Orta Doğu’da savaşlar neden bitmiyor?

Dünya tarihinin ilk kalıcı yerleşim yerinin başladığı Orta Doğu, yüzlerce yıldır istikrarsızlıklarla boğuşmuş ve boğuşmaya devam ediyor. Peki Orta Doğu’da kan neden hiç dinmiyor? Orta Doğu’yu bu hale getiren sebepler neler?

Orta Doğu’da savaşlar neden bitmiyor?

Dünya tarihinin ilk kalıcı yerleşim yerinin başladığı Orta Doğu, içinde yaşadığımız Türkiye’yide içinde barındıran geniş bir alana sahiptir. Aynı zamanda yüzlerce yıl savaş ve istikrarsızlıklarla boğuşmuş ve boğuşmaya devam ededen bir bölge konumundadır. Ekonomik olarakta çok sayıda farklılığa sahip olan Orta Doğu, farklı doğal kaynaklara ev sahipliği yapan ve farklı ülkeleri içinde barındıdan bir bölge olarak nitelendirilir. Bölgedeki ülkelerin büyük çoğunluğu askeri ve sivil çatışmalar yaşamıştır ve bu olaylar neticesinde çok sayıda insan acı çekmiş ve ekonomik kayıplar yaşamıştır.

Günümüzde de Suriye, Libya ve Yemen’de uzun zamandır süren iç savaşlar her geçen gün yeni kurbanların verilmesine sebep oluyor. İktidar savaşları uğruna hayatını kaybedenlerin çoğu çocuklar, kadınlar ve savaşla ilgisi olmayan sivillerden oluşuyor. Kendi içlerideki bölgesel sorunlar sebebiyle, bölge ulusları birçok gelişme fırsatını değerlendiremiyor. Orta Doğu’da ki siyasi, askeri ve iktisadi sorunların arkasında yatan temel unsur petroldür. Orta Doğu sınırları içerisinde sayılabilen bir çok ülke petrol zenginidir.

Öte yandan Orta Doğu ülkelerinin bir çoğu, sanayileşme ve teknoloji bakımından oldukça geride oldukları için savunma sanayinde dışa bağımlı durumdadırlar. Bu sebeple bölgede savunma sanayinin alt yapısı oluşmamıştır ve petrol gelirlerinin büyük bir kısmı petrol ithal eden ülkelere silah alımları ile geri dönmektedir. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Irak, İran, İsrail, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır, Suudi Arabistan, Suriye gibi ülkelerin sınırları bu bölge içindedir. Uzun yıllardır iç savaş halinde olan Suriye, dünyada en fazla mülteci veren ülke haline gelmiş durumdadır.  Ülke içerisinde yerinden edilenlerle birlikte Suriye nüfusunun yarısından fazlası ki, bu 12 milyon insan ediyor, mülteci konumuna düşmüştür. Aileler parçalandı, çocuklar anne babalarını, anne babalar evlatlarını kaybetmenin derin acısını ve travmasını yaşadılar ve yaşamaya hala devam ediyorlar.

Çeşitli gaz saldırılarıyla, bombalı terör eylemleriyle ve sınırı geçerken denizde alabora olan botların altında kalarak birçok çocuk ve sivil hayatlarını kaybetti. Uzun yıllardır devam eden bu düzen hala sürüyor ve binlere kişi ölmeye devam ediyor. Tüm bu yaşananlara şahit olan öfkeli bir nesil yetişiyor Orta Doğu’da. Bir karış toprağın hakimiyeti için kardeşlerinin, annelerinin, babalarının ve arkadaşlarının nasıl öldürüldüğüne şahit olarak büyüyor Suriye’nin, Yemen’in, Libya’nın çocukları. Canlarını kurtarmak için sığındıkları ülkelerde nasıl değersizleştirildiklerine, aşağılandıklarına ve nasıl seçim malzemesi yapıldıklarına şahit olarak büyüyorlar. 

Söz konusu değersizleştirmeyi ve aşağılamayı sadece Berlin, Paris, Moskova ve Viyana gibi Batılı devletlerin değil Türkiye, Lübnan ve Ürdün gibi Müslüman ülkelerdeki bazı kesimlerin de yaptıklarını görerek büyüyorlar. Suudi Arabistan ve BAE gibi zengin Arap ülkelerinin ise hiçbir şekilde mültecilere kapıları açmadıklarını görüyorlar. Çocukları bu kadar büyük acılara şahit olarak büyüyen Orta Doğu’ya huzur gelir mi bilinmez ama akan kanı durduracak ve bu kadar öfkeyle büyüyen çocukları rehabilite edecek Orta Doğu insanları, siyasetçileri, aydınları yaşadıkları bölgenin geleceğini kendileri inşa etmek zorunda.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya, Almanya, Fransa ve Londra gibi batı ülkeleri dışarıdan gelip Orta Doğu sorunlarını çözmeyecek. Onlar kendi çıkarlarını çoğu zaman bu sorunların devamında ve mümkünse İran, Irak, Türkiye ve Mısır’ın da benzer sorunlar yaşamasında görüyorlar. Bu sorunlar ve çatışmalar yumağı içerisinde büyüyen çocukların öfkesinin bir gün kendilerine de ulaşacağını ise görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar ama artık  Orta Doğu sorunlarına çözüm bulmak için iş birliği zamanı geldi. Yoksa bölge çocuklarının ve gençlerinin biriktirdiği öfke bütün Orta Doğu’yu daha büyük bir kaosa sürükleyecek.