Libya'da hükümet krizi: Dibeybe hükümetinin meşruiyeti tartışılıyor

Libya’da Ulusal Birlik Hükümeti’nin görev süresinin dolmasıyla ülkedeki siyasi gerilim de yeniden arttı. Dibeybe, seçim ile hükümeti devredeceğini dile getirirken, başkent Trablus’taki askeri hareketlilik çatışma ihtimalini gündeme getirdi.

Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde Cenevre’de imzalanan anlaşma doğrultusunda belirlenen geçiş sürecine ilişkin yol haritasının süresi 21 Haziran 2022 tarihinde sona erdi. Görevi devretmesi gereken Ulusal Birlik Hükümetinin ise meşruiyeti yeniden sorgulanmaya başladı.

12 Haziran’dan bu yana süren ve Libya’da anayasal süreci belirleyecek olan Ortak Komite müzakerelerinde mutabakat sağlanamadı. Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri ile Temsilciler Meclisi Başbakanı Akile Salih’in bir araya getirilememesi, geçiş sürecinin dolması ve Ulusal Birlik Hükümetinin görevi bırakmaması ülkede hâlihazırda yüksek olan siyasi gerilimi daha da yükseltti.

Bunun yanı sıra, başkent Trablus ve çevre kentlerde askeri hareketliliğin artması, Ulusal Birlik Hükümetinin görevi devretmek yerine ülkeyi yeniden kaosa sürükleyeceği yorumlarını beraberinde getirdi.

DİBEYBE HÜKÜMETİNİN MEŞRUİYETİ TARTIŞILIYOR

Temsilciler Meclisi tarafından Başbakan olarak seçilen Fethi Başağa, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’e mektup göndererek Libya’nın meşru hükümeti olarak kendisinin tanınmasını talep etti. Başağa’nın mektubunda, “BM’nin Libya seçimleri süreciyle ilgili belirlediği yol haritasının süresi doldu. Ben de meclisin seçtiği Libya Başbakanı olarak ülkeyi en kısa sürede seçime götürmek için gereken çabayı sarf ederim” ifadeleri yer aldı.

Başağa ayrıca ülkedeki tüm güvenlik, mali, askeri ve yargı makamlarına görev süresi dolan Ulusal Birlik Hükümetiyle iş yapmama çağrısında bulundu.

Libya’daki siyasi gerilime dahil olan Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Hafız, Dibeybe hükümetinin görev süresinin dolduğunu hatırlatarak, “Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda onaylanan yol haritası ve Ulusal Birlik Hükümetinin görev süresinin dolmasının ardından bazı tarafların dikkatleri başka yöne çekmek için yanlış açıklamalarla uğraşmaya çalışması şaşırtıcı değil” açıklamasını yaptı.

TRABLUS’TA HAREKETLİLİK

Başkent Trablus’un batı bölgesindeki Zintan kentinde Başağa’ya yakın askeri güçlerin konuşlandığına yönelik söylentilerin üzerine Dibeybe de bölgedeki güvenlik gücü sayısını artırdı. Başağa Trablus’a giriş için güç kullanmayacağını söylese de geçmişte yaşananlar böyle bir ihtimalin olabileceğini gösteriyor.

Dibeybe, 22 Haziran Çarşamba günü ordu karargahını ziyaret ederek Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad ile görüştü. Haddad, başkanlık tartışmalarına ilişkin orduya tarafsız kalması çağrısında bulunmuştu.

Trablus’un doğusundaki Tacura’da silahlı milisler, Dibeybe’nin konvoyuna ateş açtı. Geçişi engellenen Dibeybe, daha sonra tekrar olay yerine giderek bölgedeki kontrolü sağladı ve yolun açılması talimatını verdi.

Dibeybe hükümetinin İçişleri Bakanlığı, son günlerde başkent Trablus’ta yaşanan çatışmalara yönelik endişe duyulduğunu açıkladı. Çıkan çatışmaların bakanlığa bağlı olmayan iki güvenlik teşkilatı arasında gerçekleştiği belirtilirken, can ve mal kaybının yaşandığı kaydedildi. İtidal çağrısında bulunan yetkililer, yolların kapatılması gibi eylemlerin vatandaşlara zarar verdiğini ifade etti.

Başağa ise Türkiye’ye sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Temsilciler Meclisi tarafından yetkilendirilen hükümetin meşruluğunu savunan Başağa’nın Dibeybe hükümetine olan desteğin çekilmesi konusunda temaslarda bulunduğu aktarıldı.

KAHİRE’DEKİ GÖRÜŞMELER NEDEN BAŞARISIZ OLDU?

Trablus ile Tobruk arasında yapılan müzakerelerde sonuç alınamamasının nedeni olarak Halife Hafter görülüyor. Hafter’in destekçileri kendisinin askeri unvanını bırakmaması yönünde şart koşarken, Hafter de ABD vatandaşlığından vazgeçmemekte ısrarlı.

Öte yandan, Hafter’in Trablus’taki rakipleri de sivil yönetim istediklerini belirterek askeri yönetime karşı çıkıyor. Ayrıca oluşturulacak anayasa taslağının da kapsayıcı bir zemine dayalı olması isteniyor. Uzmanlar, tarafların bunlar dışındaki maddelerde anlaştığını, ancak söz konusu maddelerle ilgili ayrılık yaşandığı için müzakerelerden sonuç alınamadığını belirtiyor.

Kahire’deki görüşmeleri olumsuz etkileyen unsurlardan bir diğeri ise Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri ile Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in bir araya gelememeleri gösteriliyor. Anayasa oluşturulmasına ilişkin kazanım elde edilmesi halinde Mişri, hükümetin kurulmasında taviz vermeye ikna oldu. Ancak Akile Salih’in kendi taleplerinde ısrarcı olması sebebiyle iki arasında anlaşma sağlanamadı.

BM himayesinde Mısır’ın başkenti Kahire’de gerçekleştirilen müzakerelerde sonuç alınmamasının ardından BM Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, Mişri ile Salih’in 10 gün içinde bir araya gelmeleri çağrısında bulundu. Daha sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Hem Temsilciler Meclisi Başkanı’nın hem de Devlet Yüksek Konseyi Başkanı’nın 28-29 Haziran’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde görüşme davetimi kabul ettiğini bildirmekten memnuniyet duyarım” ifadelerini paylaştı. Görüşmede seçimlerle ilgili anayasa taslağının ele alınacağını söyledi.

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi ise Cenevre’deki görüşmenin başarısız olması halinde ülkenin seçim sürecinin yasal çerçevesini belirlemek için müdahale edeceğini açıkladı.

Menfi, Konsey’in siyasi sürece dahil olan tüm tarafları Libya halkının taleplerini içeren ve gerçekleştiren bir seçim yasal çerçevesi üzerinde anlaşmaya zorladığına dikkat çekti. Ayrıca parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasının önemini vurgulayarak bunun istikrar için gerekli olduğunu söyledi.