Kürtler ve Ermeniler kardeş mi?

Azerbaycan ve Ermenistan arasında patlak veren Dağlık Karabağ savaşı sürerken, PKK terör örgütünün medya organları Kürtler ve Ermenilerin kardeş olduğunu iddia etti. Peki Kürtler ve Ermeniler kardeş mi? PKK terör örgütü neden böyle bir asılsız iddiada bulundu?

Halkın sempatisini kazanmak amacıyla uydurma haberler yayınlayan PKK terör örgütünün medyası, son olarak Kürtler ve Ermenilerin kardeş olduğunu iddia etti. 27 Eylül 2020’de tekrardan alevlenen Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ savaşının ardından böyle bir iddianın ortaya atılması hiç de şaşırtıcı değil. Peki Kürtler ve Ermeniler gerçekten de kardeş mi?

KAFKASYA’DAKİ KÜRT VARLIĞI VE ERMENİ SOYKIRIMLARI

Binlerce yıldır Kafkasya’da yaşayan Kürtler, tarihin farklı dönemlerinde kendi siyasal yapılarını kurmuş bölgedeki önemli gruplardandır. Bölgedeki Kürt nüfusu, 1587 yılında İran Şahı Abbas döneminde 24 büyük Kürt aşiretinin Kafkasya’ya göç ettirilmesiyle arttı. Onların torunları olan Karabağ’daki Kürtler, uzun bir süre 24’ler olarak anıldı. Bölgedeki Kürtler, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Kafkasya’da siyasi bir güç olarak yeniden ön plana çıkmaya başladı ve Sovyetler Birliği içerisinde otonom bir yapı olan Kızıl Kürdistan isimli yapıyı kurdu.

KIZIL KÜRDİSTAN

Kızıl Kürdistan bölgesi, Dağlık Karabağ’ın batısında, Ermenistan’ın doğusunda, Kuro ile Aras nehirleri arasında yer alan bölgenin nüfusu kayıtlara göre yüzde 72’si Kürtler, yüzde 26’sı Azerbaycan Türkü ve yüzde 0,7’si de Ermenilerden olmak üzere 55 binden oluşuyordu. Otonom yapının ismi Sovyetler Birliği’nin sembolü olan kırmızı bayraktan geliyor. Bu nedenle yapıya Bolşevik Kürdistanı da deniliyordu.

1923-1929 yılları arasında Kürdistan Kazası olarak yarı özerk bir statüye sahip olan Kızıl Kürdistan bölgesi, 1930’lardan sonra çeşitli idari birimlere bölündü ve Laçin, Kubatlı, Kelbecer ve Zengilan arasında yayıldı. Bu bölgede Azerilerin etki alanında yaşayan Kürtlerin büyük bölümü Şii olduğu için kültürel anlamda diğer bölgelerdeki Kürtlerden farklılık gösteriyorlar. Ruslar geleneksel hedefleri olan sıcak denizlere inme hayallerini gerçekleştirmek için bu dönemde Kafkasya’da tampon bir bölge oluşturarak farklı etnik yapıları birbirine karşı kullandı.

Kızıl Kürdistan’ın otonom statüsünün korunmasının Türkiye ve İran’daki Kürtlerin de benzer taleplerle buralardaki siyasi gerilimi tırmandırmasından endişe eden Ankara ve Tahran yönetimleri, bölgenin özerk statüsünden duydukları rahatsızlığı her fırsatta Moskova’ya iletti. İlerleyen süreçte ise Sovyetler kendi çıkarları gereği Kızıl Kürdistan’ın otonom statüsünü kaldırdı.

ERMENİ SOYKIRIMLARI

Osmanlı döneminde Kafkaslar’da ve Türkiye’nin doğusunda yaşayan Kürtlere yönelik şiddet eylemleri başlatan Ermeniler, binlerce Kürdü katletti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kürtleri katleden Ermeniler, Kafkaslarda yaşan Müslüman Kürt halkını Büyük Ermenistan’ın önündeki en büyük engel olarak görüyordu. Dolayısıyla Kürt halkı Ermeni çetelerden her türlü işkence ve zulmü gördü. Nitekim Van’da 1915’te Ermeniler tarafından katledilen ve büyük çoğunluğu Kürt olan 2 bin 500 Müslüman anısına dikilen Zeve Şehitliği de bu katliamın kanıtıdır.

1’inci Dünya Savaşı sırasında eli silah tutan Müslüman erkek nüfusunun cephelere gönderilmesini fırsat bilen Ermeni çetelerin, cephe gerisinde savunmasız kalan yaşlı, kadın ve çocukları katlettiğini gösteren pek çok tarihsel metin mevcut. Birinci Dünya Savaşı sonrasında da aynı katliamları devam ettirme niyetinde olan Ermeni çetelerin tutumu, Kürt sivilleri, tıpkı Azerbaycanlı siviller gibi Dağlık Karabağ bölgesinden göç etmesine neden oldu.

1990 yılına gelindiğinde bölgedeki gerilim tekrardan tırmandı. Sovyetlerin dağılması ile Kürler ve Azerilerin yaşadığı bölgeleri işgal eden Ermeniler, bu dönemde Kürtlere yönelik baskı ve asimilasyon politikasını arttırdı. Bu dönemde Ermenistan, Dağlık Karabağ’daki Kürtlere baskı yaparak, Azerbaycan’a karşı bir tampon bölge oluşturmak istedi. Fakat Kürtlerin bu projeye karşı çıkması Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı olan planını akamete uğrattı.

Ermenistan, tampon bölge talebinin reddedilmesi üzerine bölgedeki Kürt halkına baskı uygulamaya başladı. Erivan yönetimi kısa süre içerisinde Laçin, Kubatlı, Kelbecer ve Zengilan vilayetlerinde yaşayan Kürtlerin yüzde 70’ini Azerbaycan’a, yüzde 30’unu Rusya’ya sürdü. Dr. İmbat Muğlu, bölgede yaşananları “Ermenilerin Karabağ’da Kürt Soykırımı” adlı yayınıyla gündeme taşıdı. Dr. Muğlu'nun yayınında da yer aldığı gibi Laçin’i işgal eden Ermeniler binlerce Kürdü katletti veya göçe zorladı. 1993 yılında Kürt nüfusunun yoğun olduğu Kelbecer şehrine baskın yapan Ermeniler, 100 bin mülteciyi barındıran şehri yoğun top atışına tutu. Halk, canını kurtarmak için bin 700 metre yüksekliğindeki Murov Dağı’na kaçmak zorunda kaldı. Kızılhaç’ın raporuna göre, bölgede en az 15 bin sivil donarak hayatını kaybetti.

Öte yandan kurtarma ve tahliye araçlarına saldıran, sivilleri pusuya düşürüp öldüren Ermeniler, bölgede büyük bir kıyım gerçekleştirdi. Daha sonraları Ermeni saldırıları doğal çevreyi kapsayacak şekilde genişletildi. Kelbecer’in etrafındaki bozulmamış ormanlar toptan kesime açılıp yakacak odun olarak Ermenilere satıldı. Bu süreçte Ermeniler tarafından uygulanan zulüm ve katliamlar, halkın çoğunluğu Müslüman olduğu için Batılı ve Ermeni haber kaynaklarında yer almadı. Kürt kasabası Zengilan’dan kaçan bir çoban, bölgede yaşananları New York Times’tan bir muhabire şu sözlerle özetlemişti: “Daha önce çok şeyimiz vardı, şimdi hiçbir şeyimiz yok!

KÜRTLER VE ERMENİLER KARDEŞ Mİ?

Ermeni kıyımından kurtulan Kürtler, o dönemden beri Azerbaycan ve Rusya’daki büyük şehirlerde yaşıyor. Fakat bulundukları şehirlerde sığınmacı durumunda olan bu insanlar, ekonomik ve sosyal olarak birçok sıkıntı içinde. Ermeniler 1984-1994 yılları arasında Karabağ’daki Müslüman Kürtlere ve Türklere karşı âdeta topyekûn bir etnik temizlik yaparak binlerce Kürt ve Türk’ü katletti. Ermeniler bugün de Yezidi Kürtleri bölgeden sürmek için bu insanların arazilerine ve evlerine tedrici şekilde el koyup göçe zorluyor.

Dolayısıyla Kürtler ve Ermenilerin kardeş olduğunu iddia etmek şöyle dursun, Ermenilerin Kürtlere yönelik zulmü ve işkencesi akıllardan, tarihin sayfalarından silinmiyor. Bugün PKK terör örgütünün medya organların böyle bir asılsız iddia ortaya atmasının başlıca nedeni Türkiye düşmanlığı ve militan devşirme düşüncesinden kaynaklanıyor. Öte yandan PKK’nın Dağlık Karabağ’da Kızıl Kürdistan kartını oynamak istediği kesin görünüyor. Zira Kandil bombalanırken ve Dağlık Karabağ savaşında PKKlı teröristlerin Ermenistan’a kaçtığı gündeme geldi. PKK terör örgütü, Kürtler ve Ermeniler kardeştir diyerek Erivan’a sevecen görünmeye çalışıyor.