NATO müdahalesi Libya'yı nasıl iç savaşa sürükledi?

Muammer Kaddafi’nin devrilmesi ile sonuçlanan askeri müdahalenin üzerinden 10 yıl geçti. NATO müdahalesi başarılı oldu mu? Kaddafi’nin ardından Libya’da neler oldu? Libya’da son durum ne?

2010 yılının sonlarına doğru Arap ülkelerinde halklar hükümetlere karşı ayaklanmaya başladı. Tunus’ta bir seyyar satıcının kendisini yakması, Tunus halkını ayağa kaldırdı. Sokaklara ve meydanlara dökülen halk, hükümeti ve politikalarını yüksek sesle protesto etti. "Arap Baharı" adı verilen bu süreç, Tunus ile başladıktan sonra çevre ülkelere yayıldı.

Halklar, kendilerine yeterli derecede hizmet veremeyen ve yanlış politikalar izleyen yönetimleri meydanlarda protesto etti. Adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar, yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Halklar; yolsuzlukların olmadığı, adaletin ve eşitliğin sağlandığı, bireylerin özgürlüklerinin güvence altına alındığı bir yönetim talebinde bulunuyordu. Özellikle çok uzun süre görevde kalmış ve koltuğunu terk etmeyen yöneticiler, Arap halklarının şiddetli tepkilerine maruz kalıyordu.

Tunus’ta başlayan ve her geçen gün büyüyen halk hareketi, 2011 yılında Libya’ya yayıldı. Halk, 42 yıldır yönetimde bulunan Muammer Kaddafi’yi protesto etmek için sokaklara ve meydanlara çıktı. Halk, ülkeyi 42 yıl demir yumruk ile yöneten Kaddafi’nin devrilmesini ve yerine yeni bir yönetim gelmesini istiyordu. Gösterilerin başlaması ile birlikte, ordunun bir kısmı Kaddafi karşıtı isyancıların yanına geçme kararı aldı.

Muammer Kaddafi’yi protesto etmek için başlayan eylemler, zaman içerisinde silahlı çatışmaya döndü. Kaddafi’nin ordusu ile Kaddafi karşıtı kesimler kanlı bir savaş içerisine girdi. Olayların kanlı bir boyut alması üzerine, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 17 Mart 2011 tarihinde bir karar aldı. Bu karar ile birlikte, sivil halkı korumak amacıyla uluslararası toplumun Libya’ya askeri kuvvet kullanımının önü açıldı.

Bu kararın alınmasından iki gün geçtikten sonra; ABD, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler Libya’ya girerek Kaddafi’nin ordusunu hedef almaya başladı. Bu ülkelerin hava saldırıları devam ederken, 31 Mart itibariyle NATO da devreye girdi. NATO, Kaddafi karşıtı muhaliflere hava operasyonları ile ciddi bir destek sağladı. NATO’dan destek alan muhalifler, Kaddafi’nin memleketi Sirte’yi ekim ayında ele geçirerek kontrolü sağlamış oldu.

1969 yılında yönetimin başına geçen Kaddafi, 42 yıllık bir iktidarın ardından, 20 Ekim 2011 tarihinde muhalifler tarafından yakalanarak öldürüldü. Kaddafi’nin kanlar içerisinde olduğu ve cep telefonu ile çekilmiş fotoğrafı, kısa süre içerisinde tüm dünyaya yayıldı.

KADDAFİ’NİN ÖLÜMÜ LİBYA’YA İSTİKRAR GETİRMEDİ

Libya’da kanlı geçen iç çatışmalardan sonra Kaddafi’nin ölümü, Batı tarafından Libya’da yeni bir başlangıç için fırsat olarak görüldü. Dönemin Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle yapmış olduğu bir açıklamada, “Libya halkının, onlarca yıl süren diktatörlükten sonra ülkelerinde yeni, barışçıl ve demokratik bir dönemi başlatabilmelerini temenni ediyoruz” şeklinde konuştu.

Ancak Libya’da Batı’nın beklediği gibi gelişmeler yaşanmadı. Kaddafi’nin ölümünün ardından halk günümüze dek sürecek bir iç savaş içerisinde yaşamak zorunda kaldı. Ülkede farklı aşiret mensupları iktidar için mücadele yarışına girdi. Ülkenin iç savaşa girmesi ve bölünmesi sonrasında NATO’nun müdahalesi birçok kesim tarafından sorgulanmaya başladı.

Libya’da başlayan iç savaşın ardından; bazı çevreler NATO müdahalesinin ülkeyi kaos ortamına sürüklediğini belirtirken, diğer bir takım çevreler ise Kaddafi’nin politikalarını gerekçe olarak gösterdi. Kaddafi’nin ölümünün ardından, ülkede bir türlü siyasi istikrar sağlanamadı.

Kaddafi’nin NATO müdahalesi sonrası devrilmesinin ardından, ülkede General Hafter ve Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) iki farklı yönetim olarak ortaya çıktı. General Hafter Tobruk merkez olmak üzere, ülkenin büyük bir toprağını elinde bulundururken; UMH hükümeti ise, başkent Trablus ve çevre kentleri kontrolü altında bulunduruyor.

Kaddafi’nin devrilmesinden on yıl geçmesine rağmen, ülkede iç savaş devam ediyor. Bu süreç içerisinde yüz binlerce sivil hayatını kaybetti. Libya’daki iç savaştan kaçıp farklı ülkelere sığınmak isteyen insanlar, Akdeniz’de facialar ile karşı karşıya kaldı.

LİBYA’DA UMH YÖNETİMİ DEĞİŞTİ

Geçtiğimiz günlerde Libya’da devir teslim töreni düzenlendi. Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Faiz es-Sarrac, Trablus’ta yapılan törende görevini Muhammed el-Menfi’ye devretti. Törene katılanlar arasında, UMH hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe de vardı.

Ulusal Mutabakat Hükümeti toplam 35 isimden meydana geliyor. Altı devlet bakanı ile birlikte, 26 bakan bulunuyor. Bu bakanlıkların beşi ise kadınlardan oluşuyor. Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in, Libya’daki demokratik süreci desteklemek amacıyla UMH'ye bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor.

Yıllardır iç savaşın sürdüğü Libya’da, UMH devam eden karışıklıkları sonlandırmayı amaçlıyor. Petrol alanında zengin kaynakları bulunan Libya, iç meseleleri sebebiyle kaynaklarından istediği gibi yararlanamıyor.