ve Mehmed Ali Paşa hanedanı

Osmanlı-Mısır ilişkilerinin en hareketli olduğu dönem, Kavalalı Mehmed Ali Paşa ve onun haleflerinin ülkeyi yönettiği yıllardı. Mehmed Ali Paşa, Mısır’da pek çok reform başlattı. Osmanlı’dan bağımsız olma niyetindeydi.Ancak başta İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin Mısır üzerindeki etkisi nedeniyle ne o, ne de halefleri bu isteklerini gerçekleştirme imkanı bulabildi.

Osmanlı Mısır ilişkisi ve Mehmed Ali Paşa hanedanı - Sayfa 1

Çağdaş Mısır tarihçilerinden Afaf Lutfi Al-Sayyid Marsot, Türkiye’de çevrilen kitabında (Mısır Tarihi, Arapların Fethinden Bugüne, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2010) Mehmed Ali Paşa idaresi için devlet sisteminin başlangıcı tabirini kullanır.Aslında Mısır, 1517’deki Ridaniye Savaşı’ndan beri Osmanlı’nın mülküdür. Fakat burada idaredeki sisteme dikkat edelim. Yavuz Sultan Selim ki şedit bir idare adamıdır.Mısır’ı Osmanlı merkez sistemi dışında tutmayı tercih etmiştir. Klasik sisteme uyulmuştur.Şafii kadiü’l kudatı, Maliki kadiü’l kudatı gibi Memlük müesseselerini bir şekilde tahfif ederek devam ettirmekte yarar görmüştür ve tımar sistemini de çok sınırı olarak uygulamıştır.Burada yapmak istediği şey, daha çok Memlük beylerini kendisine rabtetmektedir. Bunda bir tehlike görmemiştir çünkü Memluklar, ondan evvelki Mısır’a da yabancı bir idareci seçkinler sınıfıydı.Komutandılar, Çerkez ve Türk kökenliydiler. Hepsi de satın alınmış kulda değildi, devşirmeleri de vardı. İyi savaşçıydılar.Mısır ordusunu yenen Osmanlı ordusunun palaları ve kılıç kalkanları değildi sadece. Asıl unsur Yavuz Sultan Selim Han’ın ateşli silahları çok iyi kullanan bir ordunun başında, mahir bir mareşal olmasıdır. Yavuz’un Sina Çölü’nü o ağır toplarıyla geçip, Ridaniye’deki çevirme harekatıyla Kahire’yi düşürmesi büyük bir askeri başarıdır, bir teknik harikadır ve orduyu orada telef etmeden geçirmiştir. 400 yıl sonra 1. Cihan Harbi’ndeki yeteneksiz ordu komutan ve Alman müşavirlerin ordumuzu ve askerimizi yanlış bir mevsimde nasıl telef ettiğini biliyoruz.

18
Osmanlı Mısır ilişkisi ve Mehmed Ali Paşa hanedanı - Sayfa 2

Yavuz Sultan Selim Han, orada Memluk beylerini idarenin içinde bırakmayı tercih etti. Başlarına beylerbeyi rütbesinde çok önemli bir veziri, bir mareşali bizzat seçerek tayin etmiştir. Bazıları Osmanlı tarihinin en becerikli devlet adamlarındandır.Örneğin biri Gazi Ahmet Paşa’dır. Bir diğeri Mısır için defterdarlıkla giden Mustafa Ali’dir.Mısır kadıları çok önemlidir ve Osmanlı Yavuz’dan beri Suriye, Filistin ve Mısır için Arabistan ulemasını ayrı bir silke tabi tutmuştur.O ayrı meslek oldu onlar için kendi içlerinde terfi ederlerdi.


28
Osmanlı Mısır ilişkisi ve Mehmed Ali Paşa hanedanı - Sayfa 3

Burada Napolyon’un beklenmedik, beklenmesi gereken istilasından söz etmek gerekir. Napolyon Mısır’a Müslümanlığa da hürmet eden ve Müslümanlara da yönetici olmayı hedefleyen tavrı ve türbanlı üniforması ve görünüşüyle bu hedefini ortaya koyan bir hükümdar olarak girdi. Mısır uleması kendisine beklenmeyecek derecede iltifat etti ve girişi çok önemli oldu.Bu ileride Mehmed Ali Paşa’nın benzer politikaları çok daha ustalıkla götürmesi ve Suriye’ye girişinde çok candan karşılanışı ile bir arada düşünülebilir.


38
Osmanlı Mısır ilişkisi ve Mehmed Ali Paşa hanedanı - Sayfa 4

Kavalalı Arnavut Mu Kürt Mü?

Mehmed Ali Paşa Kavala’da doğmuş, çok zor bir gençlik geçirmişti.Kendisine Arnavut diyorlar, Kürt diyenler de vardır.Kendisini Bayburt taraflarına bağlayanlar da vardır. Bu üç şecere de maalesef zayıftır.Üçüncüsünü kabul edenler çoğaldı. Osmanlı’da hakikaten önemli bir sınıftan değilseniz, şecerenize çok güvenilemez. Ama şunu kabul etmemiz lazım; Mehmed Ali Paşa imparatorluğun ordusunda ve şartlarında yetişen biridir ve Kavala’daki hayatı çok açıkça göstermektedir ki, idareyi vergi toplanmasından asayişi sağlamaya kadar öğrenmiştir.Ve onun reformlarında göze batan üstünlük şudur. Bir kere 2.Mahmud’dan daha önde gitmektedir. Vekay-i Mısrıyye, Takvim-i Vekayi’den daha önde gider Ordudaki ıslahat, tabii ki Türkiye’de yeniçeriliğin kaldırılması, yeniden modern ordunun kurulması kadar zor olmamıştır. Ama onun kadar mükemmel de bitmemiştir. Uzun askeri ıslahat Türkiye’de askeri mükemmel şekilde hazırladığı gibi Avrupa ordularının yanında, üstelik kurmay sistemine de diğer büyük devletler gibi erkenden geçme imkanı yaratmıştır.İkincisi, 2.Mahmud’un Türkiye’sinin aksine, Mehmed Ali devletle işbirliğine daha doğrusu demokratik bir işbirliği değil bir angarya alışkanlığına sahip bir milletin başındadır.

48