Lübnan’da kurulamayan hükümet ekonomik krizi derinleştirdi

Lübnan’da aylardır hükümet kurmak adına yapılan görüşmeler sonuçsuz kalırken, taraflar uzlaşmaya yanaşmıyor. Bu durum ülke ekonomisinin her geçen gün daha kötüye gitmesinin de birincil nedeni olarak gösteriliyor. Peki, Lübnan’da hükümet neden kurulamıyor? Lübnan’da neler oluyor? Ekonomik kriz halka nasıl yansıyor?

Lübnan Başbakanı Hassan Dlyab 10 Ağustos 2020 tarihinde görevinden istifa ettiğini duyurdu. İstifanın ardından hükümeti kurmak ile görevlendirilen Mustafa Edip, üç haftalık hükümet kurma çalışmalarında başarılı olamadı ve görevini bıraktı. Yaşanan gelişmelerin ardından Saad Hariri, 22 Ekim tarihinde aday olduğunu duyurdu. Cumhurbaşkanı’ndan onay alan Hariri, hükümetin en kısa süre içerisinde kurulması için kabine adayları üzerinde çalışmalara başladı. Bu süre içerisinde Saad Hariri ile Cumhurbaşkanı Mişel Avn arasında bir türlü uzlaşı sağlanamadı. Beş aylık zaman diliminde Hariri ile Avn arasında 18 görüşme gerçekleştirildi ve hepsi sonuçsuz kaldı.

4 Ağustos tarihinde Beyrut Limanı’nda gerçekleşen şiddetli patlamanın ardından ekonomik krize ile başbaşa kalan Lübnan, yeni hükümetin de kurulamaması üzerine açmaza girdi. Uzmanlara göre hükümetin kurulamamasında, anayasal gerçekler ile ülkedeki ittifakların zeminini hazırlayan sebepler arasındaki çelişkiler önemli bir rol oynadı.

Lübnan’da siyasiler; bakanlıkların dağılımında bir türlü uzlaşamazken, mezheplerin temsili konusunda da diplomatik olarak sorun yaşıyor. Siyasi partilerin ve kişilerin bir türlü tatmin olmamaları, Fransa’nın ülkedeki girişimleri ve dünya siyasetinde yaşanan diğer gelişmeler yeni hükümetin kurulmasında engel teşkil ediyor.

Ülkedeki siyasi krizin büyümesinde Hariri’nin birtakım davranışları da etkili rol oynuyor. Hariri, yeni bir sistem kurup ülkede birtakım yapısal değişikliklerde bulunmak isterken, ülkedeki mevcut statükoya karşı bir tutum takınıyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile arasında yaşanan ve kişiselleşen gerginlik, her geçen gün büyüyor. Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Saad Hariri’nin birbirlerine yönelik sert söylemleri, çözüm yollarının tıkanmasına sebep oluyor.

Siyasi ve ekonomik krizin son dönemlerde etkili olduğu Lübnan’da, Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın kabinenin üçte birini kontrolü altında tutmak istemesi görüşmelerin tıkanmasına sebep oluyor. Lübnan anayasasının 65. maddesine göre; savaş ve barış kararı almak, olağanüstü hal ilan etmek, uluslararası anlaşmalara onay vermek gibi hususlarda meclisin üçte ikisinin onayının alınması gerekiyor. Anayasasın 69. maddesine göre ise hükümetin düşürülmesi için üçte birlik oy oranı yeterli bulunuyor. Bu maddelerden yola çıkarak her parti ya da ittifak, üçte birlik orana sahip olmak istiyor. Bu durum Lübnan siyaseti için önemli bir sorun teşkil ediyor.

Cumhurbaşkanı Mişel Avn, mezheplerine bakmaksızın kabinedeki 18 adaydan altı ismi kendisi belirlemek isterken, Hariri ise uzlaşılamayan adayların yerine başka isimlerin önerilmesini ve son kararın Başbakana bırakılması gerektiğini söylüyor. Saad Hariri, konu hakkında taviz vermeyeceğini her fırsatta dile getiriyor.

HARİRİ’NİN BAKANLIK DAĞILIMI ÇÖZÜM YOLLARINI KAPATIYOR

22 Mart’ta gerçekleştirilen görüşmeden sonra ülkedeki siyasi krizin sadece kendisinden kaynaklanmadığını savunan Hariri, basın toplantısında kendi aday listesini sundu. Bu listenin ardından ülkede başlayan bakanlık sayısı ve bakanlıkların dağılımı üzerine tartışmalar, her geçen gün artarak yaşanmaya devam ediyor.

Hariri’nin teknokrat bir hükümet kurma amacında olduğu biliniyor. Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a sunduğu listede, bazı kişilere iki bakanlık görevinin verilmesi tartışmaların dozunu artırıyor. Sunulan listede Ermeni aday Karbit Slikhanian’ın, Sanayi ve Mülteci Bakanlıklarını aynı anda yürütmesi isteniyor. Söz konusu adayın, yeterli derecede deneyim ve birikim sahibi olmaması, bazı siyasi ve medya makamları tarafından tepki ile karşılanıyor.  

Hariri’nin sunduğu listede, Dürzi aday Rabie Narsh ise hem Dışişleri Bakanı hem de Tarım Bakanı olarak gösteriliyor. Daha önce büyükelçilik ve milletvekilliği görevlerini yürüten Nars’ın, tarım ve ziraat hakkında yeterli bir deneyimi bulunmuyor.

Tüm bunlarla birlikte, bakanlık sayısının 18 ile sınırlandırılması ve kaç olması gerektiği ise ayrı bir sorun olarak görünüyor. Lübnan siyasi yapısında bakanlıklar mezhep temsiline göre dağılırken, dörder bakanlığın Sünni, Şii ve Hristiyanlar arasında dağılması gerekiyor. Bakanlık sayılarının artması ise belirli kesimler arasında yeni sorunların yaşanması anlamına geliyor.

Lübnan’da yaşanan siyasi çıkmazlar ve yeni hükümetin aylardır bir türlü kurulamaması, ülkedeki ekonomik krizin her geçen gün artmasına sebep oluyor. Özellikle Beyrut Limanı’nda yaşanan patlama sonrası ekonomik iflasın eşiğine gelen Lübnan’da, halk bir an önce hükümetin kurulmasını ve ekonominin nefes almasını istiyor.

LÜBNAN’A HÜKÜMET KURMA ÇAĞRILARI DEVAM EDİYOR

Lübnan’da aylardır siyasi kriz devam ederken, hükümetin bir türlü kurulamaması dünya ülkeleri tarafından da yakından takip ediliyor. Dünya ülkeleri özellikle 4 Ağustos patlamasının ardından Lübnan’a ekonomik ve siyasi olarak destek vermişlerdi. Geçen süre içerisinde hükümetin kurulamaması ve halkın şikayetlerinin artması bazı ülkeler tarafından açıklamaların gelmesine sebep oluyor.

IMF geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak, Lübnan’da hükümetin bir an önce kurulması gerektiğini ve bu durumun devam etmesi halinde Lübnan ekonomisinin iflas edeceğini öne sürdü. Fransa, Lübnan’da hükümetin kurulması ve siyasi krizin sonlandırılması yönünde sürekli açıklamalarda bulunuyor. Yapılan açıklamalarda, ekonomik krizin atlatılması için siyasi hükümetin kurulması gerektiği vurgulanıyor.

LÜBNAN’DA İNTİHAR VAKALARI ARTIYOR

Lübnan’da Asian Journal of Psychiatry adlı dergide bir araştırma yayınlandı. Yedi psikiyatristin yaptığı araştırmada, her 2.5 günde 1 kişinin hayatına son verdiği ortaya çıktı. Ayrıca hayatına son verenlerin yüzde 66’sının erkek, yüzde 34’ünün ise kadın olduğu açıklandı.

Yapılan araştırmada, intihar eden bireylerin yüzde 70,4’ünün Lübnanlı, yüzde 13.2’sinin Etiyopyalı, yüzde 10,9’unun  Suriyeli ve yüzde 2’sinin ise Filistinli olduğu kaydedildi.