Libya’da son durum

Libya'nın başkenti Trablus'u ele geçirmek için operasyon başlatan General Halife Hafter geride bıraktığımız altı ay içerisinde bir ilerleme kaydedemedi. Hafter’in söz konusu başarısızlığı ulusal ve uluslararası ittifakları açısından sorunlara neden oldu.

Libya’da son durum

Libya'nın başkenti Trablus'u ele geçirmek için operasyon başlatan Halife Hafter geride bıraktığımız altı ay içerisinde bir ilerleme kaydedemedi. Hafter’in söz konusu başarısızlığı ulusal ve uluslararası ittifakları açısından sorunlara neden oldu. Hafter’in tüm ülkenin kontrolünü ele geçirmesini bekleyen uluslararası aktörler, siyasi çözüm çağrısıyla müzakere masasının yeniden kurulması çabalarına hız verdiler ancak bu şu an için pek mümkün görünmüyor.

Bölgede son durum ne?

Bölgede Darbeci Hafter'e bağlı olan güçler, Nisan aynın başında ülkenin başkenti Trablus'a üç farklı bölgeden saldırı başlatmıştı. Savaşın en önemli cephesi olan batı cephesi Hafter güçlerinin en zayıf cephesi olarak biliniyor. İkinci cephe ise batı cephesi ile eşzamanlı açılan güneydeki Giryan cephesi. Üçüncü cephe ise Trablus’un 90 kilometre güneybatısındaki Terhune kentinden Trablus Havalimanı hattı üzerinde yer alıyor. Hafter güçleri bu bölgeler arasındaki bağlantıyı kesmemek adına birçok operasyon başlatmıştı. Nisan aynının ortalarında Mısır’a ait casus uçaklarının, UMH’nin sahip olduğu hava kuvvetlerinin önemli bir kısmının konuşlandığı Misrata Hava Üssü’nün yer aldığı bölgede istihbarat uçuşları yaptığı haberi medyaya yansımıştı.

Aynı ayın ikinci yarısında ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin Libya’da sahip olduğu El-Hadim Hava Üssü’nden kalkan İnsansız Hava Araçları (IHA) ile Trablus’taki stratejik hedeflere yönelik bir hava saldırısı düzenlediği iddia edildi. Nisan ayının son günlerinde yine Trablus’taki stratejik askeri tesisleri hedef alan ikinci bir hava saldırısı daha düzenlendi. BAE ve Mısır’ın Nisan ayında sağladığı hava desteği ile Hafter’e bağlı güçler Trablus’un batısındaki Sabrata, Surman ve Vatiya Havalimanını ele geçirdi. Öte yandan Hafter’in bu ilerleyişi, haziran ayında Hafter güçlerinin iki önemli ikmal hattından biri olan Giryan’ı kaybetmesiyle birlikte büyük bir darbe almış oldu.

Darbeci General ile birlikte bölgede olan güçler, Rusya’nın sağlamış olduğu desteğe rağmen Eylül ayında başlattıkları büyük Aziziye saldırısında yalnızca birkaç köy ele geçirebildiler ve sonuç olarak istedikleri baarıyı elde edemediler. Eylül ayı boyunca Terhune cephesinde Ayn Zara, Kasr bin Gaşir, Vadi er-Rabi’ ile Giryan cephesinin güneyindeki Cendube bölgesinde çatışmalar devam etti. 1 Ekim’de ise Trablus'taki Yermuk ve Er-Remle bölgesiyle Ayn Zara ve havaalanı yolunda, UMH güçleri ile başkente saldıran Hafter güçleri arasında çatışmalar yaşandığı, UMH güçlerinin bu mevzileri ele geçirdiği açıklandı. Aziziye yenilgisi aynı zamanda Libya’daki Rus paralı askerlerinin varlığını ortaya çıkarması ve gündeme getirmesi nedeniyle de savaşın seyrinde önemli bir dönüm noktası oldu.

Öte yandan UMH'nin Libya Ordusundaki Sözcüsü olan Albay T. Muhammed Kanunu, Özel Rus Güvenlik Şirketi şirketi olan ''Wagner’'in çok sayıda paralı askerinin bölgede gerçekleşen operasyonlar esnasında etkisiz hale getirildiğini söyledi. Ayrıca Vatiya Askeri Havalimanı'nın da Rusya'nın hava birliklerinin eline geçmiş olduğu iddialarıda ortaya atıldı. Bu iddialara ek olarak Ekim başında El-Beyda Merkez Bankası’na Rusya’da basılan 2 milyar Libya Dinarı’nın teslim edildiği iddia ediliyor. Geçen sene 10 milyar Libya Dinarı’nın Rusya'da basıldığı ve El-Beyda Merkez Bankası’na teslim edildiği ortaya çıkmıştı. Hafter’in hem finansal hem de askeri anlamda Rusya ile geliştirdiği bu yakın ilişkinin, Libya’da Hafter yanında yer alan diğer uluslararası aktörleri kaygılandırması kaçınılmaz.

Ateşkes olur mu?

Tüm bu gelişmeler ışığında Libya’da taraflar arasında bir ateşkes sağlanır ve müzakere masasına oturursa ortaya belirli şartlar sunulacaktır. Bu bağlamda Libya'da UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Fransa’yı Hafter’i destekleyerek Libya’nın iç işlerine karışmakla suçladı. Bu açıklamaya paralel olarak, 1 Ekim’de UMH, yapılması planlanan Berlin Konferansı’na katılmak için ön şartlarını içeren yazılı bir açıklama yayınladı.

UHM'nin sunduğu yedi maddeden oluşan bu şartlarda ‘’Mevcut krizin çözümünde yapılacak tüm anlaşma ve müzakerelerin temeli 2015 Süheyrat Anlaşması olacak. Ülkelerin müzakere edeceği tek meşru taraf UMH olacak. Ateşkes ancak karşı güçlerin 4 Nisan öncesi mevzilere çekilmesi ile mümkün olacak. Abu Dabi görüşmelerinde herhangi bir anlaşma imzalanmadığı, Paris ve Palermo görüşmelerinde seçimler konusunda uzlaşıldığı ancak varılan uzlaşının da Halife Hafter’in Trablus saldırısı ile ihlal edildiği kabul edilecek. Tüm paralel kurumların varlığını sona erdirmeden, siyasi çözüm çerçevesinde güvenlik konseyi görüşmeleri gerçekleştirilmeyecek. Askeri kurumlar sivil hükümetin kontrolü altında olacak. Trablus’taki Ulusal Petrol Şirketi, petrol üretim ve arzı konusundaki yetkili ve meşru tek kurum olarak kabul edilecek ve Hafter ile müzakere masasına oturulmayacak’’ ifadeleri yer alıyor.