Lahey Temyiz Mahkemesi “Zaman Aşımı Yok”

Yıllarca Hollanda’nın sömürgesi olarak kalan Doğu Hint Adaları bugünkü Endonezya 1945 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. İlk bağımsızlık mücadelesine Birinci Dünya Savaşından sonra başlayan Endonezya 1945 yılına kadar mücadelesini sürdürmüş ve bağımsızlığını elde etmiştir. Fakat bu süre zarfı içerisinde onlarca kayıp vermiştir. Bağımsızlık mücadelesi sırada infaz edilen ve işkence gören bağımsızlık direnişçilerinin yakınları, yıllar sonra konuyu yargı gündemine taşıdı.

Lahey Temyiz Mahkemesi “Zaman Aşımı Yok”

Hollanda askerleri tarafından idam edilen 5 direnişçi ile 1947’de işkence gören Yaseman adlı savaşçının yakınları, tazminat talebiyle dava açtı. Ancak Hollanda devleti, iddiaların zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle Lahey Temyiz Mahkemesine temyiz başvurusunda bulundu. Lahey Temyiz Mahkemesi, iddiaların prensip olarak geç gündeme getirildiğini kabul etti. Fakat mahkeme, “konunun olağan üstü ciddiyeti ve kullanılan şiddetin ağır suçluluk derecesi” nedeniyle, davanın zaman aşımına uğramadığına hükmetti. Mahkeme tarafından yapılan açıklamaya göre, Hollanda devleti, kötü muamele ve infazları zamanında ele alıp, gerekli girişimde bulunmadığı için, iddiaların kanıtlanmasını zorlaştırdı.

Bağımsızlık savaşçılarından Yaseman’ın yakınları, Hollanda askerlerinin kendisini konuşturmak için ağır şekilde döverek, ağır işkence türleri uyguladığını savunarak, 5 bin Euro tazminat talebinde bulundu. Lahey Temyiz Mahkemesi’nin verdiği bu kararın ardından, kurban yakınlarının açtığı tazminat davalarının görülmesine devam edilecek. Hollanda askerleri tarafından idam edilen 5 Endonezyalı direnişçinin çocuğu olup olmadığı belirlenecek. Dava sonunda, Hollanda devleti sorumlu bulunursa, direnişçilerin yaşayan varislerine tazminat ödeyecek.

 Hollanda’nın Doğu Hint Adaları’ndaki sömürge tarihi

 Doğu Hint Adaları’ndaki işlenen suçlar, uygulanan işkenceler ve infazlar 1600 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bu tarihte Hint Okyanusu’nda faaliyet gösteren Hollandalı ticaret şirketlerinin 20 Mart 1602 yılında birleşmesiyle ve 6,5 milyon florin tutarında bir sermaye ile kurulan Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’yle sömürgecilik süreci başlamıştır. Amsterdam’da oturan ve “Heeren XVII” denilen on yedi kişilik bir idare meclisi tarafından yönetilen sömürge şirketine, Hollanda hükümeti tarafından, aynı yıl içerisinde çıkarılan bir kararla Macellan Boğazı ile Ümitburnu arasındaki sularda ticaret yapma tekeli, silahlı kuvvet bulundurma, kaleler inşa etme ve Asya’daki ülkelerle anlaşma yapma gibi yetkiler verildi. 1610 yılında da şirketin başına genel vali olarak Jan Pieterszoon Coen atandı.

Kurulma sürecinin ardından sömürge şirketi yavaş yavaş bölgeyi ele geçirmeye başladı. Hollanda Doğu Hindistan Şirket, ilk olarak Endonezya’nın doğusunda bulunan Maluku adalarındaki baharat ticaretini ele geçirmeye çalıştı ve bu hususta büyük önem taşıyan Ambon’u Portekizliler’den alarak diğer Avrupalı rakiplerini bölgeden uzaklaştırdı. 1619’da Cava’nın batısındaki önemli liman şehri Cayakarta’yı (bugünkü başşehir Cakarta) zaptetti ve şehrin ismini Hollanda’da eski bir Germen kabilesinin adı olan Batavya ile değiştirerek burayı bölgede kurduğu sömürge yönetiminin merkezi haline getirdi; 1620 yılında Banda adalarını işgal etti. 

Çeşitli sahillerde büyük garnizonların koruduğu kalelerle çevrili ticaret merkezleri açan şirket, XVII. yüzyıl boyunca bölgeye komşu ülkelerde ticarî tesir ve nüfuzunu arttırdı. Önce Gucerât tekstil ticaretini ele geçirmek için Hindistan’ın Sûret, Masulipatam, Petapoli şehirlerinde fabrikalar kurdu ve 1630’lu yılların ortalarına doğru bu ülkenin güneydoğusundaki Coromandel sahiliyle yoğun bir ticarî ilişkiye girdi. 1634’te Bengal, Arakan, Burma ve Ayuttaya’da iş yerleri açarak Bengal ve Siyam körfezleri ticaretinde söz sahibi olmaya çalıştı. 1641 yılında Malay yarımadasındaki Malaka’yı Portekizliler’den alarak Malaka Boğazı’nın denetimini ele geçirdi. 1642’de şeker ticaretinde önemli bir yeri bulunan Formoza adasını (Tayvan) İspanyollar’dan aldıysa da 1661 yılında Çinli Koxinga’nın işgali üzerine burasını terk etmek zorunda kaldı. 1652’den itibaren Güney Afrika’nın Kaapstad (Cape Town) şehrinde yerleşim merkezleri kurarak ilk gerçek kolonisini oluşturmaya başladı. 1656’da tarçın ticaretine el koyabilmek için Seylan adasındaki Colombo’yu zaptetti ve burada bir merkez kurdu. 1659 yılında kara biber ticaretinde önemli bir yer tutan Sumatra’nın güneyindeki Palembang’ı işgal etmesiyle ve daha sonraları Minangkabau kabile reisleriyle imzaladığı antlaşmalarla Sumatra’nın güney ve batı kesimlerinde gücünü gösterdi. Yine bu sıralarda Maluku adalarında Hitu, Ternate ve Tidore gibi küçük sultanlıklarla giriştiği savaşlar neticesinde ve İspanyollar’ın 1663’te Tidore’yi boşaltmalarından sonra bu adaların tamamını hâkimiyeti altına aldı; aynı yıl Portekizliler’i Seylan adasından tamamen uzaklaştırdı. 1668’de Sulavesi’nin (Selebes) güneyindeki Makassar’ı (Ucung Pandang), ertesi yıl da Gova’yı işgal ederek adalar arası ticareti tekeline aldı. Daha sonra Çin ve Japonya ile doğrudan ticaret yapmak üzere bazı girişimlerde bulundu ve 1727’de Canton’da bir ticaret merkezi açmayı başardı. 

17. yüzyıl boyunca gelişme gösteren şirket, 1669’da 150 ticaret ve 40 adet savaş gemisiyle on bin askere sahipti. Doğu Hindistan Şirketi bölgede kurmuş olduğu sömürge imparatorluğunu korumak ve kurmuş olduğu merkez ve iş yerlerinin savunmasını sağlamak amacıyla daha fazla toprak ele geçirmeye ve mahalli siyasi olaylara karışmaya başladı.

Şirketin toprak ilhaklarının hızlanmasının sonucunda şirketin daha fazla idari ve askeri sorumluluklar yüklenmesi idari masrafları arttırmasından ötürü 18’inci yüzyılın ortalarından itibaren ekonomik durum giderek kötüleşti. Ayrıca görevliler arasında kaçakçılığın ve yolsuzluğun giderek yaygınlaşması, diğer ülke şirketlerle olan rekabetin artan baskısı ve kar oranlarının yüksek tutulması gelirlerin giderek azalmasına sebep oldu. Amerikan devrimi sırasında (1780) İngilizler ile savaşa girilmesi şirketi iflasın eşeğine getirdi ve 1750’de 10 milyon florin olan borç yükü savaş sonrasında 100 milyon florine yükseldi. Fransa’nın 1795’te Hollanda’yı işgal etmesinden sonra idare meclisi “Heeren XVII” dağıtılarak şirketin yönetimi bir komisyona devredildi; 1 Ocak 1800 tarihinde ise resmen feshedilip 135 milyon florin tutan borcuyla birlikte bütün malları ve toprakları Hollanda Devleti’ne intikal ettirildi. 

Şirket ve İslamiyet; “Müslüman düşmanlığı”

Şirketin ilk kurulduğu günden yıkılışına kadar yöneticileri Müslümanlara sempatiyle bakmamışlardır. İlk genel Vali Coen, 1616’da teşkilâta gönderdiği bir genelgede Müslüman tüccarları güvenilmezlikle ve hıyanetle suçlayarak onlara karşı dikkatli olunmasını ve şirkete tavır koyanlarla mücadele edilmesini istemişti. Hollandalıların din fetihler peşinde olmalarına rağmen en başından beri İslamiyet’i Doğu’daki varlıkları ve ticari üstünlükleri için bir tehlike olarak gördüler.

Dini ibadetlerin yerine getirilmesine izin verilmeyen bu dönemde Müslümanlara yönelik birçok işkence ve infaz uygulanmıştır.  7 Aralık 1643 Müslümanların sünnet olma âdetini de kaldırdı ve dinî okulları kapatılmış; 1651’de ise hem Müslümanların hem Çinliler’in dinî toplantılar düzenlemelerini yasaklanmıştı. Öte yandan şirket, kuruluş tüzüğünde belirtilen görevleri arasındaki “gerçek Hıristiyanlığın yayılmasını ve gelişmesini sağlamak” maddesi gereğince denetimi altındaki bölgelerde yaşayan yerli halkı Hristiyanlaştırmak için her türlü gayreti göstermiştir. Bu çerçevede Hristiyan okuluna devam eden her Endonezyalı çocuğa günde yarım kilo kadar pirinç dağıtılması, köle sahiplerinin emirleri altındaki kölelere Hristiyanlık eğitimi vermelerini zorunlu hale getirilmesi ve Hristiyanlığı benimseyen her Endonezyalı’ya bir miktar para verilmesini öngören uygulamalar başlatılmıştır.