Libya hamlesinden sonra Türkiye AB ile yakınlaşıyor mu?

Türkiye'nin jeopolitik konumu ve dış politikadaki reaksiyoner adımları, bölgesel gelişmelerin olası sonuçlarına doğrudan etki edebiliyor. Türkiye'nin Libya konusundaki tavrı ve mevcut hükümete desteği, Avrupa'nın Libya'daki beklentileri ile paralellik gösteriyor. Devamında Avrupa ülkelerinden gelen olumlu açıklamaların akıllara getirdiği Türkiye yeniden AB ile yakınlaşıyor mu, Avrupa neden Türkiye ile ilişkilerini diri tutmak zorunda? gibi sorulara analiz haberimizde yanıt aradık....

Son aylarda Türkiye’nin Libya’ya yönelik diplomasi hamleleri tüm bölgesel ve küresel güçlerin dikkatini celp etti. Ankara, Doğu Akdeniz’de Serrac Hükümeti ile yapılan anlaşmanın içeride ve dışarıda yankıları devam ederken bir adım daha atarak Libya’ya asker gönderdi. Ardından Erdoğan ve Putin yıllardır iç savaşın devam ettiği Libya’da taraflara ateşkes çağrısı yapmış ve bu çağrıları karşılık bulmuştu. Ancak Libya’da hükümete karşı savaşan Hafter müzakere masasından barış anlaşmasını imzalamadan kalktı ve Moskova’yı terk etti. Hafter’in neden barış masasını dağıttığı ile ilgili çeşitli senaryolar yazılırken, Türkiye’nin Libya politikası nasıl devam edecek, Hafter tekrar masaya dönecek mi, Hafter’in bu hamlesi Türkiye’nin Doğu Akdeniz planlarını nasıl etkiler, gibi sorular hala cevap bekliyor. 

İTALYA TÜRKİYE’NİN LİBYA’DAKİ BARIŞ ÇABALARINDAN MEMNUN

Tüm bunlar yaşanırken Türkiye farklı ülkelerle diplomasi yürütmeye devam ediyor. Libya’nın tarafları Moskova’da Türk ve Rus heyetlerinin gözleminde ateşkes görüşmelerini yürütürken İtalya Başkanı Conte Ankara’da Erdoğan ile uzun bir görüşme gerçekleştirdi. Conte, “Libya'da ateşkesin önemli bir fırsat penceresi açacağını umut ediyorum” diyerek Türkiye’nin çabalarına destek verdi.

Conte, "İtalya olarak amacımız bölünmemiş, bağımsız ve egemen bir Libya olması." diye konuştu.

Conte, (Libya'da) tırmanmakta olan askeri durumun bir ateşkes ile sınırlandırılması konusunda hemfikir olunduğunu kaydederek, Türk-Rus deklarasyonu beyanı sayesinde gidişatın olumlu olduğunun görüldüğünü belirtti.

Conte, "Ortak amaçlarımız var, koordine şekilde bilgi alışverişi yapmaya devam ederek aynı gündeme sahibiz. Sürekliliği olan bir sonuç elde etmeliyiz, ateşkes çok geçici bir tedbir olabilir eğer ki uluslararası bir topluluk tarafından ortak istikrarlı bir çözüm bulunmazsa, Libya'nın egemen bir güç olarak bunları sağlaması elde edilmezse." ifadelerini kullandı.

İtalya ile benzer açıklamaları yapan Almanya’da Türkiye ve Rusya’nın ateşkes çabalarından memnun olduğunu duyurdu. 

ALMANYA: BERLİN KONFERANSI İÇİN TEMEL OLUŞTURUYOR

Türkiye ve Rusya’nın çabaları sonucu Libya’da varılan ateşkese Almanya’dan destek geldi. Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in girişimleri sonucu Libya’da varılan ateşkesin Berlin’de düzenlenecek Libya konferansı için temel oluşturduğunu vurguladı. Seibert, “Federal hükümet, Türkiye Cumhurbaşkanı ve Rusya Devlet Başkanının çabaları sonucu ulaşılan ateşkes sözleşmesini memnuniyetle karşılıyor. Bu elbette hazırlığını yaptığımız konferans için temel oluşturuyor. Başbakan Merkel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Devlet Başkanı Putin’in buluşmasında ateşkes sağlanması konusunda iyi bir sonuca vardıkları görüşünde. Ateşkes yürürlüğe girdi. Biz bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Burada siyasi bir çözüme ulaşılması için hazırlıklar yapıyoruz.” ifadelerini kullanarak Alman hükümetinin desteğini açıkça dile getirmiş oldu. 

 TÜRKİYE AB’YE GİRMELİ

Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım'da imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırmasına dair mutabakata en çok tepki veren ülkelerin başında gelen Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin Dışişleri Bakanı Hristodulidis’ten şaşırtan bir açıklama geldi. 

Rum Bakan, Yunanistan ziyareti sırasında Türkiye'ye yönelik olumlu mesajlar verdi. 
Kıbrıs sorunun çözümünün Türkiye AB ilişkileri için önemli olduğuna işaret eden Hristodulidis, "Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye doğru ve gerekli mesajların gönderilmesi özel bir öneme sahip. Ayrıca, Güney Kıbrıs Rum Kesimi Ankara'nın Avrupa geleceğini desteklemektedir. Gelecek hafta bu konudaki tartışmanın Brüksel'de yapılması bekleniyor." sözleri ile Libya ve Doğu Akdeniz meselelerinde Türkiye’ye barış eli mi uzatıyor şeklinde yorumlandı.

 AVRUPA'NIN LİBYA KONUSUNDAKİ HASSASİYETİ...

Avrupa’nın Libya konusu ile yakından ilgilenmesinin nedeni ekonomi, enerji ve siyasi faktörlerinin yanında Arap baharı ile Akdeniz üzerinden başlayan mülteci akınını biran önce durdurmak.

İnsan Hakları konusunda kendilerini 'tartışmasız' olarak gören  Avrupa ülkeleri, mültecileri ülkelerine almayarak ve oluşturdukları deniz gücü ile sığınmacıların botlarını dahi batırdıkları haberleri zaman zaman gündeme gelmişti.

Libya deniz yolu ile Avrupa’ya geçiş için en ideal ülkelerden biri konumunda. Libya’nın istikrarsız siyasi yapısının olası göçü hızlandıracağı bir sır değil, mülteci kabul etmek istemeyen AB ülkeleri Serrac ve Hafter’in biran önce masaya oturmasını istemekte. Türkiye’nin Libya konusunda BM tarafından da tanınan hükümeti muhatap alması ve son diplomasi hamleleri Avrupa ülkelerini Ankara ile diyaloğa yöneltti.

Doğu Akdeniz’de yapılan anlaşmalar ve uluslararası krizlere çözüm bulmak için Türkiye’nin arabulucu olması yeniden AB üyeliğinin konuşulmaya başlamasına vesile oldu.

 SONUÇ

Mevcut siyasal koşullar ve jeopolitik konum gereği Türkiye, Avrupa'ya göç dalgasının önüne geçebilecek tek ülke durumunda. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve dış politikadaki reaksiyoner adımları, bölgesel gelişmelerin olası sonuçlarına doğrudan etki edebiliyor. Türkiye'nin Libya konusundaki tavrı ve mevcut hükümete desteği, Avrupa'nın Libya'daki beklentileri ile paralellik gösteriyor. Erdoğan aynı zamanda, Rusya ile ilişkileri zayıf olan Avrupa ülkelerini düşündüğümüzde, bu ülke ile en yakın ilişkilere sahip olan bir lider. Avrupa ülkeleri ve AB, Türkiye'nin bu konumunu önemsiyor ve Rusya ile doğrudan temas kurmadığı konularda Türkiye'nin aktif bir politika izleyebileceğini öngörüyor. Bu yeni konjonktürün tüm denklemleri kazan-kazan ilişkisi ile incelendiğinde, Batı'dan kopmamış bir Türkiye, Avrupa'nın kısa ve uzun vadeli planları için bir artı değer olarak görülüyor. Avrupa bu politik yaklaşımla, Türkiye'ye daha sıcak mesajlar veriyor ve Türkiye'nin bölgedeki yükselen gücünden olabildiğince yararlanmak istiyor...