Küresel ticaret krizinin gölgesinde DTÖ

ABD Başkanı Donald Trump’un 2018 yılında küresel ticaret krizini başlatan açıklamalar yapması ve bu doğrultuda politikalar uygulamasının ardından diğer ülkelerin misilleme yapmaları krizi tırmandırmıştı. Fakat 1995 yılında kurulan Dünya Ticaret Örgütü’nün yaşanan ticaret savaşlarına etkin çözümler üretememesi varlığının sorgulanmasına neden olmuştu.

Küresel ticaret krizinin gölgesinde DTÖ

Bilindiği üzere 2016 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimlerinde Donald Trump ABD’nin 45. Başkanı olarak seçilmişti. Cumhuriyetçi aday Trump’un başkan olarak seçilmesi hem diplomasi hem de ticaret alanında dünya ülkeleri için yeni bir başlangıcı teşkil etmekteydi. Trump yönetimin ticaret alanında ilk olarak bölge ülkeleri ve diğer dünya ülkeleri ile imzalanan anlaşmaları tekrardan revize etme veya yenileme kararı almıştı. Bu kapsamda imzalanan birçok anlaşama ABD lehinde düzenlenmiş veya feshedilmiştir. 2018 yılının 8. ayında Trump Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) yerine komşuları ile yeni anlaşmalar imzalayacağını açıkladı. Anlaşmalar dışında ABD pazarına giren ürünlere yüksek oranlarda vergi uygulanmaya başlanmıştı.  

Trump’un ticarete yönelik gerçekleştirmiş olduğu politikalar ticaret savaşlarını başlatmıştı. Ülkelerin karşılıklı olarak anlaşmalardan çekilmesi veya ithal edilen ürünlere ek vergiler uygulaması yaşanan ticarete savaşlarını küresel boyuta taşıyıp, küresel ticaret krizini tetiklemişti. ABD’nin AB ülkeleri ve Çin’den ithal edilen ürünlere ek vergiler uygulaması karşılıklı olarak tarafları aynı adımları atmaya yöneltmişti. Geçtiğimiz günlerde 26 temmuzda Fransa’nın ABD teknoloji şirketlerine yönelik vergi kararı alması yaşanan ticaret savaşlarının hız kesmeden devam ettiğine örnek teşkil etmektedir.  
 
Yaşanan ticaret savaşlarının şiddetini giderek arttırmasına rağmen Dünya Ticaret Örgütü’nün herhangi bir önlem almış olmaması tedirgin edici. Böyle bir durumda DTÖ’nün işlevsel olarak gerilemiş olabileceği akla ilk gelenlerden. Peki DTÖ işlevini yitirdi mi? Ülkeler arasında yaşanan ticaret krizlerine diplomatik yollarla çözümler bulunmasını ön gören örgütün, şu an için işlevselliğini kaybetmesi tartışılması gereken konulardandır.  
 
Dünya Ticaret Örgütü 

Temeli, 1947 yılında 23 ülke tarafından imzalandıktan sonra 1 Ocak 1948 yılında yürürlüğe giren ve geçici bir anlaşma niteliği taşıyan Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması’na (GATT; General Agreement on Tariffs and Trade) dayanan DTÖ 1 Ocak 1995’de kurulmuştur. Sekretaryası İsviçre’nin Cenevre şehrinde bulunan örgütün organları; iki yılda bir toplanan en yüksek karar alma organı olan Bakanlar Konferansı, olağan ve günlük çalışmalarını yürüten Genel Konsey ile 3 temel çalışma alanına (mal ticareti, hizmet ticareti ve fikri mülkiyet) yönelik Konseyler ve Konseylerin altında yer alan alt çalışma grupları olan Komitelerdir. 
 
Örgütün temelinde, üyelerce müzakereler sonucunda kabul edilerek ulusal parlamentolarda onaylanan uluslararası antlaşmalar yer almaktadır. DTÖ’nün asıl amacı dış ticaretle ilgili olarak diplomatik müzakerelere platform oluşturmak, genel kabul görmüş uluslararası ticaret kuralları belirlenmesini sağlamak, ticaretle ilgili ulusal yasalarının düzenli olarak gözden geçirilmesini amaçlayan ve üye ülkeler arasında dış ticaret anlaşmazlıklarının çözümü için mekanizma oluşturmaktır.  
 
160 üyesi bulunan örgütün amaçlar arasında, mal ve hizmet üreticilerine, ihracatçılara ve ithalatçılara yardım ederek, dünya ticaretini kolaylaştırmak ve ticaret kapasitesini artırmakta yer almaktadır. Kurulduğu günden 2016 yılına kadar etkinliğini koruyan, küresel ekonomik sistemin merkezine yerleşen ve ülkeler arası iletişimin önemli bir aktörü haline gelen DTÖ bu günlerde bir varoluşsal sıkıntı içerisindedir ki dünyanın yaşamış olduğu ticaret savaları DTÖ'nün varlığının sorgulanmasına yol açmaktadır. 
 
Yaşanan küresel ekonomik kriz sonucunda ülke ekonomileri birer birer küresel ekonomiye kapanmaya başladı ve bunun soncu olarak küresel ekonominin büyüme oranlarında düşüşler yaşanmaktadır. Ekonomilerinde koruyu politikalar üstlenmeye başlayan ülkeler, bu doğrultuda uygulanan vergi politikaları küresel ticareti tehdit boyutunu ulaşmış durumda. 2007–8 yıllarında baş gösteren küresel finans krizinin etkileri henüz atlatılmışken, yeni bir krizin ortaya çıkmış olması tedirgin edicidir. Yaşanan küresel krize rağmen DTÖ’nün etkili önlemler alamaması veya almaya çalıştığı önlemlerin, uyarıların karşılık bulmaması saygınlığının azaldığının bir göstergesidir. DTÖ’nün reformsal değişiklikler mi yapacak yoksa etkisini hissettirecek politikalar mı izleyecek önümüzdeki süreçlerde tüm dünya ülkeleri yaşayarak görecektir.