Lukashenko düşerse, sıra Putin’e mi gelecek?

Çeyrek asırdır iktidarda olan ve iktidarda tutunabilmek için çok uğraş veren Lukashenko’nun iktidarının sonu mu geldi bilinmez ama ülke genelinde başlayan ayaklanmalar 26 yıllık iktidar sahibinin otoritesini tehdit ediyor. Avrupa’nın son diktatörü olarak lanse edilen Lukashenko, halk ayaklanmalarına dayanamayıp devrilirse, sıra Putin’e mi gelecek sorusu akıllarda yer etmeye başladı.

On beş yıl önce, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Başkan Aleksandr Lukashenko döneminde Belarus için "Avrupa'nın kalbinde kalan son gerçek diktatörlük" ifadelerini kullanmıştı. Lukashenko rejimi bu ay düzenlenen seçimde hile yapıp barışçıl protestoları acımasızca bastırıp yaklaşık 7 bin kişiyi tutukladı. Ama gerçek şu ki, eğer kızgın vatandaşlar Lukashenko'yu devirmeyi başarırsa, sırada kendi başına otokrat olan, insan haklarını ve demokratik normları aşındırmış olan ve kendini ömür boyu başkan yapacak anayasa değişikliklerini onaylayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin var.

SIRADAKİ VLADİMİR PUTİN OLABİLİR Mİ?

O kadar hızlı değil. Her ne kadar iki adamın bazı ortak noktaları olsa da tüm otoritelerin eşit olarak yaratılmadığı ortaya çıkıyor. Lukashenko 1990’larda ülkenin elit kesimini alt etme sözü veren ateşli bir popülist olarak iktidara yükseldi. Ancak son yıllarda, Belarus ekonomisinin krizden krize aksaması ve şu anda devam eden ülke çapındaki ayaklanmaya zemin hazırlaması nedeniyle halk desteğini geliştirmek için pek iştah göstermedi. Beyaz Rusya ekonomisi hala devlet kontrolünde. Siyasi muhalefetin etkisi ise Lukashenko yönetimi tarafından yük edilmiş durumdadır.

Chatham House kurucularından ve araştırma direktörü olan Ryor Astapenie Lukashenko için “Bu çok kişisel. Bu çok sultanist.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Belarus’ta elitlerin karar vermede önemli bir rolünün olmadığı mutlak gücün Lukashenko’da olduğunu dile getirdi.

Putin'in kontrol sistemi daha sofistike, halkın duyarlılığının dikkatle izlendiği bir demokrasi tiyatrosu. Popülaritesi azalırken, en azından bir süre önemli seçmenleri yatıştıracak kadar bilgili olduğunu kanıtladı ve Moskova'dan Habarovsk'a kadar Rusların tek bir hoşnutsuzluk noktasıyla birleşebilecekleri ülke çapında bir ayaklanma olasılığını ortaya çıkardı.

Lukashenko, 2004'teki referandumda süre sınırlarını tamamen kaldırdı. Birbirini izleyen beş cumhurbaşkanlığı seçiminde birkaç ciddi zorlukla karşılaştı ve muhalefet adaylarını sokak protestoları düzenledikleri için hapse attı. Lukaşenko, 2012 yılında "eşcinsel olmaktansa diktatör olmak daha iyidir" diyerek otoriterliğiyle gurur duydu. O dönemde Almanya'nın açıkça eşcinsel olan dışişleri bakanı Guido Westerwelle'ye yanıt veriyordu ve Lukashenko'yu tanımlamak için "Avrupa'nın son diktatörü" kelimelerini kullandı.

Lukashenko'nun tersine Putin, Rusya'yı 20 yıldır yönetmeyi başarsa da diktatör ya da otoriter olarak lanse edilmemek için büyük çaba sarf etti. 2008 yılında, Putin anayasal olarak zorunlu kılınan iki dönemlik sınırına ulaştığında, tekrardan başbakan olabilmek için istifa etti, ancak yine de tahtın arkasındaki güç olarak kaldı. Geçen ay kabul edilen anayasa değişiklikleriyle ilgili başlattığı referandum, Putin'in görevde iki dönem daha aday olmasını ve 2036 yılına kadar iktidarda kalmasına olanak sağladı.

Milletvekilleri bu yılın başlarında anayasa değişikliklerini onayladıkları için referandumun yasal olarak yapılmasına gerek yoktu. Ancak oylamanın teatralleri Putin'e çok oyulmuş meşruiyet cilasını verdi. Putin'in yirmi yıllık iktidarının temelini oluşturan, sahte demokratik sahneleme yeteneğidir.

Rusya, dezenformasyon sanatını hem yurt içinde hem de yurt dışında mükemmelleştirdi. Rus devlet televizyonunda ustalıkla hazırlanmış haber programları, Ukrayna'nın Naziler tarafından istila edildiği, eşcinsellerin çocuklar için bir tehdit olduğu ve Donald Trump'ın muhtemelen korona virüs salgınının tedarikçisi olduğu alternatif bir gerçeklik yaratılıyor. 2014 yılında Atlantik’te bir yazı kale alan Rus dezenformasyon uzmanı Peter Pomerantsev “Bu mesajlaşmanın amacı, Rus halkını bunlardan herhangi birinin gerçekten doğru olduğuna ikna etmek değil. Asıl durum insanları kafası karışmış, paranoyak ve pasif -Kremlin kontrolündeki sanal gerçeklikte- yaşayan bireyler haline getirmektir." ifadelerini kullandı.

Putin Lukashenko’yu eğitici bir olarak olarak görecektir. Fakat görev süresi sınırı sorununu çözen Rus lider, Lukashenko'nun 26 yıllık saltanatına uyma yolunda ilerliyor. Bu da ülke genelinde kitlesel protestoların fitilini ateşleyecek hamledir. Nitekim son haftalarda Kremlin, Uzak Doğu'daki Khabarovsk bölgesindeki ayaklanmalarla mücadele etti. Protestolar tek bir bölge ile sınırlı kalmış olsa da günün sonunda Ruslar, sorunların kaynağı konusunda hemfikir olabilecekler.