Avrupa'da hangi ülke neyi protesto ediyor?

İnsan hakları ve özgürlük konusunda tüm dünyaya uyguladığı yaptırımlar ile öne çıkan Avrupa, çevresini saran ateş çemberini görmezden geliyor. Henüz yeni tip koronavirüs (Covid-19) pandemisinin yarattığı yıkımı atlatamayan Avrupa’nın dört bir yanında halk, mevcut hükümet politikaları başta olmak üzere, ırkçılık ve polis şiddeti gibi olayları protesto etmek için sokağa indi.

Son dönemde tüm dünyanın gözü Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerde. Özellikle Avrupa Birliği (AB), Doğu Akdeniz’le ilgilenirken yanıbaşındaki ateş çemberini görmezden geliyor. Euro bölgesinin dört bir yanında, vatandaşlar mevcut hükümet politikalarını protesto etmek için eylemler düzenliyor.

KUZEY İRLANDA KARIŞTI

Avrupa'da yükselen "aşırı sağ" bu kez Kuzey İrlanda’da ortaya çıktı. Geçtiğimiz günlerde Kuzey İrlanda’da ayrılıkçı Sinn Fein partisi üyeleri ve yetkilileri, bir cenaze töreninde koronavirüs yasaklarını ihlal etmişti. Bu duruma tepki gösteren birlik yanlıları, ülkede dev bir protesto dalgası başlattı.

Bir haftadır devam eden protestonun yaşandığı bölgedeki şiddetin boyutu durumun vahametini arttırdı. Birleşik Krallık'a bağlı Kuzey İrlanda'da, İngiltere yanlıları ve ayrılıkçılar arasında yaşanan kavgadan sonra ortalık adeta savaş alanına döndü.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, her ne kadar farklılıkları çözmenin yolunun şiddet değil, diyalog olduğunu belirtse de, birlik yanlıları ve ayrılıkçılar arasındaki çatışmada çok sayıda polis ve sivil yaralandı. Son gelişmelerin, iki tarafın da temsil edildiği hasas dengelere dayalı karma özerk yönetimin istikrarını sarsmasından endişe ediliyor.

İSPANYA’DA AŞIRI SAĞ GERİLİMİ

Benzer bir olay dün İspanya’da da yaşandı. Ülkenin başkenti Madrid’de, sağ ve sol gruplar karşı karşıya geldi. Aşırı sağcı Vox Partisi’nin, başkent Madrid'de düzenlediği mitinge, solcu gruplar tepki gösterdi. Sağ partinin yaklaşan seçimler öncesi adaylarını açıklayacağı miting aniden savaş alanına döndü. Polisin gruplara müdahale etmesinin ardından çıkan arbede 13 kişi yaralandı.

Ülkede, eş zamanlı olarak başkentte görev yapan, ilk hasta kabul doktorları da personel eksikliği, koronavirüs salgını nedeniyle aşırı yoğunluk, düşük maaş ve verilen sözlerin yerine getirilmemiş olmasından dolayı sokağa indi. 

Son bir yılda 15'inci kez eylem yapan doktorlar, "Çok sayıda meslektaşımız ya hastalandı ya da öldü. Yeni doktor alımları yapılmıyor. Bu yaranın sarılması ve siyasetçilere sesimizi duyurmak için gösteri yapmaktan başka çaremiz yok" dedi.

FRANSA’NIN İÇİ DIŞI ATEŞ ÇEMBERİ

Avrupa’da protestoların bitmek bilmediği bir diğer ülke ise Fransa. Hükümet karşıtı gösterilerin oldukça sık yaşandığı ülkede, halk ve devlet yetkilileri arasındaki çekişme sokaklara taşmaya devam ediyor. Ülke genelinde aynı anda, farklı nedenlerden dolayı çok sayıda eylem yapılıyor.

Ülkedeki Müslümanları hedef alan “ayrılıkçı” yasa tasarısı nedeniyle başlatılan islamofobi eylemleri, ülkenin birçok şehrinde devam ediyor. Aynı zamanda göçmenlerin, Paris’in Republique Meydanı'na kamp kurarak, içinde bulundukları kötü koşullar nedeniyle Macron yönetimine gösterdiği tepki sürüyor.

Ayrıca ırkçılık, polis şiddeti, hükümetin iklim, tarım ve ekonomi politikalarına ilişkin çok sayıda gösteri devam ediyor. Polisin göstericilere orantısız güç kullandığı gösterilerin sayısında artış gözlemleniyor.

ALMANYA’DA KARANTİNAYA İSYAN EYLEMLERİ

Sık sık aşırı sağcı eylemleriyle gündeme gelen Almanya’da ise halk bu kez koronavirüs tedbirlerini protesto etmek için sokağa indi. Başkent Berlin’de düzenlenen gösteriye 20 binden fazla kişinin katıldığı belirtildi. Gösteri güzargahı boyunca başta Başbakan Angela Merkel ve hükümetteki partilerin salgınla ilgili aldığı kararlar eleştirildi. Tedbirlerin kaldırılmasının talep edildiği gösterilerde, riskli grupların bile henüz aşıya erişememiş olmasına tepki gösterildi.

İTALYA’DA POLİS ŞİDDETİ

Hükümetin aldığı koronavirüs tedbirlerini eleştiren bir diğer ülke ise İtalya oldu. Restoran, spor salonu, mağaza gibi küçük işletme sahipleri ve çalışanlarından oluşan binlerce kişi, "bir an önce yeniden açılma" talebiyle protestolara başladı.

Çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle bir araya gelen vatandaşlar ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. İçişleri Bakanı Luciana Lamorgese, vatandaş ve polis memurlarının yaralandığı gösterilerdeki şiddetin kabul edilemez olduğunu söyledi.

HOLLANDA’DA IRKÇILIK EYLEMLERİ

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da koronavirüs salgınına yönelik uygulanan tedbirler nedeniyle başlayan hükümet karşıtı protestolar polis tarafından bastırıldı. Ülke genelinde yağma ve şiddet eylemlerine dönen olaylarda göstericiler ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmıştı.

Ancak ülkedeki eylemler bitti derken, geçtiğimiz günlerde Hollanda polisinin, ülkede öldürülen 16 yaşındaki bir Türk kızıyla ilgili ırkçı yorumlar yapması, yeni protestoların başlamasına neden oldu. Rotterdam kentindeki Marconi Meydanı'nda bulunan polis teşkilatı önünde toplanan yüzlerce gösterici, "ırkçı polislerin ihraç edilmesi" talebiyle slogan atarak, dövizler taşıdı.

BELÇİKA’DA ORNATISIZ GÜÇ

Genellikle ırkçılık ve polis şiddeti protestolarıyla gündeme gelen Belçika’da vatandaş ve emniyet güçleri arasında arbede yaşandı. Geçtiğimiz günlerde, maske ve sosyal mesafe olmadan başkent Brüksel’de bir araya gelen beş binden fazla vatandaşa polis müdahale etti. Polisin "dağılın" uyarısına, şişe ve taşlarla karşılık veren katılımcılar ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Halkın, polis güçlerine tepkisi sürüyor.

Öte yandan, AB Komisyonu önünde toplanan çeşitli kitle örgütleri ve sağlık kuruluşlarının temsilcileri de, koronavirüs aşılarının patentlerinin kaldırılması talebiyle başlattıkları protesto gösterisine devam ediyor. Aşılarda patentin kaldırılması talebi, aşı çalışmalarına başlandığından bu yana dile getiriliyor.

İSVEÇ VE DANİMARKA

Avrupa'nın kuzeyinde yer alan İskandinavya yarımadasında da ortalık karışık. İsveç ve Danimarka’da da hükümetin koronavirüs tedbirlerini protesto etmek isteyen vatandaşlar eylem gerçekleştirdi. Ayrıca İsveç’te yaşayan Uygur Türkleri, Çin'in Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerini protesto etmek için toplandı.

Danimarka’da da “suç ve işsizliğin yüksek olması” gerekçesiyle göçmenlerin yoğun olarak yaşadıkları semtlerin dağıtılmasını içeren “Getto Yasası”na karşı yapılan eylemler devam ediyor.