Libya’da istikrar nasıl sağlanır?

Kaddafi iktidarının yıkılmasıyla iç savaşa sürüklenen Libya’da, Hafter, 2014’de BM ve pek çok ülke tarafından tanınan UMH’ye karşı darbe girişiminde bulundu. Hafter pek çok ülke ve örgüt tarafından kınanırken, pek çoğu tarafından da destek buldu. UMH’ye karşı son güçlü bir konum elde eden Hafter’in konumu, son dönemlerde ciddi anlamda sallantıya girdi. UMH’nin Hafter’e karşı üstünlüğü ele geçirmesi dünya gündemine otururken, akıllara “Libya’da istikrar nasıl sağlanır?” sorusunu getirdi.

Muammer Kaddafi’nin 2011 yılında, Arap Baharı olarak adlandırılan ayaklanmalar sonucunda devrilmesiyle ilk demokratik deneyimini yaşayan, fakat bunu geniş zamana yayamayan Libya, 9 yıldır iç savaşla boğuşuyor. Zengin petrol yatakları nedeniyle dünya kamuoyunun yakından ilgilendiği, Türkiye’nin ise Doğu Akdeniz’deki dengeleri altüst etmek ve iç savaştan yorulan Libya halkına yardım etmek amacıyla yöneldiği Libya son dönemlerde uluslararası kamuoyunun gündemine oturmuş durumda.

2010 yılında Tunus’ta başlayan ayaklanmalar, Libya, Mısır, Yemen ve Suriye’ye sıçradı. ‘Arap Baharı’ olarak adlandırılan bu dönemde halk demokratik sistemler uğruna diktatör rejimlerini yıkmaya başladı. Diktatörlükler birbiri ardına yıkılırken ya yeni diktatörler yükselişe geçti ya da uzun yıllardır arzu edilen demokrasiye kavuşuldu. 2011 yılında Libya’ya da sıçrayan ayaklanmalar 42 yıllık Kaddafi rejimin yıkılmasıyla sonuçlanırken, ülkenin iç savaşa sürüklenmesinin de başlangıcı oldu.

2012 yılında yapılan ilk demokratik seçimlerde hükümet kuruldu ama uzun soluklu olmadı. Zira Kaddafi’nin devrilmesiyle oluşan güç boşluğunda milis liderler ülkede siyasi güç elde etme yarışına girişti. 2014 yılında Trablus Uluslararası Havalimanı’nda 2014 yılında yaşanan çatışma, iç savaşı, tüm ülkeye yayılacak bir boyutta yeniden alevlendirdi. Farklı noktalarda kurulan hükümetleri çeşitli silahlı gruplar desteklemeye başladı ve ülkenin içerisinde bulunduğu açmaz daha da derinleşti.

LİBYA’DAKİ TARAFLAR

İç savaş başladıktan tam bir yıl sonra Birleşmiş Milletler’in girişimi Libya için istikrar şamdanlarını yaktı. 2015 yılında BM’nin garantörlüğünde Tunus’un Süheyrat kentinde Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) kuruldu ve başkanlık görevini Fayiz es-Serrac üstlendi. Fakat BM ve pek çok ülke tarafından Libya’nın meşru hükümeti olarak kabul edilen UMH’ye karşı darbe girişimi patlak verdi. Mısır yakınlarındaki Tobruk kentinde merkezlenen General Halife Hafter’in liderlik ettiği Libya Ulusal Ordusu’nun kontrolündeki Temsilciler Meclisi BM’nin kararını tanımadı. Yaşanan güç boşluğundan faydalanan Halife Hafter, bazı milis gruplarla ittifak yaptı. Sırtını Libya Ulusal Ordusu’na dayayan Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ve ordunun yönetimindeki Hafter, Trablus üzerinde hak iddia etti ve başkenti işgal etmeye kalkıştı.

Bu sürecin ardından, uzun yıllar diktatörlük ve iç savaşla yıpranmış ve istikrarı unutmuş Libya’da birbirine iki rakip hükümet ortaya çıktı. Bir tarafta BM tarafından meşru kabul edilen ve Türkiye, İtalya gibi ülkelerce desteklenen UMH, diğer tarafta ise Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Fransa, Rusya, Mısır gibi ülkelerce desteklenen Tobruk Meclisi yani Hafter.

LİBYA’DA İSTİKRAR NASIL SAĞLANIR?

Libya’da BM ve Avrupa ülkeleri ile UMH’yi destekleyen Türkiye’nin bölgedeki varlığı tüm dengeleri değiştirdi. Libya’nın başkentini almak için harekâta geçen Hafter güçleri püskürtülürken, UMH, Hafter kontrolündeki Libya Ulusal Ordusu’na karşı üstünlüğü eline geçirmeye başladı. Önceki dönemlerde uluslararası aktörlerin tüm girişimlerine rağmen ateşkese yanaşmayan Hafter, UMH’nin üstünlüğü ele geçirmeye başlamasının ardından ateşkes açıklamaları yapmaya başladı. Fakat Hafter’in ateşkes açıklamaları yersizdir. Zira kendi önderliğinde Libya’nın tek meşru hükümetini kurmayı amaçlayan Hafter, UMH’nin varlığını yok saymaktadır.

Ateşkes yanlısı olmayan Hafter, öte yandan pek çok savaş suçuyla suçlanıyor. Libya’da işlediği savaş suçlarına ilişkin Hafter hakkında ikisi ABD’de ve biri İngiltere’de olmak üzere şu an için 3 ayrı dava bulunuyor. Geçen aylarda ABD’de yaşayan 6 Libyalı aile, Hafter ve Birleşik Arap Emirlikleri hakkında Washington Federal Mahkemesine suç duyurusunda bulundu ve 1 milyar dolarlık maddi tazminat talep etti. Aydınlatılan savaş suçlarının dışında Hafter’in daha ne kadar savaş suçu işlediği henüz bilmiyor. Fakat atfedilen suçlarla Hafter’in Cenevre Sözleşmesini ihlal ettiği açıktır.

Enerji yataklarından ötürü uluslararası toplum için büyük bir öneme sahip olan Libya’da istikrar sadece tek bir yolla sağlanabilir. Hafter’in pasifize edilip UMH’nin otoritesinin tüm ülke genelinde sağlanmasıyla bölgeye uzun soluklu istikrar kavuşabilir. Yukarıda da belirtildiği gibi Hafter’in işlediği savaş suçları ve uzun süredir istikrardan yana olmayan tavırları uluslararası kamuoyunda sorgulanmasına neden oldu. Zira gerçekleştirilen tüm ateşkes görüşmeleri Hafter’in masayı devirmesiyle sonuçlandı. Tüm yaşananlar da Haftersiz Libya, senaryosunu güçlendirdi.

Bölgede istikrarın sağlanması hem uluslararası kamuoyu için hem de göç dalgasıyla boğuşan Avrupa için önemli. Zira 8 yılı aşkın süredir sağlanmayan istikrar Avrupa’nın yeni göç dalgalarına maruz kalmasına, uluslararası enerji piyasalarında da Libya petrollerinin çekilmesine neden oldu.

Diğer taraftan ABD etkisinden de söz etmek mümkün. Hafter her ne kadar bir dönem CIA tarafından desteklenmiş olsa da son dönemde ABD yerine Rusya ile daha yakın oldu. Rusya’nın askeri desteğini alabilmek için yakınlaşma içerisine giren Hafter’in Rusya’ya imtiyazlar verdiği açık. Hafter’in Rusya’ya yanaşması, Afrika kapısının Moskova’ya açılması demek olduğu için ABD’nin önünde sadece UMH seçeneği kalıyor. Nitekim geçtiğimiz haftalarda NATO, Hafter’e karşı UMH’yi destekleyeceğini açıkladı.