Fransa'nın desteklediği BAE, Kuzey Afrika ülkelerinde akan kanın sorumlusudur.  

Dünya Çin’de ortaya çıkan Covid-19 virüsü ile mücadele ederken, Libya’da yaşananları göz ardı ediyor. Öte yandan Batılı ülkeler Rusya’nın bölgede artan etkinliğine odaklanırken, BAE’nin uluslararası hukuğa aykırı uygulamaları da geri planda kalıyor.

Cihan ABİ / İNTELL4

Koronavirüs salgını ile mücadele son sürat devam ederken, Kuzey Afrika’nın en uzun süren çatışmalarından birinde hiçbir azalma işareti görülmüyor. Ayrıca yabancı aktörler iş savaşı daha da körüklüyor. ABD’li politika yapıcılar Rusya’nın Libya’da artan rolüne odaklanırken, Fransa tarafından desteklenen BAE’nin bölgedeki etkinliği göz ardı ediliyor. Eğer ki uluslararası toplum Libya’da savaşan fraksiyonlar arasında bir çözüm kurma noktasında ciddiyse, bu durumun değişmesi gerekiyor.

MISIR’DAN SONRA SIRA LİBYA’DA

BAE’nin Libya Ulusal Ordusu (LNA) lideri Halife Hafter’e verdiği desteğin başlıca motivasyonlarından bir de İslamcılığa olan saplantısı. Abu Dabi, Libya’da her türlü siyasi İslam’ı ortadan kaldıracak diktatörlükler kurmaya çalışarak, Katar ve Türkiye ile ters düştü. Kuzey Afrika ülkelerinde diktatörlükler kurmaya çalışan Emirates, 2013 yılında Mısır’ın demokratik yollardan seçilen devlet başkanı Muhammed Mursi’ye karşı yapılan darbeyi finanse etmiş ve siyasi olarak desteklemişti.

Mısır’da kanlı darbe girişimde bulunan BAE’nin Libya’daki etkinliği artarken, uluslararası toplum çözüm getirme çabalarını sürdürüyor.  Sadece 4 Nisan 2019’dan bugüne Abu Dabi, Hafter adına 850’den fazla insansız hava aracı ve jet saldırısı gerçekleştirdi. Açık kaynak verileri, Ocak 2020’den bu yana, tonlarca silah taşıdığından şüphelenilen 100’den fazla hava ikmal uçağının BAE’den doğu Libya ve Mısır’a uçtuğunu da gösteriyor. Abu Dabi’nin Sudanlı işçileri LNA’da paralı asker olarak çalışmaya zorlamasının yanı sıra Hafter’in savaşı sürdürebilmesi için jet yakıtı transfer ettiğinden de şüpheleniliyor.

Abu Dabi tarafından düzenlenen İHA saldırılarında onlarca insanın öldüğüne ve büyük maddi hasarlara yol açıldığına inanılıyor. Bu durum artık sadece çatışmayı sürdürmekle kalmıyor, onu daha da kötüleştiriyor ve dünyanın en kırılgan bölgelerinden birinde büyük bir insani felakete yol açıyor. BAE, coğrafyada terör estirirken, ne Birleşmiş Milletler (BM) ne de Abu Dabi’nin koruyucu melekleri ABD ve Fransa bu felaketi engellemiyor. Hatta bazı politika yapıcılar jeo-ekonomik nedenlerden ötürü daha da ileriye giderek BAE’nin politikalarını rasyonalize etmeye çalışıyor.

BAE, LİBYA’DA HAVA ÜSSÜ KURDU

Tamamen dışa bağlı konuma gelmiş olan Hafter’e ülke içinde halk tarafından destek verilmezken, LNA’daki Libyalı askerlerin de yetkinlikleri yetersiz durumda. Bingazi ve Derna’daki kanlı ve yıkıcı Pirus zaferleri hem Emirliklerin hem de Mısırlıların geniş desteği olmadan mümkün olmazdı. Bölgedeki etkinliğini artıran Abu Dabi, çatışmayı sona erdirme amaçlı sürdürülen siyasi diyalogların ortasında Libya’nın doğusunda kendi hava üssünü kurarak askeri tesisini yeniledi. Çatışmanın bitmesi beklenirken, Abu Dabi’nin hava koruması sağlamaya devam etmesi Hafter'in ülkenin geniş alanlarına doğru genişlemesini sağladı.

Trablus'taki mevcut çatışmalarda, Emirlik tarafından sağlanan Çin yapımı insansız hava araçları ve sabit kanatlı uçakların hava üssünü kalkış rampası olarak kullanmasının LNA'nın ilerlemesini kolaylaştırdığı iddia ediliyor. Hafter'in bugün sahip olduğu askeri avantaja ulaşmak için bu geniş desteğe ihtiyacı vardı ve bu ona hem iç savaşta hem de barış görüşmelerinde avantaj sağlarken, çatışma sonrası Libya'yı dış destek olmadan yönetebilmesi son derece şüpheli.

FRANSA’DAN HAFTER’E DESTEK

Hafter'e avantaj sağlayan sadece BAE'nin askeri müdahalesi değil. Onun gücü aynı zamanda BAE'nin, başta Fransa ile paylaştığı ikili ilişkiler yoluyla kendi çıkarlarını zorlayarak Libya'yı çevreleyen diplomasiyi etkileme ve zaman zaman donma becerisinden kaynaklanıyor. ABD'nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki rolünün azaldığını kabul eden BAE, Avrupa ülkelerinin ABD olmadan nüfuzlarını topluca yansıtamamalarından yararlanarak kendi rolünü genişletiyor. Abu Dabi'nin Libya vizyonunu bağımsız olarak desteklemeye çalıştığı başlıca Avrupa müttefiki, yakın ikili güvenlik ilişkilerini paylaştığı Fransa oldu.

Fransa'nın Hafter'e verdiği gizli askeri destek, terörle mücadele ve Libya'da güvenliği yeniden sağlamak amacıyla 2015 yılında Bingazi'de başladı. Paris'in otoriter Hafter'e verdiği destek, liberal-demokratik değerlerine aykırı görünse de Sahel'i güvence altına almak için Afrika'nın diğer bölgelerindeki otoriter liderlerle askeri ittifaklar kurma çabalarıyla geniş ölçüde uyumludur.

Fransa'nın müdahalesi Hafter'in doğu Libya'daki kontrolünü ve Libya'nın petrol altyapısının büyük kısmı üzerindeki hakimiyetini artırdı. Libya’daki iç savaş derinleşirken, Macron 2017 yılında Hafter ile Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz el Serrac arasında bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Bu toplantı, o zamandan beri gelişen barış müzakerelerinin planı haline geldi ve uluslararası toplumun geri kalanı güç paylaşımı girişimini desteklemek için kademeli olarak harekete geçti. Libya'da bir diktatörlük inşa etme olasılığından endişe eden İtalya bile aynı çizgide politika yürüttü.

Bundan da öte, BAE Libya'yı ilgilendiren diplomasinin önemini başarıyla sulandırdı. Abu Dabi, ikili ilişkileri ve lobi çalışmaları sayesinde Hafter'in saldırganlığı nedeniyle kamuoyunda kınanmasının önüne geçti. Yabancı başkentlerde düzenlenen Libya ile ilgili konferansları sık sık Hafter'in bu toplantıların amacına aykırı askeri operasyonlar başlatması izledi. Batılı politika belirleyiciler Hafter'e bu konuda meydan okumak için çok az şey yaptılar ve yatıştırma stratejilerinin veya güç paylaşımı planının etkinliğini hiç sorgulamadılar.

HAFTER’İN SALDIRILARINA GÖZ YUMULDU

Hafter'i destekleyen ve aynı anda barış anlaşması için bastıran uluslararası güçlerin mantığa aykırı yaklaşımı, 2019'da belirli bir bölümle özetlendi. Fransa destekli bir operasyonla Hafter'in Libya'nın güneybatısındaki Fezzan’a doğru genişlemesi ve ülkenin petrol altyapısının tam kontrolünü ele geçirmesinden kısa bir süre sonra, Abu Dabi onu ve Serrac'ı güç paylaşımı anlaşmasını sağlamlaştırmak için ağırladı. Batı'nın kayıtsızlığının sağladığı olumlu ivmeyi yakalayan Hafter, Nisan 2019'da Trablus'a saldırarak bu anlaşmadan resmen çekilirken, BAE, destek olmak için insansız hava araçlarını usulüne uygun olarak konuşlandırdı. Hafter saldırıları tekrar başlatarak siyasi süreci toz haline getirdi ve iç savaşın derinleşmesine neden oldu.

Avrupalı ve ABD'li yetkililer, BAE'nin uzun süredir ihlal ettiği uluslararası teamüller de dahil olmak üzere Libya'daki tüm BM silah ambargosu ihlallerine karşı ortaklaşa baskı uygulamalıdır. BM’nin yaptırım kararlarına olası itibar zedelenmesi riskleri de eklenince Abu Dabi’nin Libya’daki tutumu değişecektir. Bu aynı zamanda BAE'nin diğer bağlamlarda uluslararası hukuka olan saygısızlığı ışığında, çok ihtiyaç duyulan bir tedbir olacaktır. Hem Washington hem de Brüksel'in, BAE'yi Hafter'e verdiği silahlı desteği durdurmaya zorlayan ortak diplomatik çabaları, Libya'yı daha fazla kan gölüne ve yıkıma sürükleyecek bir tırmanışı önlemenin tek yoludur.

***Foreign Policy'den Türkçe'ye İntell4 tarafından çevrilmiştir.