NRC Yasası Hindistan’da taşları yerinden oynattı

Hindistan’da aralık ayının son günlerinde kabul edilen Vatandaşlık Yasası (NRC), büyük bir kadın hareketi ile birlikte ülke çapında eylemleri tetikledi. Müslümanları ‘azınlık’ olarak toplum dışına iten yasanın onaylanması eylemleri hızlandırırken, sosyal haklarından mahrum olan kadınlar, yasanın iptali için yapılan eylemlerde bayrağı taşıyor.

Milenyum ve dünyada internetle birlikte gelen teknoloji evrimi her ülkede farklı bir biçimde kendisini gösterdi. Kadının sosyal toplum içerisindeki hakları daha fazla tartışılmaya başlarken, özellikle Asya blokunda yer alan ülkelerde kadınların toplumsal rollerine ilişkin basında yer alan haberler, dünya çapında bir dönüşümü de beraberinde getirdi.
 
Asya’da Çin, Kuzey Kore, Hindistan gibi ülkelerde yükselen ‘eylem’ hareketine en büyük desteği kadınlar verirken, anne, abla, kardeş, eş, çocuk, öğrenci, çalışan, işveren vb. rollerin hepsini elinde bulundurmasına rağmen erkek egemen toplumlar tarafından yaşamın içerisinde uğradıkları mobing, taciz, tecavüz, saldırı ve şiddetin karşısında duran kadınlar; dernekler, sivil toplum kuruluşları ve basın yayın aracılığı ile daha çok duyurmaya başladı.

Buna rağmen, 2000’lerin ilk çeyreğini tamamlamaya doğru hızla yol alan dünyada, hangi inanış, mezhep ya da dine mensup olursa olsun, toplumlar içerisinde kadın haklarına yönelik, gözle görülür bir ilerleme kaydedilemedi.
 
Son olarak Hindistan’da yaşanan eylemler, ülkede kadın haklarını sosyal medya desteği ile dünyaya duyurdu. 1.2 milyar nüfusa sahip ülkede; 1986 nüfus sayımından bu yana geçen sürede, 62 milyon kadının kayıp olarak istatistiklere geçti. 12 milyon kız çocuğu doğmadan kürtajla alınırken, başlık parası ödenmeyen kadınların da cinayetlerde hayatını kaybettiği tespit edildi. Ülkenin kuzeyinde erkeklerin evlenememesi ile sonuçlanan bu 30 yıllık sürece; köy muhtarının emri üzerine 20 yaşındaki bir kadına 12 kişinin tecavüz etmesi, 2012 yılında bir kadının otobüste toplu tecavüze uğraması sonrası öldürülmesi gibi ‘katliam’ niteliğindeki olaylar damga vurdu.
 
2018 verilerine göre ülkede; her 15 dakikada bir, yani toplamda 34 bin kadın tecavüze uğradı. Tecavüze uğrayan kadınlarının çoğunun eşinin bu duruma yardım ettiği de kayıtlara geçti. Fakat, milyonlarca kadın öldürüldüğü için olayların çoğu adli makamlara yansımadı. Çocuklara ve hatta aylık bebeklere yönelik tecavüzün yaygın olduğu ülkede, bu çocukların çoğunun uğradığı tecavüz sonrasında sokağa atıldığı tespit edildi. Vakaların çoğu dava sürecinde çözümlenemezken, ülkede özellikle sanatçıların tepkisi ile karşılaşan bu durum için çözümler bulunmaya çalışıldı.
 

Çeyizleri ya da ev işleri beğenilmeyen, kocalarına itaat etmedikleri gerekçeleri ile gaz yağıyla yakılarak sokağa atılan kadınların sayısının tespit edilemediği Hindistan’ın Agra şehri ‘Dünya Tecavüz Başkenti’ olarak anılmaya başlandı.
 
Ülkede kadınların ‘insan sayılmaması’na yönelik erkek egemen tavır bununla da kalmadı. Hindistan Kültür Bakanı Mahesh Sharma, kadın turistlere Hindistan'da etek giymemelerini tavsiye ederken oldukça ciddiydi.
 
Fakat son iki yılda, BM bünyesinde kurulan ‘‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadınların Güçlendirilmesi Birimi’' Hindistan’da farklı çalışmalara imza attı. Mama Cash adlı kadın hakları savunucusu kuruluşun desteğiyle, Kur’an-ı Kerim’in daha iyi anlaşılması için kadınlara eğitimler verildi. 2015 yılında Mumbai’de kadınların ‘kadı’ olması için kurs açan Darul Uloom Niswan adlı kuruluşun mezunları aileler ile ilgilenmeye başladı. Hindistan’da seslerini duyurmak için hergün daha fazla sivil toplum kuruluşu ile iş birliği gerçekleştiren kadınlar, Hindistan’ın Karnataka eyaletinin başkenti Bengaluri tren istasyonunda toplanan 30 binin üzerinde kadın sağlık çalışanı “Freedom Park”a yürüdü. Sosyal haklarını talep eden kadınlar, ‘çevrimiçi sistem’in yeterince çalışmadığından, “ASHA-Soft”un kaldırılması için eylemlerini sürdüren Hintli kadınlar, toplamda 900 bini bulan sayıları ile baskılarını sürdürüyor.


 
Ülkede, Jamia Millia İslamia Üniversitesi’nde Türkçe Öğretmen yokluğu ayaklanmaya neden olurken, son olarak Yeni Delhi sokaklarında kadınlar Vatandaşlık Yasası’nı protesto etti. Her yaş grubundan binlerce kadının katıldığı gösterilerde, Yeni Delhi ile Noida şehirlerini bir birine bağlayan Shaheen Bagh karayolunda ‘çadır kampı’ kuran göstericiler, hükümetin tüm çağrılarına rağmen kampı terk etmedi.
 
Müslümanlara karşı ayrımcılık yapmak, Hindistan’ın laik temellerini ihlal etmek, Ulusal Vatandaş Sicili’nin (NRC) azınlıkları ‘yasadışı göçmenler’ olarak sınıflandırmak amacıyla kullanılacağını iddia ettikleri yeni yasaya karşı ayaklanan kadınlar, şiir, şarkı, film, belgesel ve tiyatro oyunları ile bölge halkının da tüm ilgisini üzerine çekmeyi başardı.
 
Vatandaşlık Yasası’ndaki düzenleme geri alınıncaya kadar bölgeyi terk etmeyeceklerini söyleyen kadınlar aynı zamanda sosyal medya aracılığı ile de sesini duyurmaya çalışıyor. Üniversite öğrencilerinin katılımıyla ülke genelinde birden fazla bölgeye yayılan eylemler sırasında, Hindistan Halk Partisinden (BJP) Gucerat eyalet Başbakanı Vijay Rupani’nin, Müslümanların gidebilecekleri 150 ülke olduğunu belirterek, "Hindular için sadece bir ülke var ve bu da Hindistan." açıklaması ile eyleme destek vermesi eylemciler tarafından büyük tepki ile karşılanırken, protestocular ile polis arasında çıkan çatışmalarda 23 kişi hayatını kaybetti.

Hindistan Ulusal Kongresi (INC) eyalette iktidar olduğu sürece kanunun uygulanacağı açıklaması protestoları şiddetlendirirken, özellikle Müslümanları hedef alan bu yasaya karşı duran eylemciler ile hükümet arasında bir anlaşma yapılıp yapılmayacağı merakla bekleniyor.
 
SONUÇ:
 
Kadına yönelik suçlarda dünyanın önde gelen ülkelerinden Hindistan, mecliste onaylanan Vatandaşlık Yasası (NRC)’nin ardından hızla yayılan eylem dalgasını engelleyemiyor. Kadın haklarının neredeyse olmadığı ülkede, bir de Müslümanlar’ın ‘azınlık’ statüsüne alınması ülkenin kadınları tarafından tepkiyle karşılanırken, STK’lar aracılığı ile ‘bilinçli’ ve ‘sosyal’ bir yaşam sürmek isteyen her yaştan vatandaş ülke genelindeki eylemlerde ön sıralarda sesini duyurmaya çalışıyor.
Ülke genelindeki eylemlere henüz hükümet kanadından bir yanıt gelmezken, Birleşmiş Milletler’in (BM) duruma müdahale etmesi üzerine önümüzdeki günlerde, NRC dahil olmak üzere, insan ve kadın hakları kapsamında yeni bir düzenlemenin getirilmesi bekleniyor.
 
Hindistan’da kadınların ağırlıklı olduğu eylemlere, sanatçı, akademisyen ve iş insanlarının katılması bu tepkiyi daha büyük boyutlara taşırken, sosyal medyanın etkisi ile hükümetin kararını bir kez daha gözden geçireceği beklentisi giderek artıyor.