NATO krizi büyüyor

Dünyada ve Avrupa’da, “NATO varlığını sürdürmeli mi? NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti mi? NATO’da reform gerekli mi?” tartışması her geçen gün büyüyor. 3-4 Aralık'ta Londra'da yapılacak NATO Zirvesi, krizi sona erdirebilecek mi?

NATO krizi büyüyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yılki NATO Zirvesi öncesi, “Avrupalı NATO müttefiklerimiz elini taşın altına koymalı, NATO üyeleri daha fazla ödeme yapmalı” açıklamasının ardından başlayan kriz, her yeni açıklamayla-gelişmeyle alevleniyor. Alevlenen ve tartışılan sorunların, NATO'nun 70. yılındaki Londra'da yapılacak olan zirvede ele alınması bekleniyor.

Birleşmiş Milletler Örgütü’ne üye bazı uluslar 1949 yılında kendi aralarında Kuzey Atlantik Paktı (NATO) adı altında yeni bir birleşme ve dayanışma örgütü kurdu. NATO’ya üye ülkeler, müttefik devletlerden birinin saldırıya uğraması durumunda saldırgan ülkeye karşı işbirliği içinde savaşmayı kabul etti. 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 7 Kasım’da NATO ve AB’yi topa tutarak, birliğin beyin ölümünün gerçekleştiğini iddia etmişti. Macron, ABD Başkanı Donald Trump'ı "Avrupa ile aynı değerleri paylaşmayan ilk Amerika lideri" diye tanımlayarak, soğuk rüzgarlar esmesine neden olmuştu.

Macron’un bu çıkışının ardından, Fransa’nın Avrupa’daki müttefikleri ve NATO ile ilişkili her kesimden farklı yorumlar geldi. Son olarak , Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "NATO'nun beyin ölümü gerçekleştiğine" ilişkin ifadeleriyle ilgili, "Başka teşhisler olsa da NATO hayattadır, baştan ayağa kadar" değerlendirmesinde bulundu.

NATO'da reforma ihtiyaç duyulduğunu da dile getiren Maas, bunun için geçen hafta yapılan NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda ittifakın stratejik değerlendirmesinin yapılması için genel sekreter yönetiminde uzmanlar grubunun kurulmasını önerdiklerini, bunun da ittifak içinde olumlu karşılandığını aktardı.

Macron’un düşündüğünün aksine Avrupa ve ABD'nin güvenliğinin ayrıştırılmaması gerektiğine dikkati çeken Maas, ABD olmadan Almanya ve Avrupa'nın kendisini etkin şekilde koruyacak durumda olmadığına işaret etti.

Avrupa'nın bölünebileceği konusunda da uyarıda bulunan Maas, Avrupa'nın doğusundaki birçok ülkenin kendilerini Avrupa Birliği'nin (AB) ikinci sınıf üyeleri olarak görme tehlikesinin bulunduğuna dikkati çekti.

Macron, 7 Kasım’da The Economist’e verdiği röportajda, “ABD’nin bağlılığı kapsamında NATO’nun gerçekliğini yeniden değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. ABD ve NATO müttefikleri arasında stratejik karar alma aşaması koordinasyonu yok” demişti.

AVRUPA UÇURUMUN KENARINDA

Avrupa’nın “uçurumun kenarında” durduğunu belirten Macron, “Şu an deneyimlediğimiz şey NATO’nun beyin ölümüdür” dedi ve Avrupa’nın uyanması gerektiğini, birliğin kendisini jeopolitik bir müşterek olarak düşünmediği sürece silineceği uyarısını yapmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa Birliği’nin “Avrupa projesi” fikrini benimsemediğini ifade eden Macron, Avrupa’nın kendi ordusunun kontrolünü alması gerektiğinin altını çizmişti.

NATO'nun 'beyin ölümünü' ilan etmiş olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan yeni çıkış geldi. NATO Genel Sekreteri Soltenberg ile görüşmesinde Macron, "Türkiye hem Suriye operasyonunu oldubittiye getirip hem de NATO müttefiklerinden dayanışma bekleyemez" dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Macron'un bu açıklamaları üzerine, "Barış Pınarı Harekatı'yla gerekli şeyleri söyledik, söylediği sözün bende karşılığı yok. Macron bu yalpalamalarla Avrupa'nın lider olamaz, liderlik doğallıkla olur, boyunu aşan söylemlerle ve eylemlerle olmaz. Merkel'in söylediği gibi Türkye bir NATO müttefkidir, müttefikin yanında dursun" değerlendirmesini yaptı.

Macron’un NATO'ya ilişkin önceki sözlerinin ardından ilk kez bir araya gelen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı, hayli hareketli geçmişti. Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian, müttefik mevkidaşlarından gelen sert tepkileri yumuşatmaya çalışarak, bir reform planı önermişti.

MACRON’A TEPKİ YAĞDI

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise "NATO'yu zayıflatmayın, bu kimsenin işine yaramaz" uyarısı yapmıştı. Stoltenberg, "NATO'nun beyin ölümünü yaşamakta olduğu görüşlerini paylaşmıyorum. Görüş ayrılıkları olsa da NATO güçlü bir birliktir” değerlendirmesinde bulunurken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, "NATO savunma açısından en temel stratejik ortaklıktır” diyerek Macron’a tepki göstermişti.

Fransa Cumhurbaşkanı'nın kurumun işleyişini sert eleştiren sözlerine ilk tepki ise en büyük müttefiki Almanya'dan gelmişti. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in "Zamansız, radikal ve gereksiz" bulduğu açıklamalara Washington, Moskova, Brüksel ve NATO'dan da tepki gösterilmişti.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau ise NATO’nun uluslararası alanda son derece önemli bir role sahip olduğunu ifade etmişti.

Macron’a tek destek ise Rusya’dan gelmişti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, "Bu sözler altın değerinde. Samimi ve büyük önem içeriyor. NATO'nun içinde bulunduğu durumu net olarak tanımlıyor" diye konuşmuştu.

AB'nin, komisyon kurulabilirse 1 Aralık'ta Dış İlişkiler Yüksek Komiserliği görevini devralacak olan İspanya Dışişleri Bakanı Josep Morell de Macron'un sözlerinin "Başta Suriye olmak üzere, mevcut durumun zorluğunun yansıması" olduğunu söyleyerek, "Ancak bugün Avupa ülkelerinin çoğu için bir alternatif yok” itirafında bulunmuştu.

MEDYADAKİ YANKILARI

Macron'un NATO ve AB içindeki sorunlara dikkat çektiği radikal çıkışı, dünya basınında da büyük yankı uyandırdı.

Washington Post gazetesi, "Uzmanlar, Macron'un Avrupalı ortaklarını toparlamaya çalışmak için sarfettiği sözlerin, silah olarak kendisine karşı dönebilecği yorumunu yapıyor" analizini aktardı.

New York Times ise, "Londra'da 3-4 Aralık tarihlerinde yapılacak zirve, NATO'nun 70'inci kuruluş yıldönümü kutlamalarına hazırlanıyordu. Ancak NATO buluşması, Macron'un Merkel'in zayıfladığı ve İngiltere'nin çıkacağı Avrupa'nın liderliğini almak ve iç politikada daha sağda bir çizgiye kaymak amacıyla sarfettiği sözlerinin gölgesinde geçecek" yorumunu yaptı.

Hollanda gazetesi De Telegraaf, "NATO üyeleri arasındaki gerginlikler yeni değil. Ancak Macron'un bugünkü sıkıntılara dikkat çeken sözlerindeki dehşet, Brüksel'de alarm zillerini çaldırdı" değerlendirmesinde bulundu.

Alman Frankfurter Allegemeine Zeitung gazetesi ise, "NATO canlı" başlığını atarak Macron'un sözlerini eleştirdi.

ZİRVE ÇÖZÜM OLACAK MI?

Gelinen nokta ve gelişmeler, geçen yüzyılın ortalarında kurulan NATO’nun, bugün işlevinin tartışıldığını gösteriyor. ABD ve bazı Avrupa ülkeleri, müttefiklerinin güvenlik tehlikesine karşı NATO’nun işlevini sürdürmesi gerektiğine inanırken, Fransa Cumhurbaşkanı Macron başta olmak üzere bazı kesimler Avrupa'nın güvenliği için yeni yapılanma ya da reform yapılması gerektiğini dile getiriyor. 

NATO krizinin, birliğin 70'inci kuruluş yıl dönümünde İngiltere’nin başkenti Londra'da 3-4 Aralık tarihinde toplanacak NATO Zirvesi'nde ele alınması bekleniyor.

Zirveye, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde verdiği terörle mücadeleye NATO müttefiki ülkelerin yeterince destek olmamasının da damga vurması bekleniyor. NATO'nun 70. kuruluş yıldönümündeki zirvede Türkiye, bazı birlik müttefiki ülkelerin terör örgütü YPG'yi terör örgütü listesine almasını isteyecek.

NATO'ya yakın kaynaklar, birlik içindeki müttefik ülkelerin YPG'yi terör örgütü olarak tanınmadığı için, Türkiye'nin Baltık ülkeleri ve Polonya’nın olası bir Rus saldırısına karşı savunulması konusunda NATO'nun bir askeri planı hayata geçirmesine olanak tanımadığını iddia ediyor.

Türkiye’nin onayı olmadan bu planın hayata geçirilmesinin zor olduğunu belirten kaynaklar, Türkiye’nin bu konuda Doğu Avrupalıları  “rehin aldığını” öne sürüyor. Yine aynı kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un NATO aleyhindeki son açıklamalarının ardından ittifakın birlik ve dayanışmaya en fazla ihtiyaç duyduğu bir sırada Türkiye’nin tavrını “birliği bozan” bir davranış olarak yorumluyor. 

Türkiye'nin güneyinde bir terör koridoru oluşumuna karşı terör örgütlerine yönelik harekata sıcak bakmayan ve hatta PYD-YPG'ye destek çıkan NATO ülkeleri, sözkonusu kendi çıkarları olunca Türkiye'den fedakarlık bekliyor. Londra'daki önümüzdeki hafta yapılacak zirvede, bu ihtilaflar Türkiye'nin elini güçlendirecek gibi görünüyor. Türkiye, Baltık ülkeleri için hazırlanan raporun yayımlanmasını isteyenlerin Türkiye için de aynı duyarlılığı göstermesini bekliyor. 

Türkiye’nin PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD-YPG’yi NATO tehdit değerlendirmesine dahil etmek üzere yaptığı bu girişim, birlik nezdinde yürütülen çalışmalarla paralel şekilde gündeme getirilmiş olduyor. Türkiye, NATO üyesi ülkeler için büyük önem taşırken, Türkiye’siz NATO olmayacağını anlayan tüm müttefiklerinin ABD'nin itirazı öncesi teklifi onaylamış olması büyük bir kazanım olarak değerlendiriliyor.

NATO'nun Baltık ülkeleri ve Polonya’yı savunma planı, Rusya’nın tek taraflı olarak Kırım’ı 2014 yılında ilhakının ardından ilk kez gündeme gelmişti.

KUZEY ATLANTİK PAKTI

Birleşmiş Milletler Örgütü’ne üye bazı uluslar 1949 yılında kendi aralarında yeni bir birleşme ve dayanışma örgütü kurdular. Bu örgütü Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Fransa, İngiltere, İzlanda, Hollanda, Belçika, İtalya, Danimarka, Norveç ve Portekiz kurdu. Daha sonra NATO’ya 1952 yılında Türkiye, 1954 yılında Yunanistan, 1982 yılında da Batı Almanya ve İspanya katıldı. Bugün NATO’ya üye 16 ülke vardır. NATO’ya üye devletlerin birinin saldırıya uğraması durumunda öbürleri saldırgan ülkeye karşı işbirliği içinde savaşmayı kabul etmişlerdir. Üye devletler birbirlerini korur ve kollarlar. Bu amaçla işbirliği yaparlar. NATO’nun amacı; barış düzenini uluslararası güvenliği, sosyal gelişmeyi, üye ulusların özgürlüğünü korumak olarak özetlenebilir. NATO amacına ulaşmak için çalışmalarını belli bir düzen içinde yürütür.