Kuzey Kore nükleer silahlarını ateşleyecek mi?

Kuzey Kore'nin nükleer çalışmalarına devam etmesi ve nükleer silah denemeleri yapmasının ardından hidrojen bombası çalışmalarına başladığını duyurması üzerine harekete geçen ABD yönetimi ve Trump, diplomatik yollardan krizi aşmak üzere yapılan görüşmelere rağmen vaatlerini yerine getirmeyince Kuzey Kore'den de tepki gecikmedi. Ailesinin köklerinin dayandığı iddia edilen ‘kutsal’ Paektu Dağı’nda görüntülenen Kim Jong-un’un vereceği karar iki ülke arasındaki ilişkilere yeni bir boyut kazandıracak

Kuzey Kore nükleer silahlarını ateşleyecek mi?

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından alınan Kore, Kuzey ve Güney olarak bölünürken, 9 Eylül 1948’de bugün dünyanın en çok konuştuğu ülkeler arasında bulunan Kuzey Kore kurulmuştu. Komünizm ile yönetilen Kore’nin efsane kurucusu Kim İl-Sung bugün halen ülke üzerindeki en etkili isimken, 1990’ların başından beri iletişim ağlarındaki artışla birlikte bugün herkesin hakkında fikir sahibi olması şaşırtıcı değil. Kuzey Kore’nin son lideri Kim Jong’un ‘aşırı’ yasakları önemli bir tartışma konusu iken tüm dünyanın dikkatini çeken yasaklardan çok ülkede geliştirilen nükleer silahlar şüphesiz. 

1946 yılında, Kuzey ve Güney Kore sınırındaki bir ağacın budanması için savaşacak duruma geldikleri ABD ile 2018 yılında nükleer silahlar için masaya oturan Kore’de neler oluyor?

ABD yönetimleri 80’li yıllardan sonra Kuzey Kore’nin nükleer güç olma yolundaki adımlarını dikkatle izleyerek, önüne geçmek istese de bu çabaları sonuç vermedi. 

ABD, 2006 yılında Kuzey Kore’nin gerçekleştirdiği nükleer test sonrasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden (BMGK) yaptırım kararı çıkarmasına rağmen, Çin’in tepkisinden çekinen Güney Kore’nin talebi doğrultusunda bu yaptırımları uygulayamadı. 

ABD’nin Kuzey Kore angajmanı sonuç vermezken, nükleer programdan taviz vermeyen Kuzey Kore’ye karşı ‘stratejik sabır’ politikasını benimsendi ve rejimi yaptırımlar yoluyla izole ederek sonuç almaya çalışıldı.

ABD aynı zamanda Güney Kore’ye THAAD füze savunma sistemlerini yerleştirerek, Kuzey Kore’nin füzelerini durdurmakla kalmayıp, Çin’in füzelerini de engelleme kapasitesine sahip bir savunma hattı oluşturması, Çin’i oldukça rahatsız etti. 

Kuzey Kore ve Kuzey Kore lideri Kim Jong - Un’un Kuzey Kore’deki uygulamaları dünya çapında geniş yankı bulurken, Kuzey Kore’nin, Güney Kore ve Japonya dahil olmak üzere Amerikan müttefiklerini tehdit eden füze denemelerine hız vermesi, ABD yönetimini de kıtalar arası balistik bir füzenin geliştirilmesi noktasında tedirgin ediyordu. 

Pyongyang yönetiminin, ABD’de Başkan Donald Trump’ın seçilmesinin ardından nükleer testlerini sıklaştırarak, 4 Temmuz’da ABD’nin Alaska Eyaleti’ne ulaşabilecek kıtalar arası bir füze denemesinin başarıyla sonuçlandığını duyurması açık bir meydan okuma olarak yorumlandı ve ABD’nin baskısı ile BMGK’da Kuzey Kore’ye çıkan yaptırım kararı ile ipler iyice gerildi. 

Trump’ın Kuzey Kore’ye karşı “ateş ve gazap”la karşılaşacağı tehdidi bir nükleer savaşı tetikler mi tartışmalarını da beraberinde getirirken, ABD Dışişleri Bakanlığı diplomatik çözüm için açık kapı bırakmayı da ihmal etmedi.

Hemen ardından hidrojen bombası test ettiğini duyuran Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımların artırılması Birleşmiş Milletler’de tartışılırken, ABD Başkanı Donald Trump Kim Jong-un’a ‘Küçük Roket Adam’ ithamında bulunduktan sonra Kuzey Kore liderinden yanıt gecikmedi. Kim Jong-Un’un, ‘Yaşlı Bunak’ olarak seslendiği Donald Trump, bu kez ‘hasta enik’ sözleriyle seslendiği Kuzey Kore lideri karşısında nükleer butonunun büyüklüğü ile övünerek dünya diplomasisine de bir iz bıraktı. 

Kuzey Kore’de, 18 ay tutuklu bulunan ABD’li öğrenci Otto Frederick Warmbier’in ölümü üzerine Washington ülkeyi ‘terörizmi destekleyen ülkeler’ listesine aldı. 

Kim Jong-Un’un, CIA’in patronu ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pomoeo’yla Pyongyang’ta yaptığı gizli görüşmenin ardından Kuzey Kore’de nükleer silah denemelerinin durdurulması kararı alındı. Punggye-ri nükleer test sahasının da kapatılacağını duyuruldu ve Güney ve Kuzey Kore liderleri arasında Kore Yarımadası’nın nükleerden arındırılmasını görüşmek üzere bir zirve programa alındı. Zirve öncesinde Kuzey ve Güney Kore Devlet Başkanları arasında ilk kez acil telefon hattı hayata geçirildi. 

Kuzey Kore’nin nükleer silah denemelerini durdurması uzmanlar tarafından iki şekilde yorumlandı, birinci görüşe göre bugüne kadar yapılan denemelerden yeteri kadar sonuç alınmıştı. İkinci görüş ise Kuzey Kore’nin elinde ABD’yi tehdit etmeye yetecek kadar silah bulunuyordu. Elbette bu görüşler herhangi bir kesinlikle dünya kamuoyuna yansıyacak sonuçlar doğurmadı fakat koşulsuz yasaklanmayan nükleer silahlara dair durdurma kararında ABD Başkanı Donald Trump’ın, "Mayıs, Haziran gibi bir araya gelmeyi planlıyoruz" sözleri önemli yer tutuyordu.

Şüphesiz bu diyalog yolunun açılmasında, 2017 yılında düzenlenen Kış Olimpiyatları vesilesi ile Seul’ün başlattığı diplomatik temaslar da etkiliydi. Birleşmiş Milletler’de Pyongyang aleyhine alınan 10 kararda etkili olan Çin’in bu desteği Kuzey Kore’nin ihracatını durma noktasına getirmişti. 

Kuzey Kore’de yüksek enflasyona neden olan bu ekonomik yaptırımlar, Kore yarımadasında nükleere karşı askeri harekat planlarının yapılması üzerine, Kuzey Kore’yi müzakereler için daha istekli davranmaya itmişti. 

Güney Kore asıllı Amerikalı diplomat, akademisyen ve yazar Victor Cha’nın, Council on Foreign Relations (CFR) açık oturumunda vurguladığı bir diğer nokta ise, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kısa bir süre önce kaybettiği babası Kim Jong-il’in, Kore yarımadasının nükleer silahlardan arındırılması konusunda ölmeden önce oğluna vasiyette bulunmasıydı. 

“New York kanalı” olarak belirlenen ABD politikasında Kuzey Kore, nükleer silahlanmayı geleceğinin teminatı olarak görerek adımlarını atarken dünya tarihinde bir ilk yaşandı. İlk kez bir ABD başkanı, Kuzey Kore’de resmî temaslarda bulunmak üzere bölgeye ziyaret gerçekleştirdi. 

2019 yılı Haziran ayında gerçekleşen bu ziyaret, Kuzey Kore devlet televizyonlarında ‘Muhteşem bir olay’ olarak duyurulurken, ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey ve Güney Kore arasındaki ‘silahlandırılmış bölge’de sembolik olarak Kuzey Kore topraklarına basarak, Kim Jong Un ile tokalaştı. 

Görüşmenin ardından, iki lider de anlaşmalara ilişkin olumlu mesajlar verdi. Trump ziyaretini ‘harika bir görüşme’ olarak nitelerken, Kuzey Kore lideri ‘güvenlik garantisi’ vererek görüşmenin olumlu geçtiğinin altını çizmiş oluyordu. 

Fakat görüşmeler neticesinde Kuzey Kore’nin nükleer programdan vazgeçme konusundaki istekli adımları karşısında ABD, ekonomik yaptırımların kaldırılması, Kore’deki askeri birliklerin geri çekilmesi, iki ülke arasında barış anlaşması imzalanması, Güney Kore ve Japonya’daki nükleer şemsiyenin sonlandırılması ve Kore’ye yönelik askeri tatbikatların durdurulması noktasında adım atmaması, Kore’nin Washington yönetimini ‘gangster gibi davranmak’la itham etmesi üzerine 10 yıl önceki belirsizlik haline dönüldüğünü işaret ediyordu. 

Bu süreçte Nisan ayında Rusya’ya giderek Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ilk zirvesini gerçekleştiren Kim Jong-Un, Kuzey Yarımadası’ndaki durumun ‘hassas bir noktaya’ ulaştığı uyarısını yaptı. Çin yönetiminin yaşanan süreçte kendini ‘dışlanmış’ hissederek Pyongyang yönetimi ile üst üste yaptığı görüşmeler iki devlet arasında önemli oranda diplomatik bağ kurulmasını sağlarken, Trump’ın Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımların devam etmesi kararı alması üzerine askıda kalan ilişkiler, Kim Jong-Un’un Aralık ayında yeniden müzakerelere başlama talebi ile hareketlendi. 

ABD yönetiminden anlaşılan hükümleri uygulamakta yol almaları üzerine yeniden müzakerelerin başlayacağı yanıtını alan Kuzey Kore, yaptığı son açıklama ile büyük merak uyandırdı. 

Kuzey Kore etrafında, nükleer silahlar gölgesinde şekillenen yeni politikanın ABD’nin provokatif diline karşı Kuzey Kore’nin yeni silahlar denemesi olarak ilerlemesi şeklinde ilerleyen bu diplomatik trafiğe, Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı ABD işleri sorumlusu Ri Thae Song’un sözleri damga vurdu. 

ABD’ye ‘düşmanca politikalarını’ değiştirmek üzere Kuzey Kore tarafından verilen sürenin yaklaştığını belirten Kuzey Kore Dış İşleri Bakanlığı, "Washington’un yıl sonuna kadar nasıl bir ‘Noel hediyesi’ istediğine karar vermeli" çıkışı büyük yankı uyandırdı. ABD’nin politikasının “diyalogda olduklarını gösteren bir aldatmacadan ibaret olduğunu ve bunun ABD seçimleri için kullanılmak istendiğini” vurgulayan bu açıklama, iki ülke arasında Vietnam’da gerçekleştirilen ve sonuç alınamayan zirvenin yansımaları olarak yorumlandı. 

Bu açıklamanın hemen ardından Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un, ailesinin köklerinin dayandığı iddia edilen ‘kutsal’ Paektu Dağı’nda beyaz bir ata binerken görüntülerinin paylaşılması ve Kim Jong-un’un önemli açıklamalar yapmadan önce bu bölgeye gittiğinin bilinmesi kamuoyunda beklentiyi de artırdı. 

Kuzey Kore’nin nükleer silahlarının ABD’ye ulaşacağı tehdidinin ardından başlayan diplomatik krizin, ikili görüşme ve zirvelerle aşılmasını hedefleyen ve politikasının temeline ‘nükleer silahsızlanma’yı alan ABD’den henüz bir açıklama yapılmazken, Kuzey Kore’nin tehditvâri bu açıklamasının Washington tarafından nasıl karşılanacağı da merakla bekleniyor. 

SONUÇ:

Dünyada nükleer silahlanmaya karşı atılan adımlar arasında sayılarak ABD’nin Kuzey Kore’ye karşı ekonomik ve askeri yaptırımları ile gündeme gelen Kuzey Kore krizi, 2017 yılından itibaren diplomatik ilişkiler kurularak ve liderlerin bir araya gelmesi ile çözülmesi planlanıyor. 


Obama döneminde ‘stratejik sabır’ adı verilen bekleme ve gözleme süreçleri ile Kuzey kore’nin gözetim altında tutulması Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi ile farklı bir boyuta taşınmış, Donal Trump, Kuzey Kore’ye ayak basan ilk ABD Başkanı olmuştu. 

Bu görüşmelerin ardından Çin ve Japonya’nın da dahil olduğu diplomatik temaslar ile Kuzey Kore nükleer silah tesislerinin durdurulması noktasında adımlar atarken, ABD’nin konuya ilişkin verdiği vaatlerde durmadığı iddiası, iplerin yeniden gerilmesine neden oldu.

“Güvenlik garantisi” veren Kuzey Kore’nin, Washington yönetimini yeniden tehdit etmesinin Güney Kore, Çin ve Japonya hattında nasıl karşılık bulacağı bilinmezken, halen bölgede aktif nükleer silah bulunduran ve Kuzey Kore’yi ‘terörizmi destekleyen ülkeler’ listesine alan ABD’nin bu tehdite karşılık atacağı adımların dostça olmayacağı da aşikar.