Merkel’den sonra Almanya’nın Türkiye politikası nasıl olacak?

Almanya'da 26 Eylül’de yapılması planlanan başkanlık seçimlerinin ardından, Şansölye Angela Merkel’in 16 yıllık başbakanlığı sona erecek. Peki, Merkel sayfası tamamen kapandığında Türkiye ile Almanya ilişkileri nasıl şekillenecek? Liderlik için yarışan adaylar, Türkiye ile ilişkiler hakkında ne düşünüyorlar?

Almanya’nın 16 yıllık Merkel sayfası, 2021’in Eylül ayında yapılacak seçimlerin ardından kapanacak. Almanya’yı yönetecek yeni ismin kim olacağına dair bazı öngörüler var.

Yeşiller Partisi Eş Başkanı Annalena Baerbock, Hristiyan Birlik partilerinin (CDU ve CSU) ortak adayı Armin Laschet ve Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) başbakan adayı Olaf Scholz, Almanya’nın yeni başkanı seçilme ihtimali kuvvetli olan isimler. Özellikle Scholz, Merkel kabinesinde Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı görevini üstlenen önemli bir isim. 

Peki, bu isimlerden birinin Alman hükümetinin yeni başkanı olması durumunda, Türk-Alman ilişkilerinin seyri nasıl olacak?

YEŞİLLER PARTİSİ’NİN TÜRKİYE TUTUMU SERT

Almanya’da siyasetin yükselen gücü olarak gösterilen Yeşiller Partisi’nin başkan adayı Baerbock, şu anda ülke genelinde yapılan anketlerde birinci sırada yer alıyor. Yani ‘’Bugün Almanya’da seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz’’ sorusuna seçmenin büyük çoğunluğu "Yeşiller" cevabını veriyor. Bu da Merkel’in ardından, başkanlık koltuğuna yine bir kadın siyasetçinin oturma ihtimalini oldukça kuvvetli kılıyor. Hâl böyle olunca Annalena Baerbock ve partisinin Türkiye tutumu da oldukça merak ediliyor.

Alman Yeşiller partisinin kısa süre önce açıkladığı Federal Meclis seçim programındaki Türkiye ifadeleri bir hayli dikkat çekiyor.

Türk hükümetinin saldırgan bir dış politika izlediği görüşünde olan Yeşiller Partisi’nin ifadeleri şöyle:

"Türk hükümetinin saldırgan dış politikasını kararlılıkla reddediyor, ondan çok kültürlü bir güvenlik ve dış politikaya geri dönmesini talep ediyoruz. Bu, NATO kapsamında da bu şekilde gündeme getirilecektir. Avrupa Birliği'nin Türkiye ile tam üyelik görüşmeleri de sadece demokrasiye ve hukuk devletine tamamen dönmesi halinde yeniden başlayabilir."

TÜRKLERE YAKIN AMA TÜRKİYE’YE MESAFELİ BAŞKAN ADAYI

Yeşiller yükselirken Almanya'da Başbakan Angela Merkel'in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile onun kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik'in (CSU) oluşturduğu Hristiyan Birlik bloğunun ortak adayı Armin Laschet ise Türklere oldukça yakın bir isim.

Almanya’da Türklerin yoğun yaşadığı Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin başkanı olan Laschet, başkanlık ihtimali olan bir diğer isim.

Türklerle yakınlığı nedeniyle, bu güne denk Türkiye ile ilişkilerinde her zaman temkinli davranmış olan Laschet’in partisinin çizgisiyse açık ve net. Partisinin Türkiye politikası şöyle: "Tam üyelik için gerekli şartları yerine getirmediği için Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini reddediyoruz. Türkiye'de son yıllarda hukuk devleti, özellikle de düşünce ve basın özgürlüğü konusunda yaşanan gelişmeleri de endişe ile izliyoruz."

Laschet her ne kadar Türklere yakın bir başkan aday olarak bilinsede bu konuda o da partisiyle aynı fikirde. Geride bıraktığımız yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın göçmenler için Avrupa’ya kapılarını açacağına dair söylemi sonrasında Laschet’in kullandığı ifadeler şöyle: 

“Erdoğan'a yönelik baskıyı artırmak gerekli. İdlib'de yürüttüğü savaş, mültecilerle Avrupa'yı baskı altına alması oyununa izin verilemez.”

Laschet, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine mesafe ile yaklaşsa da müzakere sürecinin devam etmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye’nin NATO üyesi olması sebebiyle Avrupa Birliği ve Almanya için önemli bir ülke olduğunu söyleyen deneyimli siyasetçi, ikili ilişkilere önem veriyor.

Laschet, milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’ye yapılan mali yardımların devam etmesi, hatta artırılması gerektiğini dile getiriyor.

SCHOLZ’UN LAKABI ‘GÜRÜLTÜSÜZ’

Almanya’da ki Sosyal Demokrat Parti’de 2021 Federal Meclis seçimleri için adayını erken duyurdu. Partinin adayı Almanya’nın eski Maliye Bakanı Olaf Scholz oldu. Scholz, bakanlık döneminde bütçeyi sıfır borçla kapattığı için ülkede saygı gören bir isim. Ancak kendi partisinin yönetimiyle çokta uyumlu olduğu söylenemez. Çünkü partinin eş başkanları solcu kanattan, Scholz ise merkezci.

Olaf Scholz, Türkiye konusunda sık konuşan bir isim değil ancak tutumu oldukça net.

Geçtiğimiz ay düzenlediği bir basın toplantısında Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği konusundaki bir soru üzerine "İnsan hakları ve hukuk devleti konusunda istikrarlı olmalı aksi taktirde uzlaşma söz konusu olamaz" dedi. Özetle bazı koşullar için yerine getirilmesi gereken kurallara karşı oldukça net. 

Partisinin hafta sonunda açıklanan programında da şu satırlar yer alıyor: 

"Türkiye'nin dış ve iç politika çizgisini endişeyle takip ediyoruz. Türkiye hukuk devleti, demokrasi ve devletler hukuku prensiplerine uymakla yükümlüdür. Türkiye ile bu konuları da eleştirel biçimde ele alacak şekilde bir diyaloğun yoğunlaştırılması acilen gereklidir."

Ayrıca SCD, Almanya’nın Ankara ile diyaloğunun kopmamasından yana olmakla biliniyor. Tabi bu tutumun 26 Eylül seçimleri sonrasında devam edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Nitekim Türkiye’nin son dönemde Almanya ile diplomasi trafiğini arttırmış olması da Merkel’in gidişiyle ilgili. Erdoğan ile Merkel üç ay içinde üç kez görüştü. Dışişleri Bakanları Çavuşoğlu ile mevkidaşı Maas da karşılıklı ziyaretlerini yoğunlaştırmış durumda.