Libya’da kalıcı ateşkes sağlanabilir mi?

Libya’de meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH ile Trablus’u ele geçirmek için mücadele eden Halife Hafter arasında süren çatışmanın sona erdirilmesi amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulan kalıcı ateşkesi öngören önerge kabul edildi. Önergeye Rusya, çekimser oy kullandı. Libya’da kalıcı ateşkes sağlanabilir mi? Rusya BMGK’da niçin çekimser oy kullandı, Libya’daki paralı askerlerini çekecek mi? Libya’daki durum, İdlib’te gerginleşen Türkiye-Rusya ilişkilerine nasıl yansır?

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Libya'da kalıcı ateşkesin sağlanması için İngiltere'nin hazırladığı önergeyi 15'e 14 oy ile kabul etti. Bir tek Rusya çekimser oy kullandı.

BMGK tarafından onaylanan kararda "Libya'da mümkün olan en kısa süre içinde hiçbir ön koşul olmadan" ateşkes sağlanması gerektiği belirtildi.

Önergede "Libya'da sayısı artan paralı askerlerden ötürü kaygı duyulduğu" aktarılırken, Rusya bu tanımı "yabancı terörist savaşçılar" ifadesi ile değiştirmek istediyse de başarılı olamadı.

Kararda geçtiğimiz ay kurulan ortak askeri komisyonun kalıcı ateşkesin sağlanması için görüşmelere devam etmesi gerektiği ifade edildi. Bunun içine, bir denetim sisteminin kurulması, güçler ayrılığı ve güvenin tesis edilmesi için alınması gereken önlemler giriyor.

Bu komisyonun geçtiğimiz cumartesi günü Cenevre'de düzenlediği toplantı, bir sonuca varılamadan sona ermişti.

BMGK’daki oylamada Rusya, Libya'da ateşkes, taraflara silah tedarikine son verilmesi, uluslararası silah ambargosuna uyulması, ülkedeki tüm paralı askerlerin geri çekilmesi ve krize hiçbir üye ülkenin müdahale etmemesine yönelik önergeye çekimser oyu kullandı.

ATEŞKES ÇAĞRILARI

En son olarak Libya krizi ile ilgili tarafların ve uluslararası aktörlerin katılımıyla Almanya'nın başkenti Berlin'de 19 Ocak'ta gerçekleştirilen konferansta 55 maddelik bir bildiri yayımlanmıştı.

Bu uzun sonuç bildirisinde daha sonraki toplantılar için yapılması gerekenler sıralanmış ve çatışmaların sona ermesi için çağrıda bulunulmuştu. Toplantıya ev sahipliği yapan Almanya Başbakanı Angela Merkel, "Kapsamlı bir plan üzerinde uzlaştık" dese de bu bildiride çözüm için atılacak doğrudan bir somut adım yer almamıştı. 

Türkiye ve Rusya’nın girişimleriyle Moskova'da 13 Ocak 2020 tarihinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın Rus mevkidaşları ile bir araya geldiği toplantıda, Libya'da süresiz ateşkes için taslak metinde uzlaşma sağlanmıştı.

Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Serrac tarafının taslağı imzaladığı, Hafter tarafının ise metni incelemek üzere süre istediği belirtilmişken, Hafter metni imzalamadan Moskova’dan ayrılmıştı.

Libya için ateşkes sürecine UMH her daim hazır olduğunu gösterirken, Rusya’nın ve Merkel’in iddia ettiği gibi Hafter çatışmaların bitmesine yanaşmamış, üstelik savaşı sürdürmesi için hazırlıklarını hızlandırmıştı.

ABD’NİN WAGNER TALEBİ

Libya’daki savaşın sona ermesini istemeyen Hafter güçleri, başta Rusya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa gibi ülkeler tarafından destekleniyor. Wagner adı verilen güvenlik şirketine bağlı paralı askerleri Hafter'e destek için göndermekle itham edilen Rusya, bu iddiaları reddediyor.

ABD ise BMGK'nın onayladığı son kararda Wagner'in adının geçmesini talep etti. Kararın ardından konuşan ABD'nin yardımcı BM temsilcisi Cherith Norman Chalet, bu konuda konseyin görüş birliğine varamamasının talihsiz olduğunu söyleyerek "Wagner grubu gibi yabancı paralı askerlerin bölgedeki siyasi çözümün gecikmesine neden olduğunu" belirtti.

Diğer yandan Hafter'e bağlı güçler, hava trafiğine kısıtlamalar getirerek ülkeye gönderilen insani yardımlarının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını engelliyor. Hafter güçleri, UMH’nin bulunduğu Trablus Havalimanı’na uçakların inişini insansız hava araçları vasıtasıyla önlüyor.

MACRON, HAFTER İLE GÖRÜŞECEK 

Birleşmiş Milletler’in Trablus’taki UMH’yi tanıyor olmasına rağmen Hafter güçlerine destek veren Fransa, Hafter’i ülkesine davet etti.

Hafter tarafından yapılan yazılı açıklamada, Fransa Dışişleri Bakanlığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika Dairesi Müdürü Christophe Farno, Bingazi'de Hafter ile bir araya geldi. Farno, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un davetini Hafter’e bu görüşmede iletti.

Fransa’nın davetinin aynı şekilde UMH’nin İçişleri Bakanı Fethi Başağa’ya da iletildiği açıklandı.

BM’NİN KARARI BARIŞ GETİRECEK Mİ?

Birleşmiş Milletler’in 9 yıldır kaosun yaşandığı Libya için aldığı kalıcı ateşkesin sağlanması, barışın tesisi için kurulan komisyonun çalışmalarını devam ettirebilmesi, ülkedeki gruplara dış etkenlerin müdahalesinin son bulmasına bağlı.

BM’nin tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni, daha önce Rusya’nın da garantör olduğu Hafter, hiçbir koşulda tanımak istemeyecektir. Üstelik Rusya’nın özel güvenlik şirketi Wagner’in, Hafter güçlerine binlerce paralı asker ile destek verdiği herkesçe bilinirken.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölgesi dolayısıyla anlaşmaya vardığı UMH’nin Libya’da iktidar olarak varlığını sürdürmesi, sadece Rusya’nın değil Hafter’e destek veren Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi gibi ülkelerin de çıkarlarıyla çatışıyor.

UMH Başbakanı Fayiz es-Serrac’ı ülkenin lideri olarak kabul etmeyerek, bütün arabulucu girişimlerine, uluslararası çağrılara rağmen Hafter, Birleşmiş Milletler tarafından alınan hangi kararı kabul edebilir?

Hafter ve kendisini destekleyen ülkeler, Trablus’un alınması halinde Libya’nın egemenliğinin Hafter’e geçmesine kesin gözüyle bakarken, kalıcı bir ateşkesin uygulanmasını beklemek çok iyimserlik olur.

Hafter ve destekçileri, bir oldubittiyle Trablus’un UMH güçlerinden alınmasını, ülkenin tek liderinin kendisi olarak ilan edilmesini bekliyor. BAE’nin ve Mısır’ın askeri yardımı, Rusya’nın Wagner’in paralı askerlerinin buradan çekilmesine karşı çıkması, bu sonucu işaret ediyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Libya politikası ise tarafları Hafter lehine sonuca razı etmek üzerine kurulu. Bu nedenle Macron, hem Hafter hem UMH’yi Paris’e davet ederek, Libya’nın geleceğinde Hafter’i saf dışı bırakmayan nasıl bir çözüm bulunabilirin arayışı içine girdi.

BM’nin uluslararası anlaşmaların maddelerini uygulaması halinde Libya’nın iktidarının UMH’ye verilmesi gerekiyor. Ancak kararlarının uygulanabilirliği çok tartışılan ve neredeyse işlevini yitirmek üzere olan BM’nin fikirlerinin, karşısında bu kadar güç varken yerine getirilmesi çok zor.

Bu da Libya’nın gelecek yıllarda belki iki, belki daha fazla parçalara bölünebileceğini gösteriyor.

TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİNE NASIL YANSIR?

Suriye’de Astana ve Soçi mutabakatları dolayısıyla İdlib’teki çatışmasızlığın garantörlerinden olan Rusya, Esad rejiminin Türk askerlerine yönelik saldırıları karşısında duyarsız kaldı.

Hatta İdlib’teki saldırılara cevap verilmesi dolayısıyla Rusya’dan yapılan açıklamalar hep Türkiye’yi suçlar nitelikte oldu.

Suriye nezdinde gerginleşen Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin, Rusya’nın Libya politikası nedeniyle tansiyonunu düşürmeyeceğini gösteriyor.

Her ne kadar Türkiye’yi anladığını belirtse de Rusya, Suriye ve Libya politikalarını kendi çıkarları doğrultusunda sürdürmek istiyor. Rusya’nın bu tutumu nedeniyle Türkiye ile olan ilişkileri bir süre daha gergin olarak devam edecek.  

Ancak Türkiye ile Rusya ilişkileri sadece Suriye ve Libya üzerinden ele alındığında, bakış açısı farklılığı olarak görülmeli. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı gibi iki ülke arasındaki ilişkiler çok daha fazla boyutlu.

Nihayetinde Moskova da bu ilişkilerin farkında ki hem Suriye hem de Libya’daki sorunların çözümünde mutabakat sağlayabilmek için Türkiye ile birçok kez diplomatik temas kurdu. Diplomatik temas ve ikili görüşmelerin sürmesi halinde Türkiye ile Rusya arasındaki bölgesel sorunlardan kaynaklı kırılmalar tamir edilebilir.