NATO’nun Türkiye’ye ihaneti!

Kuzey Atlantik Paktı'nın (NATO) başta ABD ve Fransa gibi sözde müttefikleri, Suriye’nin kuzeyine yönelik harekatlar, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ve Libya Hükümeti ile varılan mutabakatın ardından adeta Türkiye'nin güvenliğini tehdit eder hale geldi. Tarihçi ve Siyaset Bilimcisi Prof. Dr. Mehmet Perinçek, son gelişmelerle birlikte bırakın Türkiye’nin son dönemde güvenliği için NATO’dan destek alabilmeyi adeta NATO'ya karşı toprak bütünlüğünü korumak durumunda kaldığını söyledi.

Neşat Ergül - INTELL4

ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve gelmesiyle birlikte NATO çıkışı, Fransa ve Almanya gibi NATO müttefiki ülkelerin ayrılık sinyalleri vermesi, Türkiye'nin güvenliği konusunda örgütün hiçbir olumlu adım atmaması, geride bıraktığımız yılın en önemli tartışma konularından biri haline geldi. Tarihçi ve Siyaset Bilimcisi Prof. Dr. Mehmet Bora Perinçek, NATO' eksenindeki son gelişmeleri Intell4 için değerlendirdi. 

ÇATLAK TRUMP İLE BAŞLADI

Donald Trump’ın ABD Başkanı olmasıyla birlikte NATO içindeki çatlaklar da daha derinleşmeye başladı. Bunun ilk işaretlerini Trump, “NATO’nun modasının geçtiği” açıklamasıyla verdi.

NATO’yu ABD'nin ödediği katkı payı üzerinden de topa tutan Donald Trump, ülkesi açısından bir yük olarak gördüğü NATO’ya güvenliğini sağladıkları gerekçesiyle diğer müttefiklerin mali yönden daha fazla katkıda bulunmaması konusunda eleştiri getirdi.

NATO'nun önemli üyelerinden Fransa ve Almanya ise Trump'ın söylemlerinin ardından, Avrupa’nın ABD’den bağımsız bir orduya ihtiyacı olduğu fikri ortaya attı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmiştir" diyerek tartışmaları daha da içinden çıkılmaz bir hale taşıdı. Macron'un bu fikrine başta Avusturya Devlet Başkanı Alexander Van der Bellen olmak üzere bazı liderler de destek verdi.

NATO’nun 70. yılı dolayısıyla Londra'da 3-4 Aralık tarihlerinde yapılan zirvenin ardından, örgütün işlevselliğiyle ilgili tartışmalar devam etti. Trump ile Macron arasındaki NATO üzerinden başlayan gerginliğe Almanya'da eklendi. NATO'nun kuruluş amaçlarından birinin Sovyetler Birliği olduğuna işaret eden Trump, Almanya'yı Rusya ile yapılan ticaret ve anlaşmalardan dolayı topa tuttu. 

SONUN BAŞLANGICI

Aslında NATO içerisindeki en büyük çatlağın Türkiye ile ABD arasında olduğunu söylemek gerekiyor. ABD’nin Türkiye'nin güvenliği açısından tehdit oluşturan terör örgütü PKK/PYD'ye desteği, Doğu Akdeniz’de yaşanan hareketlilik, ABD destekli 15 Temmuz darbe girişimi, Trump’ın ekonomik yaptırım tehditleri ve Türk ekonomisine yönelik operasyonu, S-400 krizi gündemdeki sorunların başında geliyordu.

Kıbrıs açıklarında enerji kaynakları arayışlarına ilişkin çıkan kriz, Türkiye'nin Libya Hükümeti ile imzaladığı son mutabakat, Türkiye’nin NATO’daki diğer müttefikleriyle stratejik sorunları olarak ortaya çıkıyordu.

Kendisini herşeyin üzerinde bir egemen güç olarak gören ABD’nin NATO üzerinden denetlemeye çalıştığı, kendi emelleri için seferber ettiği ülkeler örgütün bu haliyle sürdürülebilrliğini tartışır hale geldi. NATO üyesi ülkeler, kendi özgün tehdit algısı dolayısıyla örgütün güvenliğini bir kenara bırakarak kendi başına hareket eder hale geldi. 

NATO'NUN MÜTTEFİKİ PKK/PYD

Tarihçi ve Siyaset Bilimcisi Prof. Dr. Mehmet Perinçek, Suriye’deki gelişmeler, Türkiye’nin müttefiki olan ABD ve Fransa’nın PKK/PYD bölücü terör örgütünü mali açıdan destekliyor olması, örgüte silah yardımı yapması, bölgede bir Kürdistan devleti kurulması için çalışmasının NATO'nun çatısı itibarıyla bir çelişki oluşturduğunu söyledi.

Perinçek, "NATO dağılır mı? NATO dağılır ise nasıl bir oluşum ortaya çıkar ve Türkiye için sonuç ne olur?" sorularına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: 

"NATO ve onun üyesi başta ABD ile Fransa gibi ülkeler, terör örgütü PKK/PYD’yi bir tehdit olarak görmüyor: Hatta Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) amacına ulaşması için müttefik olarak görüyor. Türkiye’nin güney sınırına oluşturulmak istenen terör devleti projesi konusunda, NATO'dan müttefik olan ABD ve Fransa başta olmak üzere örgüt üyesi ülkeler herhangi bir adım atmadı.

Doğu Akdeniz'deki yaşanan gelişmeler sırasında, ABD, Fransa, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda bir tarafta ittifak kurarak, askeri tatbikatlar düzenlediler. Yapılan anlaşmalar ve bur çerçevedeki tatbikatlar ile diğer tarafta NATO'dan müttefikleri olan Türkiye ile onun yanındaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) bir bakıma tehdit ettiler.

NATO ve ABD ile Türkiye arasındaki uyuşmazlık, son olarak Libya’daki meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile imzalanan anlaşmadan sonra daha da genişlemiş bir hal aldı. ABD’nin 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi, darbe girişimi sırasında İncirlik Üssü’nün kullandırılması, FETÖ elebaşı Gülen’in ABD’de tutuluyor olması, Türkiye ile NATO ve ABD arasındaki krizin işaretlerinin bir parçasıdır. 

Türkiye ile ABD ve NATO arasında ekonomik sorunlar da bulunuyor. ABD Temsilciler Meclisi’nde Türkiye için yaptırım kararı alındı. Bu karar, ABD Senatosu'ndan da geçti. Yine ABD Senatosu’nda Ermeni Soykırımı iddiasının kabul edilmesi, ABD ve NATO'nun Türkiye'ye "meydan okuması" olarak değerlendirilebilir. 

Kuruluş gereği üye ülkelerin güvenliğini sağlama görevi bulunan NATO, bırakın Türkiye’nin güvenliğini sağlamayı bilakis güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye, verilen örneklerden de görüldüğü üzere NATO’ya ve karşı toprak bütünlüğünü korumak zorunda kalıyor.

NATO, sadece Türkiye için tehlikeli olmanın yanı sıra diğer üyelerini de tehdit eder hale geldi. Türkiye'nin dışındaki diğer üyeler de NATO’yu sorgular oldu. Başta Almanya, Fransa NATO'ya tepki vermeye başladı.

Almanya ve Fransa, ABD’nin NATO’yu kendi silahlarını pazarlama amacıyla kullandığını savunuyor. Şu an Avrupa’da NATO üyesi her ülke, kendi özgün tehdit algısı dolayısıyla başka bir yapılanma arayışı içine girdi. NATO, Varşova Paktı ile “soğuk savaş” döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne (SSCB) karşı ittifak olarak kurulmuştu. Sovyetler Birliği dağılınca aslında NATO’nun artık bir hükmü de kalmamış oldu. 

ABD, NATO ve üye ülkeleri, kendi emellerine hizmet adına koşturmak istedi. ABD, NATO’yu kendi rakiplerini engellemek amacıyla da kullanıyordu. Artık, “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti" diyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve diğer Avrupalı ülkeler, Avrupa Ordusu diyerek Kuzey Atlantik Paktı’nın gerçekten bittiğini duyurmuştur.

 MEHMET PERİNÇEK KİMDİR

Prof. Dr. Mehmet Bora Perinçek, 19 Eylül 1978’de İstanbul’da doğdu. Faik Reşit Unat İlkokulu’nu ve Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ni bitirdi. Burs alarak Rusya Federasyonu’nda Nijni Novgorod’da lisede okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde mezun oldu.

İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 2005-2006 öğretim yılında Moskova Uluslararası İlişkiler Devlet Enstitüsü’nde, 2010-2011 öğretim yılında Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü’nde misafir araştırma görevlisi olarak çalıştı. 2007-2008 yıllarında T.C. Dişişleri Bakanlığı’nın projesi çerçevesinde Rusya Federasyonu devlet arşivlerinde araştırmalar yaptı.

15 yıla aşkın süredir Rus-Sovyet devlet arşivlerinde “Türk-Sovyet İlişkileri” ve “Ermeni Meselesi” üzerine araştırmalar yapıyor. Bu konular üzerine birçok makalesi ve kitapları yayımlandı. Rusça, Almanca, İngilizce ve Osmanlıca biliyor.