Ortodoks aleminde yeniden yapılanma 

Batı Avrupa'daki Rus Ortodoks Kilise, Ukrayna Ortodoks Kilisesi'nin Rus Ortodoks Kilisesinden ayrılma talebini onaylayan Fener Rum Patrikhanesinden ayrılarak Moskova Patrikliğiyle birleşti. Ukrayna Ortodoks Kilisesi'nin ayrılma talebine karşın yapılan bu hamle Ortodoks aleminde büyük ayrılmaların yaşanacağının belirtisi olarak kabul edilmektedir. Diğer taraftan Ukrayna Ortodoks Kilisesi uzun yıllardır Rus Ortodoks Kilisesinden ayrılmayı planlamaktaydı ve Patrikhanenin onayıyla bu gerçekleşti.

Ortodoks aleminde yeniden yapılanma 


Geçtiğimiz yıl Ukrayna’da bazı din adamları, Moskova kiliselerin karşılık, Kiev Patrikhanesi Ukrayna Ortodoks Kilisesi ve Ukrayna Bağımsız Ortodoks Kilisesi’ni kurduklarını ilan etmişti. Fakat Ortodoksluk mezhebinde bu yapılanmanın geçerli olması için bu kiliselerin, Fener Rum Patrikhanesi ya da diğer patrikhanelerin yarısı tarafından tanınması kuralı var. Bu kural doğrultusunda Ukrayna Ortodoks Kilisesi, Fener Rum Patrikhanesine ayrılma talebinde bulunmuş ve bu talebi onaylanmıştı. Rus Ortodoks Kilisesi, yaptığı itirazlara rağmen Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin ayrılma talebinin onaylayan Fener Rum Patrikhanesi'nden ayrılmıştı. Bugün itibariyle Merkezi Fransa'nın başkenti Paris'te olan Batı Avrupa'daki Rus Ortodoks Kiliselerinin Başpiskoposluğu, İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi ile yaşanan gerginlik sonrası yapılan oylamada Moskova Patrikliği ile birleşme kararı aldı. 

 

İskandinavya'dan İspanya'ya yaklaşık 120 cemaatin bağlı olduğu kiliselerin başpiskoposunun Jean de Charioupolis’in olduğu Batı Avrupa Rus Ortodoks Kilisesi, cumartesi günü düzenlenen olağanüstü genel kurul toplantısında yapılan oylamada, Moskova Patrikliği ile birleşme projesini yüzde 58 oy çoğunluğu ile kabul etti. Paris merkezli başpiskoposluk, 1917 Bolşevik Devrimi sonrası batıya sürgüne gönderilen Rusları temsil ediyordu. 1931'de İstanbul Fener Rum Patrikhanesi tarafından kontrol edilmeye başlanan Rus Ortodoks Kiliseleri Başpiskoposluğu, tekillik ve özerkliğini koruyordu. 
 
Yaşananların fitilini Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Rus Ortodoks Kilisesi’nden ayrılma kararı ateşlemişti. Fener Rum Patrikhanesi’nin de bu talebi onaylanması Ortodoks aliminde cemaatler arasında büyük gerginliğe neden olmuştu. Fakat Ukrayna Ortodokslarının Rus Ortodokslarından ayrılma talepleri son beş yıldır ortaya çıkan bir durum değil. Yüzyıllardır Rus Ortodoks Kilisesi’ne bağlı olan Ukrayna Ortodoks Kilisesi uzun yıllardır bağımsızlık mücadelesi vermekte. 
 
Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova’nın kontrolü altına girmesi 
 
1654 yılından itibaren Ukrayna-Kiev Ortodoks Kilisesi giderek Moskova’nın yörüngesine girmeye başlamıştır. Zira bu dönemde Ukrayna’nın Zaporojya bölgesinde yaşayan ve sık sık Leh Krallığı, Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti ile çatışmalara giren “özerk” konumundaki Rus Kozaklarının siyasi ve askeri önderi (Hetmanı) olan Bogdan Hmelnitskiy, Moskova merkezli Çarlık Rusya’sı himayesine girmeyi kabul eden bir anlaşma imzalamıştır. Böylelikle Ortodoks dine mensup Ukrayna halkının, Kiev merkezli yayılan ve kurumsallaşan dini hayatı artık Moskova’nın etkisine girmiştir. Yaşananlar sonucunda 1686 yılında Kiev Kilisesi, Fener Rum Patrikhanesinin yönetiminden çıkartılmış ve Moskova Kilisesine bağlanmıştır. Zaman içerisinde Kiev Kilisesi bütün özerkliğini yitirmiş ve Moskova’daki Rus Ortodoks Kilisesi’nin sıradan bir piskoposluğuna dönmüştür. Kiev Kilisesinin bu durumu XX. yüzyıla kadar devam etmiştir.  
 
1917’de Bolşevik Devri ile Moskova Ortodoks Kilisesi açısından yeni bir süreç yaşanmıştır. Yaşanan siyasi gelişmeler ve Rusya’da meydana gelen iktidar boşluğuyla birlikte Baltık devletleri, Gürcistan ve Ukrayna gibi Rus olmayan bölgelerden hem siyasi hem de dini yönden bağımsız olma sesleri yükselmeye başlamıştır. Örneğin 12 Mart 1917 tarihinde Gürcistan–Tiflis Ortodoks Yönetimi eski bağımsız otonom “otosefal” düzene dönüldüğünü ilan etmiş; 1923 yılında da siyasi bağımsızlığını kazanan Estonya, Moskova merkezli Rus Ortodoks Dini Meclisi “Sinod’undan” ayrıldığını bildirerek İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı geleneksel “özerk” statüsüne geri dönmüştür. Estonya ve Gürcistan halklarından esinlenen Ukrayna halkı da kendi dini hayatlarını Rus Sinod’undan ayrıştırma isteklerini dile getirmişlerdir. Fakat Sovyetler Birliği’nde yaşanan siyasi gelişmeler ve Moskova merkezli otoriter devletin yeniden kurulmasıyla kiliseler tam anlamıyla devlet kontrolüne girmiş ve Sovyetler Birliğinin yıkılışına kadar böyle devam etmiştir.  
 
Ayrılık Süreci 
 
Sovyetler Birliği’nin 1991 tarihinde dağılmasının ardından Kiev, Moskova’dan tamamen bağımsız bir Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin hayalini kuruyordu. Sovyetlerin dağılmasının ardından Ukrayna, bağımsızlığını pekiştirmek için milli kimliğini tahkim etmek istemiştir. Bu çerçevede daha önce egemenliği altında bulunduğu Rusya’nın milli çıkarlarına uygun hareket eden Moskova Patrikliğinin ruhani alanından ayrılarak bağımsız kiliseye sahip olmak Ukrayna için önemlidir. Bu doğrultuda kilisenin bağımsızlığı bir bakıma devletin bağımsızlığının tamamlayıcı bir unsuru olarak görülmekteydi. Sivil idarecilerden Avrupa'yla yakınlaşmayı isteyenlerde durumu bu şekilde okudu ve Ukrayna Kilisesinin bağımsızlığını destekledi.  
 
1980’lerin sonuna doğru dağılma sinyalleri vermeye başlayan Sovyetler Birliği’nde Ukrayna–Kiev Piskoposluğu tarafından bağlı oldukları Moskova Ortodoks Patriği II. Aleksiy’e başvurularak Ukrayna–Kiev Ortodoks Kilisesinin yeniden özerk statüsüne kavuşturulması talep edilmiş ve Moskova Ortodoks Kilisesi Piskoposlar Konseyince bu talep 25-27 Ekim 1990 tarihli kararla kabul edilmiştir. Bu tarihten itibaren Ukrayna–Kiev Ortodoks Kilisesi, “Moskova Patrikhanesine” bağlı oldukları dönemin aksine tüm Dünya Ortodoks Kiliseleri tarafından tanınmış tek Ukrayna Otosefal (Otonom) Kilisesi olmayı hedeflemiştir. Fakat kısa bir süre sonra Ukrayna–Kiev Ortodoks Kilisesinin kendi başına “otosefal” statü elde etmek yerine yeniden Moskova Ortodoks Kilisesi’ne bağlanarak Ukrayna’daki tüm Ortodoks çevreler arasında bir birlik sağlanması gündeme gelmiştir. Bu durum ülkede bir tarafta “Kiev Patrikhanesine” bağlı Ukrayna–Kiev Ortodoks Kilisesi, diğer tarafta “Moskova Patrikhanesine” bağlı Ukrayna–Kiev Ortodoks Kilisesi gibi iki ayrı dini otoritenin ortaya çıkarmasına neden olmuştur. 
 
“Kiev Patrikhanesine” bağlı Ukrayna–Kiev Ortodoks Kilisesi genel olarak Ukrayna’nın batısında Galiçya, Volyn, Kiev ve Çerkessk bölgesinde etki sahibi olup, ülkenin diğer bölgelerinde baskın mezhep değildir. Ukrayna’nın batısında etkili olan dini otoritelerin başında Ukrayna Yunan Katolik Kilisesi gelmektedir. Galiçya’nın 3 bölgesinde “Kiev Patrikhanesine” bağlı UOK (Ukrayna Ortodoks Kilisesi), rakibi “Moskova Patrikhanesine” bağlı UOK’sine göre daha çok cemaate (taraftara) sahiptir. “Kiev Patrikhanesine” bağlı UOK’si Patriği Filaret tarafından 11 Temmuz 2008 tarihinde yapılan bir konuşmada paylaşılan bilgiye göre “Kiev Patrikhanesi’nin” 29 piskoposluk bölgesi, yani her ilçede 1 veya 2 piskoposluk bölgesi, 40’a yakın piskopos, 3 bini aşkın rahip, 4500 ibadet yeri, 4 yüksek manevi mekân, 48 bayan ve erkek manastırı ve 14 milyona yakın cemaati bulunmaktadır. (Moskova Patrikhanesinin ise 9,5 milyon cemaati vardır). Bağımsızlık sürecinde “Kiev Patrikhanesi” 3 kat büyümüştür. “Kiev Patrikhanesine” bağlı UOK, 2001 yılında Ukrayna’yı ziyaret eden Katolik Dünyası Papası II. Loannes Paulus’un teşvikiyle, ülkedeki Roma Katolik Kilisesi ve Rum Katolikleri ile iyi ilişkiler kurmayı başarmıştır. 

 


Nedenleri ve Ayrılık Süreci 
 
Sovyet döneminde kiliselerin etkileri azaldı ancak Sovyetler Birliği’nin dağılmasından ve Ukrayna’nın bağımsızlığını kazanmasından sonra Kiev’in milli bir kimlik oluşturma çabasıyla “bağımsız bir Ukrayna Kilisesi” oluşturma fikri öne çıktı. Bunun yanında son 5 yıldır Kırım üzerinden Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan siyasi kriz Ukrayna’yı kilisenin bağımsızlığı konusunda kesin çözümle sonuçlanacak bir adım atmaya itmişti. Bu çerçevede 2018 yılının Nisan ayında Fener Rum Patrikliğine bağımsızlık başvurusunda bulunulmuştu. Ukrayna Kilisesinin bağımsızlığını elde edebilmesinin yollarından birisi Fener Rum Patrikliğinin onayını almaktı. Nitekim Fener Patrikhanesi de daha önce mutabakatı alınmadan Moskova'nın otoritesi altına alınan Ukrayna Kilisesine Otosefallik vererek, Ukrayna Kilisesinin bağımsızlığını sağlamış oldu. Böylelikle Fener Rum Patrikhanesi'nde üç gün devam eden istişare toplantısının ardından 12 Ekim’de Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin bağımsızlık talebine ilişkin karar verildi. Fener Rum Patrikhanesi, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova’daki Rus Ortodoks Kilisesi'nden ayrılma yolundaki talebinin kabulünü kararlaştırmıştı.  

Ukrayna’nın Rusya etkisinden “bağımsız bir kilise” istemesinin bugünkü siyasi çekişmelerin yanı sıra tarihi boyutu da bulunuyor. Bugünkü tartışmaların önemli olmasının nedenlerinden biri Orta Çağ'ın başlarında Hristiyanlığın bugünkü Slav coğrafyasının büyük bölümüne Kiev üzerinden yayılmış olması. Hristiyanlık, henüz Rusya ya da Ukrayna devletlerinin olmadığı 10’uncu yüzyılda Doğu Avrupa ve Karadeniz’in kuzeyine ulaştı. Bugünkü Ukrayna daha sonra Rus İmparatorluğu'nun içinde yer aldı ve 17’nci yüzyılda Ukrayna Kilisesi Moskova’nın etkisi altına girdi. 
 


Hristiyan Ortodoks Aleminde Bölünme  
 
Fener Rum Patrikhanesi, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova’daki Rus Ortodoks Kilisesi'nden ayrılma yolundaki talebinin kabulünün ardından Rusya Ortodoks Kilisesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Metropolit Hilarion, "Fener Rum Patrikhanesi ile tüm iletişimi kesme kararı aldık. Bu karara mecbur kaldık" açıklamalarında bulunmuştu geçtiğimiz yıl. Verilen karar doğrultusunda Rus Ortodokslardan, Fener Rum Patrikhanesi'ne ait kiliselerdeki ayinlere katılmamaları istendi. Rus piskopos ve rahiplere de Fener Rum Patrikhanesi temsilcileriyle aynı ayinlerde yer alamayacakları söylendi. Patrikhane'nin kararının "tarihsel gerçeklerle örtüşmediğini" belirten Rus Ortodoks Kilisesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Metropolit Hilarion, gelinen noktada başka seçeneklerinin olmadığını belirtti.  
 
Fener Rum Patrikhanesi’nin Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin ayrılık talebinin onaylamasının ardından Rusya’dan bu karara ilişkin yapılan itirazların ardından Rus Ortodoks Kilisesi de Fener Rum Patrikliği ’ne olan aidiyetini sonlandırdı. Rus Ortodoks Kilisesi’nin ayrılmasıyla birlikte sayıları dünya genelinde 300 milyonu bulan Ortodokslar arasında bölünme tehlikesi oraya çıkmıştı. Fakat Merkezi Fransa'nın başkenti Paris'te olan Batı Avrupa'daki Rus Ortodoks Kiliselerinin Başpiskoposluğu, İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi ile yaşanan gerginlik sonrası yapılan oylamada Moskova Patrikliği ile birleşme kararı aldı. 


 
Hristiyan Ortodoksların hiyerarşik yapısı 
 
Dünyada yaklaşık olarak 220 milyon (bazı istatistiklere göre 300 milyon) Ortodoks yaşıyor. Bu sayının yarısından fazlası Rusya Federasyonu vatandaşı. Rusya’nın ardından en fazla Ortodoks sırasıyla Ukrayna (45 milyon Ortodoks), Beyaz Rusya ve Balkan ülkeleri takip ediyor. Bizans’ın yıkılışından sonra Moskova’nın kendisini III. Roma ilân etmesi, dünyadaki Ortodoksların büyük kısmının Rusya’da yaşaması, Rusya’nın uluslararası arenada önemli bir konuma sahip olması, diğer önemli patrikliklerin Müslüman ülkelerin topraklarında bulunması gibi hususlar, şüphesiz Moskova’yı ve Rus Ortodoks Kilisesi’ni en önemli Ortodoks merkezlerinden biri kılıyor. Buna rağmen Rus Ortodoks Kilisesi (Moskova Patrikliği), Ortodoks kiliseler “hiyerarşisinde” İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi, İskenderiye Rum Ortodoks Patrikhanesi, Antakya Rum Ortodoks Patrikhanesi ve Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi’nden sonra ancak 5. onur sırasına sahip ve adı da Ortodoks kiliselerindeki merasim ve dualarda 5. sırada zikrediliyor.