Kurulan Masa

Rusya ve ABD’nin Suriye konusunda ve diğer birçok konuda anlaşmış olma iddiası ilk defa ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinde askeri danışman olarak görev yapan ABD’li diplomat Edward J. Stafford tarafından geçtiğimiz ağustos ayının sonlarına doğru dile getirildi. İddia kanıtlanmış olmasa da anlaşmanın kapalı kapılar ardında yapıldığı açık.  

Kurulan Masa

Birinci Dünya savaşında itilaf devletleri kendi aralarında birtakım anlaşmalarla kendi sömürgelerini koruma altına alırken diğer taraftan da savaş sonucunda paylaşılacak bölgeleri de anlaşmalarla garanti altına almışlardı. İmzalanan anlaşmalarda taraflardan birisi de 1917 yılında yıkılan Çarlık Rusya’sıydı. Çarlık Rusya’nın 1917 yılında Bolşevik ihtilali sonucunda yönetimin değişmesiyle ihtilaf devletlerinin kendi aralarında imzalamış olduğu centilmenlik anlaşmalarının nüshaları dünya kamuoyuna servis edilmişti. 
 
Bugüne kadar var olan ve var olmaya devam eden birçok devlet kendi aralarında gizli anlaşmalara imza atmıştır. Son zamanlarda da günceme getirilen gizli anlaşmalardan biri Rusya ile ABD’nin anlaşmış olma ihtimalidir. 100 yıldır iki azılı düşman olarak görülen bu iki devletin anlaşmış olma ihtimali üzerinde durulurken yürütülen politikalara bakılınca da bu iki devletin anlaşmış olma ihtimali akıllarda yer ediyor.  
 
Geçmiş yıllarda ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinde askeri danışman olarak görev yapan ABD’li diplomat Edward J. Stafford, ülkesinin ve Rusya'nın Türkiye aleyhine bir anlaşma yaptığını öne  sürdü. Stafford, ABD ve Rusya'nın Kuzey Suriye'de Türkiye'ye herhangi bir üs teklifinde  bulunmama konusunda anlaştığını geçtiğimiz ay belirtmişti.

Stafford, ''Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a Kuzey Suriye'de daha fazla ''verimli'' alan verilmemesi konusunda Rusya ve ABD'nin fikir birliği içinde olduğunu iddia etti.

İddia olarak kalan bu açıklama akıllara ABD ve Rusya’nın kapsamlı bir anlaşma yapmış olma ihtimalini getirdi. Nitekim son 5 yıldır dünya siyasetinde yaşanan gelişmeler bu iddiayı destekler niteliktedir. ABD'nin Irak'taki üstünlüğü İran'a karşı kaybetmesi Afganistan'da çözümsüz 18 yıllık savaş ve kaybedilen milyarlarca dolar, Suriye'de üstünlüğü kaybetmeme çabası, son 10 yıldır ekonomide ciddi yükseliş kaydeden Çin ve İran'a karşı başlatılan baskıcı politikayı da göz önüne alırsak yaşananlar bir anlaşmanın imzalanmış olma ihtimalini daha da arttırıyor.

Yakınlaşmanın perde arkası 
 
Perde arkasında yaşananlar ile ülke liderleri tarafından deklare edilenler birbirinden çok farklı durmaktadır. Özellikle ABD’nin yürütmüş olduğu politikalara karşı olan devletlerin Rusya’ya yakınlaşmasında. Yaşanan her şey göstermektedir ki ABD karşısında duran güçler Rusya’ya muhtaç edilmektedir. Muhtaç edilme süreci ABD tarafından yapılıyor olama ihtimali çok yüksektir. Nitekim son dönemlerde yaşanan gelişmelerin sonucunun ABD tarafından hesaplanmış olmama ihtimali yoktur. Diğer taraftan 2013 ve 2015 yıllarında ekonomik anlamda Rusya’ya dibi gösteren krizden bugünlerde eser yok.  
 
Çin ve Rusya yakınlaşması 
 
Ekonomik anlamda yükselen Çin enerji bakımından dışa bağımlı bir ülkedir ve en büyük tedarikçisi ise Ortadoğu’da İran’dır. Ayrıca Çin’in enerji tüketimi her yıl artış kaydetmektedir. Nitekim 2018 yılında Çin’in enerji tüketimi yüzde 8,5 oranında artış kaydederek 6,8 trilyon kilovat saate ulaşmıştır. Financial Times’ta yayımlanan “Is China about to Change  the Global Oil Trade?” haberine göre Çin günlük 9 milyar varil petrol ve artan miktarda gaz ithal etmektedir ve en büyük tedarikçisi Ortadoğu’dur. Çin’in dışa bağımlılığını politik  olarak kullanan ABD, Çin’in Rusya’ya yakınlaşmasını göz ardı etmiş olmaz.  
 
Çin’in ekonomik yükselişinin önüne geçmek için ABD Hürmüz boğazını resmen kapatmıştı. Boğazdan geçiş güvenliğinin tekliye girmesinden ötürü gemilerin geçinde düşüşler yaşanmıştı. Dünyanın petrol arzından can damarı olan güzergahta güvenlik zafiyetinin yaşanması yükselen Asya ekonomilerinde tedirginliğe neden olmuş ve ekonomik büyümelerde düşüşler yaşanmıştı. Bu çerçevede Çin petrol ve doğalgaz tedarikini güvence altına almak için Rusya’ya yakınlaşmıştı.  
 
Ticaret savaşlarının sonucunda Çin ABD’den petrol ve LNG ithalatını 2018 yılında 1 milyon tonların altına kadar düşürmüştü. İran ve ABD’den petrol ve doğalgaz ithalatında azaltmaya giden Çin, tamamen Rusya’ya yaklaşmış durumda. Nitekim 2018 yılı itibariyle Çin’in Rusya’dan petrol ve doğalgaz oranları ciddi oranda artış göstermiştir. Şu an itibariyle Çin’e en fazla petrol tedarik eden ülke olarak Rusya bulunuyor. Bu yıl içinde Rusya’dan ithal edilen petrol yüzde 58 artarak, tarihi rekor seviye olan 7.347 milyon tona (1,73 milyon varil günde) ulaştı. Bloomberg’in yayınlamış olduğu haberde, “Öyle görünüyor ki batılı analistlerin korkuları gerçek oluyor. Rusya artık Çin petrol pazarında kilit oyuncu durumunda bulunuyor. Çin’in ABD’den petrol almayı durdurma kararından sonra, Rusya bu ülkeye daha fazla petrol ihraç edecek” diye yazdı. 
 
İRAN 
 
Bilindiği üzere ABD İran’la imzalanan Nükleer Silah Anlaşması’ndan çekildiğini duyurmuştu. Çekilmenin ardından ABD birtakım ekonomik ve askeri yaptırımlar uygulamış, İran'ın 3. ülkelere petrol satışına yasak getirilmiş ve Çin ile Hindistan'a geçtiğimiz mayıs ayına kadar ithalat yapmalarına izin vermişti.

ABD’nin İran’a yaklaşımında değişiklik yaşanmasındaki etkenler şu şekilde sıralanabilir; Suriye’de etkinliğini kırmak, Yemen’de süregelen iç savaşta güçlü konumda olan İran’ın elini zayıflatmak, bölgede bulunan İsrail’in güvenliğini sağlamak, Ortadoğu’da İran korkusunu arttırarak bölge ülkelerinin İsrail ile yakınlaşmasını sağlamak, Ortadoğu’da İran korkusunu arttırarak bölge ülkeleriyle olan müttefikliği pekiştirmek ve silah satışın oranlarını arttırmak. Son dönemde Suudi Arabistan’ın petrol şirketi olan ve Apple ile Google’dan daha büyük olan petrol şirketi Aramco’nun tesislerine gerçekleştirilen Drone saldırılarından da İran sorumlu tutulmuş ve ABD, uluslararası kamuoyuna İran’a yaptırım çağrısında bulunmuştu.  
 
Yaşanılanlar çerçevesinde dikkate alınınca İran Rusya’ya ekonomik ve askeri anlamda yakınlaşmış durumda. Nitekim İran ile Rusya’nın yakınlaşması son dönemde yaşanan bir gelişme değildir. Yakınlaşma Soğuk Savaş döneminden beridir yaşanmakta. Fakat ikili ilişkilerin sağlamlığı tartışılır. Nitekim 2010 yılında Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, İran’a S-300 hava savunma sisteminin satışının yasaklandığını açıklamıştı. İran nükleer tesislerini İsrail ya da Amerika’nın yapabileceği muhtemel saldırılara karşı korumak için Rusya’dan S-300 füzeleri satın almak istiyordu. Fakat Başkanlık kararnamesinde füzelerle birlikte, İran’a tank, uçak ve savaş gemisi satışı da yasaklanmıştı. Geçmişte yaşananlar göz önüne alındığında İran ve Rusya arasındaki ilişkiler her ne kadar olumlu gitse de yaşanacak en ufak bir çıkar çatışmasında ilişkilerin olsun etkileneceği bilinmektedir.  
 
Türkiye ve Rusya yakınlaşması 

Türkiye dış politikada Rusya ile yakınlaşmaya batı ile yaşanan ayrılmanın ardından başlamıştı. Özellikle ABD ile yaşanan ve giderek kronikleşen krizler Türkiye ile Rusya'yı yakınlaştırmıştı. Bu bağlamda ABD'nin Türkiye'ye Patriot hava savunma sistemlerinin satışını gerçekleştirmemesinden dolayı Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemlerini alması ilişkilerin üst noktası olmuştur. 

S-400 alımı dışında ABD’nin göz ardı etmemiş olabileceği birçok siyasi gelişme mevcut ve yaşananlar da bunları destekler nitelikte. Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaşması da göz ardı edilmiş olmaz. ABD’nin hava savunma sistemlerini satmaması sonucunda Rusya’ya yakınlaşan Türkiye, Suriye’de Rusya ve İran ile iş birliği içerisinde. Fakat iş birliğine rağmen  İdlip konusu zaten bilinmekte. İdlip konusunu bugünlerde yaşanan en önemli sorunlardan biridir. Yıllardır Akdeniz askeri anlamda inmeyi planlayan Rusya bunu Lazkiye Limanına üs kurarak gerçekleştirdi. Askeri anlamda Akdeniz’e inmeyi başaran Rusya tarımsal anlamda da dışa bağımlılığını bitirmek hedeflemekte. Bu çerçevede İdlip’in verimli toprakları Rusya için hayati öneme sahiptir ve Türkiye’ye olan bağımlığını bitirecek bir alan olmasından ötürü iki ülke İdlip üzerinde çıkar çatışması yaşamaktadır.  
 
Suriye’de Türkiye ve Rusya’nın İdlip üzerinde çıkar çatışması yaşamasının dışında, bugün iyi ilişkiler kurmuş olan Türkiye ve Rusya’nın dostluğu Karadeniz’de sınanacaktır. Rusya’nın 2010 yılında İran için hayati öneme sahip füzeleri satmama kararı almasında iki ülkenin ilişkilerinin sağlamlığı sınanmıştı. Aynı durumun Türkiye ve Rusya arasında yaşanmamasının kesinliği yoktur denebilir. Nitekim Rusya dış politikada çıkarları doğrultusunda hareket eden bir ülkedir.  
 
Sonuç 
 
ABD ve Rusya’nın genel anlamda kapalı kapılar ardında anlaşmış olma ihtimali sürekli gündeme getirilmekte. Nitekim Stafford’un yapmış olduğu açıklamalar ve ABD’nin dünya siyasetinde yürütmüş olduğu politikalar göz önüne alınınca batının ezeli düşmanı olan Rusya ile anlaşmış olma ihtimali kesinleşmekte. Anlaşılan yeni dünya düzeninin kurulmasında ABD Rusya ile anlaşmıştır.