Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedir, ne zaman imzalandı?

Kanal İstanbul projesinin ardından yeniden gündeme gelen ve tartışmaların odağında yer alan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye için ne ifade ediyor? ABD ve Avrupa Montrö Boğazlar Sözleşmesi üzerinden neyi planlıyor?

Lozan Antlaşması imzalanmadan önce Boğazların durumu hakkında çeşitli fikirler öne sürülüyordu. Müttefik Devletler, savaş ve ticaret gemilerinin Boğazlardan geçebilmesini ve her iki Boğaz kıyısında da asker bulundurulmamasını istiyordu. Ayrıca uluslararası bir komisyonun kurulmasını ve Boğazların bu komisyon tarafından yönetilmesini talep ediyordu. SSCB, ticaret gemilerinin Boğazlardan serbest bir şekilde geçebilmesini ve Karadeniz’e kıyısı bulunmayan ülkelerin savaş gemilerinin geçişine izin verilmemesini talep etti. Bununla birlikte Türkiye’nin Boğazları tahkim etmesi gerektiği dile getiriliyordu.

Türkiye, İstanbul ve Marmara’nın da güvenliğini göz önünde bulundurarak, Boğazların dünya ticaretine açık olması en önemli talepti.

MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ NELERİ KAPSIYOR?

24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşmeye göre; Boğazlardan geçecek yabancı gemiler, yeni kurulan Boğazlar Komisyonu tarafından denetlenecekti. Ayrıca Boğazlar bölgesi silahtan ve askerden arındırılmış bir yapı ile Milletler Cemiyeti tarafından yönetilecekti. Bu sözleşme, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğinin kısıtlanmasına sebep oldu.

Türkiye’nin bu sözleşmeyi kabul etmesinde önemli olan bir etken ise; dünyanın yeni bir silahsızlanma sürecine gireceği ve Millet Cemiyeti’nin Boğazları teminatı altına alacağı düşüncesiydi. Zaman içerisinde bu silahsızlanma çabalarından olumlu karşılık alınılmadığı görüldü. İtalya ve Japonya gibi ülkelerin mütecaviz tutum ve tavırları karşısında Milletler Cemiyeti etkisiz kaldı. Bu durum Türkiye açısından meselenin tekrardan tartışılmasına yol açtı.

Dünyada yaşanan tüm gelişmeleri yakından takip eden ve iyi bir şekilde analiz eden Türkiye, konu hakkında ülkelere çağrılarda bulunarak, Boğazlar meselesinin yeniden gündeme gelmesine sebep oldu. Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki çağrılarına ilk olarak 1933 yılında Sovyetler’den, 1936 yılında ise Hitler’in Ren bölgesine girmesinden hemen sonra da İngiltere’den olumlu yanıt geldi.

22 Haziran 1936 tarihinde İsviçre’nin Montreux şehrinde Boğazlar Konferansı düzenlendi. Türkiye, değişiklik tekliflerini konferanstan önce Sovyetlerin Ankara Büyükelçisi ile müzakere etti.

Sovyetler ve İngilizler, Boğazlar hakkında farklı taleplerde bulunuyorlardı. Sovyetler, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin savaş gemilerinin herhangi bir sınır olmaksızın Boğazlardan geçmesini istiyordu. İngilizler ise ticaret gemilerinin serbest bir şekilde geçmesini, savaş gemileri için verilen tonaj miktarının artırılmasını talep ediyordu.

 Montrö Boğazlar Sözleşmesi; Fransa, İngiltere, SSCB, Romanya Krallığı, İrlanda ve Denizaşırı Britanya Ülkeleri, Hindistan İmparatorluğu, Elenler Krallığı, Japonya İmparatorluğu, Yugoslavya Krallığı, Bulgarlar ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından imzalanarak 1936 yılında yürürlüğe girdi.

Türkiye’nin doğru diplomatik hamleleri ve iyi zamanlaması Boğazlar üzerindeki egemenlik kısıtlamasının kalkmasını sağladı. Sözleşme ile birlikte ticaret gemileri Boğazlardan serbest bir şekilde geçebilirken, savaş gemilerinin geçişi Türkiye ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin güvenlikleri kapsamına dahil edildi.

Sözleşme ile birlikte uluslararası ticaret ve savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi, Türkiye ve Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin güvenliği çerçevesinde düzenlendi.

MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ NASIL İPTAL EDİLEBİLİR?

Sözleşmenin 28’inci maddesi kapsamında, ülkeler tarafından sözleşmenin nasıl iptal edilebileceği belirtiliyor. Sözleşmenin süresi 20 yıl olarak belirlenirken, 9 Kasım 1956'da bu tarih sona ermiş oldu. Sözleşmeye imza atan ülkelerin, fesih beyanını depoziter devlet olan Fransa’ya bildirmemesi durumunda iptal süreci başlayamıyor. ABD, İngiltere ve SSCB gibi ülkeler, II. Dünya Savaşı’nın ardından Sözleşme’nin feshi hakkında görüş bildirmelerine rağmen bugüne kadar herhangi bir girişim söz konusu olmadı.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne imza atan ülkelerden birinin Sözleşme’den çıkmak istemesi halinde, talebin iletildiği andan itibaren iki yıl daha Sözleşme yürürlükte kalıyor. Bu sürenin sona ermesi ile birlikte iptal işlemi gerçekleştirilebiliyor. 

TÜRKİYE MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ İLE NELER KAZANDI?

Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile birlikte büyük kazanımlar elde etti. Sözleşme’nin 24. Maddesi gereği hükümleri uygulayan ve denetlemeyi yapan taraf oldu. Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin denizaltıları ve uçak gemilerinin Boğazlardan geçememesi Türkiye açısından önemli bir kazanç oldu. Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin Türkiye’ye haber vermeden satın aldıkları denizaltıları Boğazlardan geçiremeyecek olması, hem sınır hem de boğazların güvenliği açısından önemli rol oynadı.

Sözleşme’nin 19. Maddesi kapsamında, savaş zamanlarında savaş içerisinde bulunan herhangi bir ülkenin savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine izin verilmedi. Türkiye savaşın içerisinde bulunuyorsa ya da savaş tehdidi altındaysa, savaş gemilerinin Boğazlardan geçmesi Türkiye’nin vereceği karara bağlandı. Kurulan Uluslararası Komisyon’un yetkileri Türkiye’ye devredildi. Türkiye’nin Boğazlarda asker bulundurmasının önü açıldı.

TÜRKİYE MONTRÖ’DEN ÇIKARSA NE OLUR?

Konu hakkında Sözcü gazetesinde bir makale kaleme alan tarihçi-yazar Sinan Meydan, “Montrö’nün ortadan kalkması Türkiye için ciddi bir milli güvenlik sorununa neden olacaktır. Çünkü herhangi bir sıcak veya soğuk savaş tehlikesi durumunda Türkiye, Boğazlara ve oradan Karadeniz’e girecek savaş gemilerini, uçak gemilerini, denizaltıları, savaş uçaklarını engelleyip kendi güvenliğini sağlayamayacaktır. Büyük baskılar altında kalan Türkiye tarafsızlığını koruyamayacaktır” ifadelerini kullandı. Meydan, “Oysa II. Dünya Savaşı’nda, Türkiye, Montrö sayesinde savaşan taraflara Boğazları kapatabilmiş ve savaş dışında kalabilmiştir” şeklinde konuştu.

Sinan Meydan, “Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Karadeniz’e kıyısı olan ve olmayan ülkeler ayrımı yapmış, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere bazı ayrıcalıklar tanırken, diğer ülkeleri sınırlamıştır. Böylece Türkiye Montrö ile kendine kuzeybatıdan bir güvenlik kalkanı oluşturmuştur. Montrö ortadan kalkarsa işte bu güvenlik kalkanı da ortadan kalkacaktır” değerlendirmelerinde bulundu.

RUSYA VE ABD’NİN MONTRÖ ÜZERİNDEKİ HESAPLARI

Rusya’nın, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden oldukça memnun olduğunu ve bu konuda herhangi bir taviz vermediğini söylemek mümkün. Karadeniz’i kendi alanı olarak gören ve burada ABD’nin savaş gemilerini görmek istemeyen Rusya, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin gündeme gelmesinden rahatsız oluyor. Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin savaş gemilerini Boğazlardan geçirebilmeleri ve yabancı ülkelerin bu bölgede faaliyet gösterememesi Rusya’ya oldukça avantaj sağlıyor. ABD’nin bölgedeki faaliyetlerinden rahatsız olan, Bulgaristan ve Romanya’nın NATO’ya katılmasına tepki gösteren Rusya, yedi yıl önce Kırım’ı ilhak ederek Karadeniz üzerindeki varlığını artırdı. Ayrıca Türkiye’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni gündeme getirmesi de Rusya tarafından olumsuz karşılanıyor.

Bölgede istediği gibi hareket alanı bulamayan ABD, savaş ve ticaret gemilerini Karadeniz’e geçirmek için Montrö engeline takılıyor. ABD ise Karadeniz’deki varlığını artırabilmek ve bölgeye yayılabilmek için Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin yeniden tartışmaya açılmasını istiyor. Doğu Akdeniz, Orta Doğu, Güney Asya ve Kuzey Afrika gibi bölgelerdeki etkinliğini Karadeniz’e taşımak isteyen ABD, Montrö’nün yeniden ele alınması ile bu amacına ulaşmaya çalışıyor. Rusya’nın etki alanını azaltmak ve bölgedeki faaliyetlerini kısıtlamak için Bulgaristan, Romanya, Ukrayna gibi Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler ile de iş birliğini sürdürüyor.