Lozan Antlaşması'nın üzerinden 97 yıl geçti! Antlaşma'da gizli maddeler var mıydı?

1934 yılında müze olmasının ardından geçen 86 yıl sonunda yeniden cami olan Ayasofya Camii bugün yeniden ibadete açılıyor. İlk namaz için 24 Temmuz tarihinin seçilmesinin ise önemi büyük; çünkü bugün Türkiye'nin bağımsızlığını ilan ettiği Lozan Antlaşması'nın 97. yıl dönümü. Peki antlaşma'da gizli maddeler var mıydı?

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması'nın 97. yıl dönümünde Ayasofya Camii, yeniden ibadete açılarak Türkiye'de adeta dünyaya medyan okuyor.

ANLAMLI GÜNDE İBADETE AÇILIYOR

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesinin ardından camiye çevirdiği Ayasofya 1934 yılındaki Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilmişti. Bu kararın üzerinden geçen 86 yılın ardından geçtiğimiz 2 Temmuz günü Danıştay, aldığı kararla Ayasofya'nın yeniden cami olmasının önünü açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ayasofya Camii'nin bugün (24 Temmuz) ibadete açılacağını duyurdu. Bu tarihin önemi ise 97 yıl öncesine dayanıyor. Çünkü bugün Türkiye'nin bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanınmasını sağlayan Lozan Barış Antlaşması, imzalandı.

LOZAN ANTLAŞMASI'NDA ÖNE ÇIKAN DETAYLAR

Lozan'da, Türkiye Büyük Millet Mecilisi (TBMM) Hükümetini, Mudanya görüşmelerinin başarılı olmasını sağlayan İsmet Paşa (İnönü) temsil etti.

Antlaşma görüşmelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi heyeti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, ABD, Romanya, Belçika ve Portekiz'in temsilcileri katıldı. Lozan Barışı, sekiz aylık çetin ve uzun bir müzakere devresinden sonra İsviçre'nin Lozan şehrinde 24 Temmuz 1923'te imzalandı.

Lozan Barış Antlaşması'nın ön sözünde, devletlerin istiklal ve hakimiyetine saygı gösterilmesi prensibine yer verilerek, bu prensip yeni Türkiye'nin I. Dünya Savaşı galipleri ile eşit şartlar altında, Lozan'da siyasi bir mücadeleye giriştiğini gösteren bir hüküm olarak yer aldı.

143 madde, bir önsöz ve 4 bölümden oluşan Lozan Barış Antlaşması, Türk istiklal ve hakimiyetinin tanınması bakımından önem arz eden antlaşma olarak kabul edildi.

GİZLİ MADDELER VE 2023

Lozan'ın gizli maddeleri yoktur.

İngiltere'nin içinde olduğu bir müzakere ortamında savaşın kazanılmasında önemli rol oynayan ABD'nin ortaya koyduğu 'Wilson İlkeleri'ne aykırı hareket edilmesi düşünülemez. 1918'de açıklanmış olan bu ilkelerin ilk maddesi de uluslararası antlaşmalarda gizli maddelerin olmaması veya gizli şekilde uluslararası antlaşmalar yapılmamasıdır.

Bazı maddeler gizli dahi olacak olsa meclis tarafından onaylanması gerekir. Bunun için gizli meclis oturumu yapılmış dahi olsa bu kayıtların artık gizliliği kalkmıştır ve bu iddialara ilişkin hiç bir kayıt, belge veya hatırat yoktur. Şimdiye kadar gün yüzüne çıkmamış olan bu maddeler spekülasyondan ibarettir.

Ayrıca antlaşmanın 2023'e kadar veya herhangi bir başka tarihe kadar geçerli olduğunu öne süren hiçbir resmi belge bulunmamaktadır. Böyle bir ifade olduğunu ve olduğu takdirde Türkiye tarafınca kabul görmüş olabileceğini düşünmek için de geçerli bir sebep yoktur. Bu mit antlaşma imzalandığından bu yana Türkiye'de komplo teorisi şeklinde nesilden nesle aktarılarak bugünlere kadar gelmiştir.

Buhran sonrası ayağa kalkarak evini yeniden inşa eden bir halkın tapu senedi.

Lozan, 1912 ve 1922 yılları arasında 10 yıl süren önce Balkan savaşları ardından Dünya Savaşı ve ardından Milli Mücadele ile bitap düşmüş bir halkın olabilecek tüm kozlarını ortaya koyduğu bir antlaşma olmuştur.

9 Eylül 1922'de İzmir'e girerek savaşa noktayı koyan Mustafa Kemal Paşa komutası altındaki ordu vazifesini yerine getirmiş geriye eli güçlü şekilde masaya yeniden oturarak devletin ve milletin geleceğini garanti altına almak kalmıştı.

Mudanya sözleşmesi ile Yunan ordusu Meriç nehrinin batısına çekildi ancak nihai bir barış anlaşması imzalanıncaya kadar Boğazlar çevresindeki Türk ve müttefik askerleri bulundukları yerleri terk etmedi. Yani eğer nihai uzlaşmaya varılmasaydı savaş kaldığı yerden devam edebilirdi.

Mudanya sözleşmesi ile Lozan görüşmelerinin başlangıcı arasında geçen 40 gün içerisinde ise saltanat kaldırılarak Osmanlı devletinin resmen sona erdiği ilan edildi. Yeni doğan Türkiye Cumhuriyeti devletinin ne kadar sağlam temeller üzerine inşa edileceği de Lozan'da belirlendi.

Atatürk ve İsmet İnönü müzakereler boyunca mümkün olan en sert ve keskin hamleleri yapmak ve Türkiye adına olabilecek en kazançlı antlaşmayı elde etmek istemiş ancak Lozan'daki görüşmeler ve diplomatik hamleler bazı alanlarda mecburi yumuşatmalar ve ödünler vermeyi zorunlu kılmıştır.

Sevr ile karşılaştırıldığında Lozan'da elde edilen sonucun son derece açık bir zafer olduğu ancak hedeflenen en yüksek noktalar düşünüldüğünde bazı eksiklikleri de olduğu değerlendirilmektedir.

Türk heyetinin yeterli diplomasi tecrübesinin olmadığı ve karşılarında İngiltere'nin, Fransa'nın en kurt siyasetçilerinin, ömrünü dışişlerine adamış diplomatların bulunduğu bilinen bir gerçektir.

Apoletlerini çıkararak Lozan'a giden 39 yaşındaki İsmet İnönü'nün omuzlarında sadece Misak-ı Milli değil, kapitülasyonlar, Osmanlı borçları, azınlıklar gibi genç cumhuriyet için daha birçok hayati konunun ağırlığı ve sorumluluğu vardı.

İsmet İnönü 1973'te TRT'ye verdiği bir demeçte ve hatıratlarında tüm tecrübesizliğine rağmen Lozan görüşmeleri sırasında oturma düzeninden açılış konuşmasına kadar her konuda yeri geldiğinde itiraz ettiğini ve beraberindeki uzmanlar heyeti ile müttefiklere karşı cephedeki savaşı adeta devam ettirdiğini anlatıyor.

ANTLAŞMA'NIN ÖNEMLİ NOKTALARI

·         Fransızlarla imzalanan Ankara Anlaşması'nda çizilen sınırlar kabul edildi.

·         Musul konusunda uzlaşma sağlanamadığı için, İngiltere ve Türkiye daha sonra kendi aralarında görüştüyse de konu 'Musul sorunu' olarak devam etti. Türkiye uluslararası tüm girişimleri yaptı ancak sonunda iç ve dış nedenlerle 1926'da Türkiye, İngiltere ve Irak arasında imzalanan Sınır ve İyi Komşuluk Antlaşması ile Musul üzerindeki iddialarından vazgeçti.

·         Mudanya ateşkesi sırasında oluşan sınır Türkiye il Yunanistan arasındaki resmi sınır haline geldi. Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy gibi yerler Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verildi.

·         Midilli, Limni, Sakız, Semadirek, Sisam ve Ahikerya adaları üzerindeki Yunan hakimiyeti askeri amaçlarla kullanılmaması şartıyla kabul edildi. Bu adaların Yunanistan'a geçişi Osmanlı'nın 1913'te imzaladığı Atina Antlaşması ile gerçekleşmişti. Türkiye'ye üç milden az mesafede bulunan Bozcaada, Gökçeada ve Tavşan Adaları ise Türkiye'ye ait kabul edildi. Daha önce 1912'de Uşi Antlaşması ile İtalya'ya geçici olarak verilen on iki ada da yine silahsızlandırılmaları karşılığında İtalya'da kaldı. Lozan'a göre Gökçeada ve Bozcaada'ya Türkiye'nin kısmi özerklik vermesi gerekiyordu ancak Türkiye bu şartı hiç bir zaman uygulamadı.

·         Müslüman olmayanlar azınlık olarak tanımlandı ve tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edilerek pozitif ayrıcalıklar olmayacağı gibi herhangi bir hak eksikliği de olmayacağı kayda geçirildi. Ancak kendilerine ait dini ibadethaneler, okullar, sosyal kurumlar ve benzeri vakıfların masraflarını kendilerinin karşılayacağı belirtildi.

·         Anadolu'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türklerin mübadele edilmeleri karara bağlandı.

·         400 yıllık Türkiye-İran Sınırı değişmedi.

·         Kapitülasyonlar tümüyle kaldırıldı.

·         Savaş tazminatlarından vazgeçildi.

·         Osmanlı'nın dış borçlarını düzenleyen ve denetleyen yabancıların elindeki Düyun-u Umumiye kaldırıldı ve borçlar, imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye'ye düşen bölüm taksitlendirilerek Fransız frangı olarak ödenmesi kabul edildi.

·         Boğazlardan askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında geçebilir denildi. Ancak Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturulması hükme bağlandı. Bu madde aynı zamanda Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altında alındı. Bu haliyle Türk askerlerinin de Boğaz'a girişi yasaklanmış oldu ancak bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirildi.

·         Yabancı okulların Türkiye'nin koyacağı kanunlar doğrultusunda eğitime devam edebileceği kararlaştırıldı.

·         Dünya Ortodokslarının dini lideri durumundaki patrikhanenin siyasi yetkilerinden arındırılarak İstanbul'da kalmasına izin verildi.

·         Türkiye Lozan AntIaşması'nın 20. maddesiyle Kıbrıs'taki İngiltere egemenliğini kabul etmiştir.