Küresel bir sorun olarak obezite: Dünya obezite ile mücadele ediyor!

Dünyanın bir bölümü gıda güvensizliği ve yetersiz beslenme ile mücadele ederken bir bölümü de fazla kilo ve obezite ile mücadele ediyor. Obezite, küresel boyutta bir sorun olarak insan sağlığını tehdit etmeyi sürdürüyor. Peki, obeziteye neden olan durumlar neler? Obezite nasıl tedavi edilir?

Obezite; bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkması olarak tanımlanıyor.  
 
Dünya sağlık örgütü de obeziteyi, sağlığı bozacak ölçüde vücüttta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlıyor. 
 

Obezite derecelerine göre birçok sayım, ölçüm ve hesaplama olsa da en geçerli hesaplamanın vücut kitle indeksi olduğu belirtiliyor. 
 
Obezite ölçümlerinde kullanılan vücut kitle indeksi; vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle elde ediliyor. 
 
Vücut kitle indeksi sınıflandırmasına göre 18.5 ve altı düşük kilolu, 18.5 ile 24.9 arası normal kilolu, 25 ile 29,9 arası fazla kilolu, 30-40 arası obez, 40 ve üstü aşırı obez olarak kabul ediliyor. 

OBEZİTENİN NEDENLERİ NELER? 

Aşırı ve yanlış beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği obezitenin en önemli nedenleri olarak kabul ediliyor.  
 
Bunların yanı sıra genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, sosyo-kültürel ve psikolojik birçok faktör birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna neden oluyor.  

T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Dairesi Başkanlığı, obezitenin oluşmasındaki başlıca risk faktörlerini şöyle sıralıyor: Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, yetersiz fiziksel aktivite, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyo-kültürel etmenler, gelir durumu, hormonal ve metabolik etmenler, genetik etmenler, psikolojik problemler, sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama, sigara-alkol kullanma durumu, kullanılan bazı ilaçlar, doğum sayısı ve doğumlar arası süre. 

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Türkiye Obezite Derneği Başkanı Prof. Dr. Volkan  Demirhan Yumuk da satın alma gücünün düşük olmasının kişileri şeker ve yağ açısından zengin besinlere yönelttiğini söylüyor.  

Prof. Dr. Yumuk, “Düşük sosyo-ekonomik düzeydeki insanların yaşadığı ortamlarda sağlıklı gıdalara erişimde de zorluklar bulunuyor. Hayat şartları doğrultusunda eğzersiz için ayrılan zaman az, bunun da obezite üzerinde etkileri oluyor” değerlendirmesini yapıyor. 
 
yesilay.org.tr’de yer alan “Obezite 21’inci Yüzyılın En Önemli Sağlık Sorunudur” başlıklı yazıda, Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz ise “Pandemi döneminde evde kalma süresinde yaşanan artış sonucu psikolojik faktörlerin etkisiyle görülen yeme davranış bozukluğu ve hareketsizlik, toplumda kilo artışına neden oldu” diyor. 

OBEZİTENİN TEDAVİSİ  

T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Dairesi Başkanlığı, obezite tedavisinde kullanılan yöntemleri beş grup altında topluyor. Bu yöntemler; Tıbbi Beslenme (Diyet) Tedavisi, Eğzersiz Tedavisi, Davranış Değişikliği Tedavisi, Farmakolojik Tedavi ve Cerrahi Tedavi. 
 
Tıbbi beslenme tedavisinin amacı, bireye doğru beslenme alışkanlığı kazandırmak ve bu alışkanlığın sürdürülmesini sağlamak. 
 
Obezitede beslenme tedavisi ile vücut ağırlığının boya göre olması gereken düzeye indirilmesi hedefleniyor. Uzmanlar, vücut ağırlığı boya göre olması gereken düzeye geldiğinde tekrar ağırlık kazanımı önlenmeli ve kaybedilen ağırlık korunmalı diyor. 


 
Eğzersiz tedavisi ile tıbbi beslenme tedavisini destekliyici nitelikte bireylerin ağırlık kazanımları engellenebilmekte, zayıflama ve tekrar ağırlık kazanmanın önlenmesi sağlanmakta. Yetişkinlerin her gün ortalama 30 dakika orta şiddette egzersiz yapması öneriliyor. 
 
Obez bireyde, eğzersiz programının uygulanmasında enerji harcamasını artırırken yaralanma riskinin en düşük düzeyde tutulması dikkat edilmesi gereken önemli konular arasında yer alıyor. 
 
Davranış değişikliği tedavisi, fazla ağırlık kazanımına neden olan yemek yeme ve fiziksel aktivite ile ilgili olumsuz davranışları olumlu yönde değiştirmeyi veya azaltmayı, olumlu davranışları da pekiştirerek yaşam biçimi haline gelmesini amaçlıyor. 
 
Obezite tedavisinin başarılı olması için hastanın ilaç tedavisinin yanı sıra tıbbi beslenme tedavisi ve eğzersiz tedavisini sürdürmeyi kabul etmesi gerekiyor. 
 
Obezite tedavisinde kullanılacak ilaçlar hafif ve orta derecede ağırlık fazlalığı olan bireyler için uygun görülmüyor.  

Obezitede cerrahi yaklaşım ise temelde ikiye ayrılıyor. Besinlerle alınan enerjinin azaltılmasına yönelik bariyatrik cerrahide amaç, besinlerin gastrointestinal sistemde emilimlerini azaltmak.  
 
Rekonstrüktif cerrahide ise amaç; vücudun çeşitli bölgelerinde lokalize olmuş mevcut yağ dokularının uzaklaştırılması. 
 
DHA’da yer alan habere göre Op. Dr. Cihan Şahan, Obezite ve Metabolik Cerrahi Federasyonu (IFSO) ile Amerikan Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Derneği (ASMBS)’nin Aralık 2022’de yayınladığı ortak yeni kılavuz ile obezite cerrahisinde yeni bir döneme girildiğini söylüyor. 
 
Op. Dr. Şahan, “Obezite tedavisi için gelen hastalarımıza öncelikle obezitenin hangi derecede olduğunu değerlendiriyoruz. Geçtiğimiz yıla kadar üçüncü derecede obezite, yani vücut kitle indeksi 40’ın üstünde olan hastalarda cerrahi endikasyon koyabiliyorduk. Ancak Aralık 2022 itibariyle yayınlanan yeni kılavuzda ikinci derecede obezite, yani vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan kişilerde de ek hastalık durumuna bakılmaksızın ameliyat önerilmektedir. Bununla birlikte ek hastalığı bulunan yani vücut kitle indeksi 30-35 arasında olan birinci derecede obezite hastalarında da ameliyatlar önerilmektedir. Bu klavuzun açıklanması ile birlikte obezite cerrahisinde yeni bir döneme girildi” diyor.

DÜNYADA OBEZİTE ARTIYOR 

Obezite her ne kadar tedavi edilebilen bir hastalık olsa da küresel boyutta bir sorun olarak insan sağlığını tehdit ediyor. 
 
Ekim 2019’da Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), üye ülkelerde gelecek 30 yıl içinde yaklaşık 90 milyon kişinin obezite sorunu yüzünden hayatını kaybedeceği uyarısında bulundu. 
 
2019 OECD raporuna göre; Türkiye, Suudi Arabistan ve ABD’nin ardından üye ülkelerde obezite yaygınlığında üçüncü sırada gösterildi. 
 
Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD), 2020 yılı verilerine göre de 15 yaş üstü dikkate alındığında fazla kilo veya obez nüfus oranı en yüksek Amerika Birleşik Devletleri’nde. ABD’de halkın yüzde 67’si fazla kilolu veya obez.  

OECD’nin 2020 yılı verilerine göre, ABD’yi sırasıyla izlanda (yüzde 65), Finlandiya (yüzde 60) ve Çekya (yüzde 58) takip ediyor. Türkiye 28 ülke içinde dokuzuncu sırada yer alıyor. Türkiye’de 15 yaş üstü nüfusun yüzde 56’sı fazla kilolu veya obez durumda. 
 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisinin 3 Mayıs 2022 tarihinde yayımladığı rapora göre de obezite oranları, Avrupa genelinde “salgın” boyutlarına ulaştı ve hala yükselmeye devam ediyor. 
 
DSÖ Avrupa raporunda Avrupa’daki yetişkinlerin yüzde 59’unun (erkeklerde yüzde 63, kadınlarda yüzde 54) obez veya aşırı kilolu olduğu belirtilirken; neredeyse her üç çocuktan birinin (erkek çocukların yüzde 29'u ve kızların yüzde 27'si) ya aşırı kilolu ya da obez olduğu bildirildi. Avrupa’da ölüm sebeplerinin başında yer alan aşırı kilo, yıllık 1 milyon 300 bin kişinin ölümüne neden olduğu açıklandı.  

Aşırı kilonun 13 çeşit kansere, kalp hastalıklarına ve tip 2 diyabete sebep olduğu belirtilen raporda, “Bölge genelinde (aşırı kilonun) yılda en az 200.000 yeni kanser vakasından doğrudan sorumlu olması muhtemeldir ve bu rakamın önümüzdeki yıllarda daha da artması beklenmektedir” ifadeleri kullanıldı. 
 
Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa bölgesini oluşturan 53 ülkeden hiçbirinin 2025 yılına kadar obezite artışını durdurmaya yönelik hedeflerine ulaşma yolunda olmadığını vurguladı.  

2022 DSÖ Avrupa Bölgesel Obezite Raporu’na göre, obezitede Türkiye birinci sırada yer alıyor.  
 
Rapordaki verilere göre, Türkiye’de yetişkin nüfusun yüzde 66,8’i fazla kilolu, obez olarak nitelendirilenlerin oranı ise yüzde 32,1. 

Türkiye’nin ardından, yetişkinlerde fazla kiloluların oranının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Malta, İsrail ve İngiltere oldu. Fazla kilo sorununun en az görüldüğü ülkeler ise yüzde 45 ile Tacikistan, yüzde 48 ile Özbekistan ve Kırgızistan. 
 
BBC’de yer alan habere göre de bazı ülkeler obezite ile mücadele amacıyla çeşitli uygulamalar getiriyor.
 
Bu uygulamalar arasında; marketlerde satılan yiyecek paketlerine ve kafe ve restoranlardaki menülere kalori bilgilerinin eklenmesi; şekerli yiyecek ve içeceklere ekstra vergi getirilmesi, şeker, tuz ve yağ oranı yüksek gıdaların reklamına akşam dokuzdan önce izin verilmemesi; ihtiyaçtan fazla gıda alımını teşvik ettiği gerekçesiyle bir al iki öde tarzı promosyonların yiyecek ve içeceklerde uygulanmaması gibi seçenekler yer alıyor.