Libya'da barış çıkmaza girdi: Kim, kimi, neden destekliyor?

2011'den bu yana bir türlü durulmayan Libya, Halife Hafter öncülüğündeki birliklerin başkent Trablus'a yönelmesiyle yeniden gündeme geldi. Hafter, bölgedeki radikal unsurlar ile mücadele ettiğini savunurken farklı güçlerin de desteğini almış durumda. Fakat yaşananlar ve tarafların pozisyonunu incelediğimizde ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.

Libya'da barış çıkmaza girdi: Kim, kimi, neden destekliyor?

2011'de başlayan ve kısa sürede Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki birçok ülkeyi etkisi altına alan değişim rüzgarı, Arap Baharı olarak anıldı. Büyük oranda özgürlük ve refahtan ziyade, kan ve gözyaşı getiren olaylar zinciri sonrası bölge farklı grupların kontrolünde gözle görülür bir parçalanma yaşadı. Bazı noktalarda istediğini elde edemeyen küresel güçler yeni terör örgütleri ile sahaya inerken, bazı noktalarda da demokratik yollarla gelen iktidarlar kısa süre içerisinde darbelerle devrildi. Bu liderlerin devrilmesinde de o bölgelerde istediğini elde edemeyen güçlerin payı büyüktü. Hatta darbe sonrası oluşan yönetimleri meşrulaştırma çalışmalarında ön sırada yine bu güçler yer aldı. Muammer Kaddafi sonrası şekillenen yeni Libya, yaşananlara yönelik trajik bir örnek olarak öne çıkıyor. Ülkeyi 40 yıl yöneten Kaddafi rejimi sonrası Ulusal Geçiş Konseyi öncülüğünde demokratik geçiş sürecine giren Libya'da 2012'de gerçekleştirilen seçimler ile yeni hükümet sistemi şekillendi. Bu kapsamda 2014'e kadar Genel Ulusal Kongre (GUK), Libya'da demokratik mekanizmanın merkezi haline geldi. Ancak 2014'te General Halife Hafter liderliğinde ortaya çıkan bir grup GUK'a karşı ayaklandı ve gelişmeler neticesinde GUK feshedildi. Gerçekleştirilen erken seçimler sonrasında da bir türlü istikrar sağlanamayan Libya'da başkent Trablus'ta bulunan demokratik yapıya karşı, Bingazi çevresindeki Tobruk'ta şekillenen Hafter yönetimi kuruldu.

Hafter kiminle savaşıyor?

Hafter kendi deyimiyle aşırı görüşlü radikal terörist unsurlara karşı savaşıyor. Ancak Libyalı kaynaklar bölgedeki terörist unsurların Hafter ile birlikte hareket ettiğinin altını çiziyor. Nitekim Hafter'in Trablus yanlısı güçleri de terörist olarak gördüğü raporlara yansıyan önemli bir detay. Bölgesel kaynaklar ise Hafter'in teröristten çok merkezi yönetime bağlı Libyalıları öldürdüğü kanaatinde. Aynı zamanda Hafter güçlerinin kendi yapısına karşı olan sivillere yönelik işkence ve keyfi gözaltılarda bulunduğuna dair ciddi iddialar mevcut. Hafter'in bölgedeki en yakın müttefiki ise Mısır'da darbeyle yönetimi ele geçirdikten sonra göstermelik seçimlerle Cumhurbaşkanlığını ilan eden Abdülfettah es-Sisi. Sisi, "terörle mücadele" kapsamında Hafter'e geniş kapsamlı destek veriyor. Ülkenin doğusundaki kesimleri büyük oranda kontrolü altında tutan Hafter'in özellikle Bingazi'de yoğun destek gördüğü öne sürülüyor. Libya'nın batı bölgeleri Trablus hükümeti ve Tuareg kabilesi kontrolünde olsa da, demokratik güçler Hafter'e karşı etkili olmakta sıkıntı çekiyor. Bir dönem Kaddafi'ye yakın isimlerin başında gelen Hafter, Sovyetler Birliği'nde askeri eğitim görmesine karşın Kaddafi ile ters düştüğü süreçte Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'ye kaçmış, iddialara göre burada CIA ile bağlantılı bir şekilde hareket etmişti. Libyalıların büyük bir bölümünün Hafter'e kuşkuyla yaklaşmasının en önemli sebebi bu bağlantı.

Rusya, Hafter'i destekliyor mu?

Bazı kaynaklar Hafter güçlerinin elindeki silahların büyük bölümünün Rusya'nın desteğiyle elde edildiğini ifade ediyor. Bununla birlikte Hafter'e bağlı birlikler Kaddafi döneminden kalma eski hava unsurları ile ağır silahlar kullanırken, Rusya-Hafter ilişkisine yönelik iddialar ilginç bir durum ortaya koyuyor. Çünkü CIA bağlantısı olduğu varsayılan Hafter'in böyle bir durumda Moskova ile neden ilişki kurduğuna anlam verilemiyor. Aynı zamanda Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin Hafter'e gizli veya açık destek verdiği öne sürülüyor. Konuyla ilgili Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Libya'daki tüm siyasi güçlerle temas halinde olduklarını ve hiçbirine bir diğerinden yakın durmadıklarını söylemişti. Peki bu ne kadar doğru? Birleşmiş Milletler (BM)'de öne çıkan Hafter karşıtı tasarıları reddeden Rusya, Libya'ya yönelik kararların bölgedeki tüm silahlı oluşumları kapsamasını istiyor. Buna karşılık ABD ise sadece Hafter'i işaret eden kararlardan yana bir tavır sergiliyor. Rusya ve ABD, Hafter konusunda zıt düşüncelere sahipmiş gibi görünse de, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hafter'le yaptığı görüşme neticesinde, Hafter'e karşı bir yaptırım ya da müdahale sinyali vermemesi kafaları karıştırıyor. Tüm bunlar yaşanırken ABD-Rusya ekseninde manevra üzerine manevra gerçekleştiren Hafter, Trablus'a emin adımlarla ilerliyor.

ABD ve Fransa'nın amacı ne?

2011'de başlayan iç savaş sırasında Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy liderliğindeki Fransa'nın Libya'daki olaylara müdahalesi savaşın seyrini değiştirmişti. Bugün ise Emmanuel Macron öncülüğünde benzer müdahalelerin sürdüğünü gözlemleniyor. Daha önce Fransa, Hafter'i desteklediği yönündeki iddiaları reddetmişti. Ancak hem Hafter'e bağlı güçlere ait bir helikopterde ölen Fransız askerleri, hem de Hafter kontrolündeki bölgelerde bulunduğu ifade edilen ve uluslararası raporlara yansıyan unsurlar Paris yönetimini zor durumda bırakıyor. Bununla birlikte kısa bir süre önce Libya'dan Tunus'a geçmeye çalışan silahlı bir grup Fransız'ın yakalanması büyük yankı uyandırmıştı. Peki Fransa bunu neden yapıyor? Afrika'daki sömürge geçmişinden kopamayan Fransa için Libya stratejik açıdan büyük önem arz ediyor. Aynı zamanda Libya'nın sahip olduğu doğal enerji kaynakları diğer güçler gibi Fransa'nın da iştahını kabartan bir unsur. ABD ise Orta Doğu ve dünyanın birçok noktasında yürüttüğü politikalar nezdinde petrol başta olmak üzere bu ülkenin enerji kaynakları ile doğrudan ilgileniyor. Trump yönetiminin ise Hafter'e müdahale etmemesinin en önemli sebebi ise terörle mücadele. Trump'ın bu noktada Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile birlikte bölgedeki unsurları değerlendirdiği ve Katar destekli olduğu öne sürülen bazı Trablus yanlısı oluşumları terörist unsur olarak gördüğü ifade ediliyor. BAE ve Suudi Arabistan da dolaylı olarak Libya'daki savaşta taraf olmuş durumda. Hatta Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre ülkede hava üssü inşa eden BAE, Trablus yönetimine karşı Hafter güçlerine destek sağlıyor. Son dönemde özellikle Orta Doğu ve çevresinin yeniden şekillenmesinde ABD'nin bölgedeki eli olan Suudi Arabistan finansal gücüyle Hafter'e bağlı kuvvetlerin yanında yer alıyor.

Türkiye, Katar ve İtalya'nın rolü

Karşısında geniş bir uluslararası koalisyon bulan Trablus hükümetinin en önemli destekçisi ise Türkiye. Ankara yapıcı bir tutum sergileyerek konunun barışçıl yollarla çözülmesini savunurken, Trablus hükümetine diplomatik destek sağlıyor. Bununla birlikte Türkiye, Hafter'in terörle mücadele ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade ediyor. Katar ve İtalya da aynı yönde bir tavır ortaya koyan diğer güçler. İtalya ve Fransa arasında Avrupa kıtasında yaşanan kriz, Libya'da sahaya yansımış görünüyor. Katar'ın Trablus yanındaki pozisyonu ise BAE ve Suudi Arabistan'ı bölgeye çeken en önemli etkenlerden biri. Tüm bu gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda Libya'da oluşan iki güç merkezi bulunuyor. Ancak bu merkezler adil bir ortamda eşit güçlerle savaşmıyor. Rusya ve Hafter arasında ilişki olduğu birçok ağızdan dile getirilse de, Moskova yönetimi Libyalı taraflara eşit mesafede olduğunda ısrarcı. Aynı zamanda özellikle ABD ve beraberindeki güçlerin Libya'daki tavrı daha önce Irak ve Afganistan ile farklı noktalarda sergilenen politikalarla benzerlik gösteriyor. Bu durum bölgede süren istikrarsızlık nedeniyle yeni terörist unsurların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.