Myanmar’da batı kendi silahıyla vuruldu

Geçtiğimiz pazartesi gününden beri uluslararası kamuoyunda Myanmar'daki darbe gündemde. Özellikle de darbenin neden yapıldığı tüm kesimler tarafından araştırılıyor. Pek çok farklı noktadan işlediğimiz Myanmar darbesinde ordu Çin'den mi izin aldı? ABD ve AB'nin Myanmar'a sattığı silahlar darbede kullanıldı mı sorularını sizler için derledik.

Dünya kamuoyu pazartesi gününden beri Myanmar’da gerçekleşen askeri darbeyi tartışıyor. Darbeci generaller ile Devlet Konseyi Başkanı Aung San Suu Çii arasında hangi çelişkilerin olduğu ve darbenin zamanlaması ile ilgili değişik görüşler ortaya atılıyor. 1962 yılından beri askerlerin postalı altında olan 54 milyonluk ülkede demokrasi, insan hakları, azınlıkların temel hak ve özgürlükleri hep ayaklar altındaydı. İzlenen ekonomik politikalar nedeniyle Myanmar, bölgenin en yoksul ülkeleri arasında yer alıyor.

ASKERİ DENETİM ALTINDAKİ SİVİL SİYASET

Uzun yıllardır ülkenin en önemli politik aktörlerinden olan ve 1991 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Devlet Konseyi Başkanı Aung San Suu Çii ise sürekli askerlerin hedefinde oldu. 15 yıl boyunca ev hapsine tutulan Suu Çii, 1980 yılından beri Batılı ülkeler tarafından destekleniyor. Partisi Demokrasi İçin Ulusal Liga (NLD) 2015’te yapılan parlamento seçimlerini salt çoğunlukla kazanınca, yakın arkadaşı Win Myint devlet başkanı oldu. Suu Çii, bir İngilizle evlendiği ve İngiltere vatandaşı da olduğu için yasal olarak devlet başkanı olamıyor. Bundan ötürü fiili devlet başkanlığı için “Devlet Konseyi Başkanlığı” makamı icat edildi. Aynı zamanda dışişleri bakanlığı koltuğuna oturarak, yıllardır sürdürdüğü siyasi mücadelede önemli başarılar elde etti.

2015’den bu yana fiili olarak devlet başkanlığı yürüten Suu Çii’nin özellikle azınlık Müslümanlara yönelik katliamlarda ordu ile aynı görüşte olduğu biliniyor. Bu nedenle Den Haag’daki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde ifadeye de çağrılmıştı.

SEÇİMLER DARBEYE KAPI ARALADI

Myanmar’ı tekrardan askeri rejime götüren süreç ise geçtiğimiz kasım ayında yapılan seçimlerle başladı. Katılımın yüzde 70’lerde olduğu seçimleri Suu Çii’nin partisi NLD, üçte iki çoğunlukla kazandı. Ordunun partisi olan Birlik İçin Dayanışma ve Kalkınma Partisi (USDP) ise ağır yenilgi aldı. Daha önce yapılan anayasa değişikliğinde, meclisteki sandalyelerin yüzde 25’i ordunun gösterdiği adaylara rezerve edildiği halde, NLD’nin elde ettiği başarı, Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing başta olmak üzere ordu içindeki generalleri tedirgin etti.

Konuyla ilgili medyada yer alan haberlerde ordunun, Anayasa’da bir değişikliği engellemek için rezerve ettiği yüzde 25’lik sandalyeyi bir arada tutma endişesine kapıldığı ve darbe yaptığı paylaşıldı. Ülke basınında ise NLP’nin ordunun belirlediği sandalyelerden oy alabileceği gündeme geldi. Öte yandan 2021 yazın görev süresi dolacak olan Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing’in görev süresini uzatmak için de darbe yaptığı medyada yer aldı. Ayrıca, Rohingya (Arakan) Müslümanlarının katledilerek Bangladeş’e sürülmesinde de rolü bulunan Hlaing’in bir daha Den Haag’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin önüne çıkmamak için de darbe yolunu seçtiği bir diğer neden olarak sayılıyor.

DARBENİN İZNİ ÇİNDEN Mİ GELDİ?

Medyada yer alan en çarpıcı iddiaların başında, ordunun darbe vizesini Çin’den aldığı geliyor. Batılı ülkeler Suu Çii’ye destek verirken, Çin’in bölgesel çıkarları için orduyu desteklemesi söz konusu iddianın ortaya atılmasındaki en önemli etkenlerden. Bölgede ABD ile Çin arasında süren rekabet, Washington’ın müttefikleriyle birlikte Pekin’e kapatmayı planladığı ticaret yolları bölgedeki dengeleri değiştirmeye aday görünüyo.

Öte yandan darbeden iki hafta önce Myanmar’a giden Çin Dışişleri Bakanı, Hlaing ile bir görüşme gerçekleştirdi ve görüşmede destek sözünün alındığı iddia ediliyor. Zira, ordu bir darbe durumunda ABD ve AB’den sert tepki ve yaptırımların geleceğini hesapladığı için, Çin’in vereceği desteği önemsiyordu. Bu nedenle yapılan darbe Myanmar ordusundan sonra en çok Çin’in işine yaramış görünüyor.

ÇİN’İN MYANMAR’A YÖNELİK PROJELERİ

Dış politika analizlerinin yayınlandığı “German Foreing Policy” adlı internet sitesinde yayımlanan makalede Çin’in jeostratejik nedenlerle darbeye destek verdiği yazıldı. ABD’nin Malezya’daki Malakka Boğazı üzerinden gemilerin Çin’e ulaşmasını engelleme planına karşı Pekin yönetimi, Hint Okyanusu’na Myanmar üzerinden Güney Çin’e uzanan bir transport koridoru oluşturmayı planladı. Bu planda Çin’in Yunnan eyaleti ile Hint okyanusu arasında yer alan Myanmar, stratejik bir önem kazandı. Özellikle Afrika ve Ortadoğu’dan gelecek petrolün bu hat üzerinden Çin’e nakledilmesi planlanmış durumda. Benzer bir hat 1937-39 yılları arasında o zaman İngiltere’nin sömürgesi olan Myanmar’dan (O zamanki adıyla Burma) Çin’e yardım için devreye konulmuştu.

‘Bir kuşak, bir yol’ projesi kapsamında Çin uzun yıllardır Myanmar’a yatırımlar gerçekleştiriyor. Nitekim Hint Okyanusu’ndan Yunnan’a 2003’te doğal gaz, 2017 yılında ise petrol boru hattı inşaatına başlanmıştı. Bu hatta paralel olarak bir de hızlı tren yolu inşa edildi. Bütün bunlar Myanmar’ın Çin açısından stratejik önemini arttırdı. Dolayısıyla, tamamen Batı yanlısı bir rejimin kurulması, Malakka Boğazı’na alternatif olarak yaratılan bu seçeneğin de tehlikeye düşmesi anlamına geliyor.

MYANMAR’DA BATI KENDİ SİLAHIYLA VURULDU

Çin ile yoğun ilişkiler içerisinde olan askeri rejim öte yandan Batı ile de ilişkilerini yoğunlaştırdı. AB, ABD ve İsrail başta olmak üzere Avrupalı ülkelerden silah tedarik etti. Batının isteği üzerine generaller kontrolü kaybetmemek için parlamentonun yüzde 25’ini elinde tutma şartıyla, demokratikleşmeye onay verdi. Böylece Suu Çii’nin fili olarak ülkeyi yönetmesinin de yolu açıldı. Bütün bunlara rağmen ülkede Çin sermayesi önemli bir güç olmaya devam etti.

Demokratikleşme şartı karşılığında AB’den silah temin eden ordu, elde edilen silahları darbede siyasi rejime karşı kullandı. New York Times’ta yer alan habere göre Myanmar'da darbe yapan ordunun elinde, İsrailli drone teknolojisi, Avrupalı iPhone takip sistemleri ve bilgisayarlara sızıp içeriklerini toplayabilen ABD yazılımı olduğu ortaya çıktı. Çin’in jeo-stratejik planlarını sekteye uğratmak adına Myanmar’a üst düzey teknolojik silahlar temin eden Batı, kendi silahlarıyla vurulmuş oldu.