Yunanistan'ın baskısı artıyor! Osmanlı Devleti neden camiye dönüştürdü?

İstanbul’un Fatih ilçesindeki Kariye Camisi’nin ibadete açılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Yunanistan'ın kınama mesajına Erdoğan'dan yanıt gelirken Yunanistan ikinci hamle olarak ülkedeki Türk köylerine tatbikat düzenleyerek, komandoları konuşlandırmaya başladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla, 29 Ağustos 1945 tarihli ve 3/3054 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Fatih ilçesindeki Kariye Camisi’nin müze ve müze deposu olarak kullanılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığına tahsis edilmesine ilişkin kısmi, Danıştay Onuncu Dairesinin 11 Kasım 2019 tarihli kararıyla iptal edildiğinden, Kariye Camisi yönetiminin 22 Haziran 1965 tarihli ve 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 35’inci maddesi gereğince Diyanet İşleri Başkanlığına devredilerek ibadete açılmasına karar verildi.

Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesinin ardından gelen Kariye kararı, Yunanistan'ın Türk köylerini hedef göstermesine neden oldu. Bölgede askeri hareketlilik de yaşanırken, ilk kez Osmanlı Devleti döneminde camiye dönüştürülen Kariye neden önemli?

Gayrimüslim mabetlerinin korunmasına gösterdiği özenle bilinen Osmanlı Devleti, siyasi simge olarak bilinen mabetleri neden camiye dönüştürdü?

Bizans Sarayı'nda yaşanan taht mücadelelerinin ardından Prens Aleksios'un kaçarak Alman İmparatorluğu'na sığınmasının ardından Papa Haçlı Seferleri çağrısı yapmıştı. 

Kudüs üzerine yapılacak Haçlı Seferi'nde ordunun deniz yoluyla bölgeye gönderilmesi problemini çözmek için Bizans Sarayı'nda gözlerine mil çekerek zindana atılan Enrico Dandolo'dan yardım istendi. 

İstediği ücreti alamayan Dandolo, bu kez de Alman İmparatorluğu'na sığınan Aleksios'un tahta oturtulmasını şart koştu. Haçlı orduları teklifi seve seve kabul etmelerinin ardından süratle Konstantinopolis'e doğru demir attı. Halk bir sabah uyandığında yüzlerce Venedik gemisinin içinde Katolik Şövalyelerle bugünkü Kadıköy kıyılarına demir attığını gördü. 

Kariye'nin tarihini Independent Türkçe için kaleme alan Mehmed Malzum Çelik şu bilgileri verdi:

Venedikli Haçlılar, donanmasını Galata civarına çevirerek bölgeyi muhasara altına aldı. Haliç zincirleri kırılarak bölge Venediklerin eline geçti ve onları oradan yüzyıllar sonra ancak Türkler atabilecekti.

Fransızların çoğunluğunu oluşturduğu kara ordusu da Bizans surlarına şiddetli taarruzlara girişti.

Şehrin düşeceğini anlayan Amca Aleksios'un tahtını terk ederek şehirden kaçması halkın direnişi kıran en büyük gelişme oldu.

Bu gelişme üzerine Haçlılar Yeğen Aleksios'u tahta oturttu. Latin ordusu şehre girdikten sonra ilk iş olarak Konstantinopolis'te yaşayan Müslümanları kılıçtan geçirmiş ve şehirde birçok taşkınlık göstermişti.

Şehirde yıkıma neden olmalarıyla birlikte Latin kızların kötü muameleye maruz kalmaları şehirde kaosa neden olurken, İznik İmparatoru VIII. Mihail Paleologos, Latin imparatorluğundan payitaht İstanbul'u kurtardıktan sonra Bizans Devleti bu utanç dolu günleri bir daha unutmamak için Kariye Kilisesi'ni yeniden inşa ettirdi.

Kariye, ayakta olduğu ve çanlar çaldığı sürece hiçbir Bizanslı genç bu esareti asla unutmayacak ve ümidini kaybetmeyecekti.

Ünlü Seyyahımız Evliya Çelebi'nin "Ve Edirnekapusu kurbünde câmi‘-i Kahriyye: mâ-tekaddem deyr-i musanna‘ imiş" sözleriyle oldukça estetik bir sanatla yapılan bir kilise olarak tanımladığı bu mabet, kilise olarak hizmet verdiği mühletçe Bizans İmparatorluğu'nun İstanbul sokaklarında dolaşan hayaleti olacaktı.

Osmanlı'nın İstanbul'da geçici değil, kalıcı olacağının alamet-i farikalarından biri de Kariye Kilisesi'nin bir Müslüman mabedine çevirmesi ile mümkündü.

Nitekim Sultan İkinci Beyazid zamanında mozaikler ve fresklerin üzerine sıva çekilerek bu yapı bir camiye dönüştürüldü.

OSMANLI'NIN KİLİSE POLİTİKASI ve KARİYE CAMİSİ

Yeditepeli İstanbul'un en stratejik tepesi olarak kabul edilen Haliç'in hemen arka sırtlarında Edirnekapı içlerinde bulunan Kariye Camisi; Grekçe 'chora' yani 'taşra', Arapça'da ise 'kariye' yani 'köy' anlamına gelmektedir.

Hazreti İsa'dan sonra 536 senesinde inşa edildiği düşünülen bu yapı depremler ve savaşlar sebebiyle defalarca yıkılıp inşa edilmişti.

1945 senesinde Bakanlar Kurulu kararıyla cami işlevinden çıkartılarak müzeye dönüştürüldü.

Kariye Camisi, Bizans İmparatorluğu'nun siyasi bir simgesiydi. Dışarıdan bakıldığında pek ihtişamlı durmaz, tuğlaların dışarıdan görülebildiği bu yapı daha içeriye ilk adım attığınız anda sizi zengin bir mozaik ve dekoratif öğelerle adeta büyüler.

Bizanslıların gözünde de yıkılmaya yüz tutan imparatorlukları ilk bakışta dışarıdan pek ihtişamlı durmazdı; ama yakından baktığınızda tarih ve medeniyet birikimiyle herkesi etkileyecek bir kudrete sahipti.

Nitekim Fatih Sultan Mehmet Han da İstanbul'u fethederken bu ihtişamı yakından görmüştü ve Bizans'a karşı büyük bir hayranlık duyuyordu. Lakin Kariye tüm ihtişamına rağmen Osmanlı İmparatorluğu için bir tehditti.

Siyasi simgeler bir kenara bırakıldığında gayrimüslim mabetlerinin korunması konusunda Osmanlı Devleti büyük bir hassasiyet göstermişti.

İstanbul başta olmak üzere "anveten fetih" yani kılıç hakkıyla ele geçirilmiş olmasına rağmen "Her kilisenin yanına bir cami" politikası izlenmişti.

Buna göre istisnai durumlar hariç kiliseler, Hıristiyan mabetler olarak korunuyor ve ihtiyaçlar çoğunlukla inşa yöntemiyle hallediliyordu.

Tarihin gördüğü en ihtişamlı medeniyetlerden birisi olan Endülüs'teki tüm Müslüman mabetleri kiliseye çevrilip Müslümanlar anavatanlarından sürülmüşken Osmanlı İmparatorluğunun başkentinde günümüzün modern devletlerinde bile eşine az rastlanır bir din ve vicdan hürriyeti örneği gösteriliyordu.

Ayrıca Osmanlı topraklarında yaşayan Hıristiyan ve Yahudilerin mabetlerini inşa etmesine de müsaade edilmişti. Onlardan istenen tek husus yapılacak mabetlerin büyüklüğü İslam camilerinden daha ihtişamlı olmayacaktı.

Kariye Camisi'nin siyasi imgesinin yanında taşıdığı estetik değer de görenleri şaşkına çevirecek bir mahiyete sahip.

Camiye girdiğinizde Naos bölümünde sizi sol eli açık karşılayan Hazreti İsa mozaiği "Ey bütün yorgunlar ve yükleri ağır olanlar, bana gelin ve size ben rahat veririm" yazısıyla karşılamakta.

Hodegetria Meryemi Mozaiği kucağında Hazreti İsa mozaiği ile bir yol göstericiliği imgesini temsil etmektedir. Meryem'in Ölümü (Koimesis) Mozaiği ise Naos bölümünün önemli temsillerindendir.

İç nartekste bulunan başında haç haleli Hazreti İsa mozaiği yine yapının şaheserleri arasındadır. Yanında iki melekle Hazreti Meryem Mozaiği bir başka önemli eserdir.

Hazreti İsa ve Meryem Ana mozaiklerinin yanında Havari Tarsuslu Petros'un mozaikleri göze çarpıyor. Yılda yaklaşık 300 bin turisti ağırlayan bu yapı daha çok yabancı turistlerin dikkatini cezbetmektedir.

2019 yılında müze olması yönündeki Bakanlar Kurulu Kararı iptal edildi. İlk kez Cihat Arpacık'ın gündeme getirdiği haberde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın ziyareti sonrası cami Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlanarak tamamen ibadete açıldı.