2100 yılında dünyada neler yaşanacak?

İklim değişikliği, dünyanın geleceğini tehdit eden en önemli faktörlerden birisi olarak gösterilirken, 2100 yılında gerçekleşmesi beklenen hava sıcaklıklarına 2020 yılında ulaşıldı. Covid-19 sürecinde dünya ekosisteminin toparlandığı iddiaların aksine yaşanan gelişme, normalleşme sürecine giren ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Peki, Küresel ısınma ilk ne zaman ortaya çıktı? Küresel ısınmanın tehlikesi ne? Küresel ısınma neden durdurulamıyor? 2100 yılında dünya nasıl görünecek?

Dünyada ilk kez 1992 yılında düzenlenen Rio Dünya Zirvesi’nde dile getirilen ‘küresel ısınma’ insanların gezegenin iklim sistemine yönelik tehlikeli etkileri bağlamında değerlendirilmiş ve 1800’lerden bu yana yapılan ölçümler göz önüne alınarak sıcaklığın 2°C’den fazla artması önlenmeye çalışılmıştı.

Dünya kamuoyu, Rio zirvesinin ardından küresel ısınmaya neden olan sebepler üzerine araştırmalarını derinleştirirken, CO2 ve Metan gazı gibi sera gazlarının etkisi üzerinde de durmaya başlanıldı.

1880 ile 2012 yılları arasındaki dönemde, ortalama küresel (kara ve su) yüzey sıcaklığı, bağımsız şekilde üretilen veri kümelerine göre 0,65 °C'den 1.06 °C'ye olmak üzere 0,85°C'lik artış gösterirken, Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Paneli'nin (BMHİP) yayınladığı İklim Değişikliği 2014 "Synthesis Report” analiz sonuçlarına göre, durdurulması hedeflenen 2°C derece artışın çok yüksek olduğu, artışın 1.5°C derece ile sınırlanması gerektiği ortaya çıktı.

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanayileşme, sera gazları, nüfus artış hızı, hidrokarbona dayalı yakıt kullanımı küresel ısımanın önlenemez bir noktaya doğru hızla ilerlemesine neden olurken CO2 emisyonunun etkisi ise tartışmasız kabul edildi. Bugüne kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık 2000 yılından sonra kaydedildi.

Ülkeler, ticari kaygıları nedeniyle Kyoto İklim Değişikliği zirvesinde sunulan raporların ardından yapılan anlaşmayı imzalamaktan imtina ederken, dünyanın çeşitli bölgelerinde iklim değişikliğinin etkileri en etkili biçimde görülmeye devam ediyor.

COVİD-19 SÜRECİNDE YAŞANAN TOPARLANMA

Tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Covid-19) sürecinde milyonlarca insan evlerine kapandı. Bu süreçte şehirlerde yaşanan değişimler ve hava temizliğinin umut verici bir ilerleme kaydetmesi ‘normalleşme’ süreci ile birlikte yerini yeniden küresel ısınmaya etki eden değişimlere bıraktı.

2019 yılı küresel ısınmanın rekoru olarak istatistiklerde yerini alırken yalnızca Türkiye’de 935 sıra dışı hava olayı kayıtlara geçti. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) tarafından oluşturulan Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin (C3S) hazırladığı 2019 Avrupa İklim Durumu Raporu’nda ise dünya genelinde 1979’dan 2019 yılına kadar uzanan en kapsamlı analize yer verildi.

2100 YILINDA GERÇEKLEŞMESİ BEKLENİYORDU

Kısa süreli düzelme etkisi umut verirken dünyanın virüs sonrası normalleşme sürecinde dünyanın en yüksek noktalarından Sibirya’da sıcaklıklığın 37.7 dereceye kadar ulaşarak rekor kırması sevincin yerini kaygıya bırakmasına neden oldu.

Hava sıcaklığının -64 derecelere kadar düştüğü Sibirya’dan gelen haber sosyal medyada da büyük yankı uyandırırken, tahminlerde de önemli oranda sapma meydana geldi.

2019 yılında Nature dergisinde yer alan bir bilgiye göre, 1992 - 2017 yılları arasında 3 trilyon buzul eridi. 1970 yılından bu yana kral varlığının yüzde 80 azalmasından dolayı her saniye 2 bin 500 ton (1 olimpik havuz), her iki günde bir 1 gigaton (400.000 olimpik havuz büyüklüğünde) buzul erimeye devam ediyor.

2100 YILINDA DÜNYA NASIL OLACAK?

2100 yılı için iyimser bir senaryoya göre, 7,1 milyar nüfusa ev sahipliği yapan dünyada, atmosferin karbondioksit oranı (CO2) oranı milyonda 400 parçacık (400 ppm), tahminlere göre bu rakamın 9 milyara çıkacağı önümüzdeki yıllarda CO2 oranı 400 ppmye inecek.

İkinci iyimser senaryoda ise, iklim değişiklikleri için insanların en önemli koruyucusu teknolojik gelişmeler olacak. Yenilenebilir enerji kaynakları insanlığın yaşamını hem kolaylaştıracak hem de iklim üzerinde etkili olacak.

Fakat karamsar senaryolar da yok değil. 2100 yılında dünya nüfusunun 12,5 milyara çıkması halinde CO2 oranı da 950 ppmye çıkacak.

2100 yılında ulaşılması beklenen sıcaklığa bugünlerde ulaşan Sibirya örneğinden yola çıkarak muhtemel senaryolar incelendiğinde, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile çalışan 88 bilim insanın gerçekleştirdiği ve sonuçları 2019 yılında yayınlanan bir araştırma ön plana çıkıyor. Söz konusu araştırmaya göre, küresel ısınmanın bugünkü hızı ile devam etmesi halinde 2100’e kadar deniz seviyelerindeki yükselme 2.5 metreyi bulacak.

Kriz ve rekabet ortamında devletler ekonomik getirileri için birçok sektörde iklim değişikliğine neden olan sistemleri düzeltmek için adım atmaktan geri dururken Proceedings of the National Academy of Science’da yayınlanan bir makaleye göre, 2070 yılında 3,5 milyar insanın yaşam koşullarını sağlayabilmek için ‘iklim mültecisi’ olacağını öngörüyor.

Yaşanan iklim değişikliğinden dolayı gıda sıkıntısı, kıtlık ve susuzluk nedeniyle göçler artarken, Afrika’nın Asya nüfusunu yakalaması da öngörüler arasında yer alıyor.

Aynı makalede yer verilen diğer bir analize göre, hiç küresel ısınma olmasa bile tropikal bölgelerde yaşayan insanların 11-15 derece aralığından daha sıcak bir bölgede yaşayacağı sonucuna ulaşılıyor.

İlk kez 1896 yılında, İsveçli bilim insanı Svante Arrhenius’un yaptığı karbondioksit ölçümünden yola çıkarak yapılan analizler bugün geliştirilerek devam ederken tüm devletlerin imzalanan Paris Anlaşması’na uymaları dahilinde bile küresel ortalama sıcaklığın 3,0 - 3,5 derece arasında artması bekleniyor.

KÜRESEL ISINMANIN TÜRKİYE’YE ETKİSİ

Türkiye’de de tedbir alınmaması halinde yerleşim yerlerinde önemli tehditlere, tarım alanlarında üretime ve sanayi üretiminde önemli kayıplara neden olması beklenen küresel ısınma adım adım kendisini hissettirirken, 2019 yılından bu yana görülen ‘süper hücre yağışı’ da buna örnek olarak gösteriliyor.

SÜPER HÜCRE YAĞIŞI NEDİR?

Sıcak ve nemli hava ile soğuk esen rüzgarın karşılaşmasının ardından meydana gelen Kümülonimbus bulutlarına ‘süper hücre’ adı veriliyor. Gök gürültüsü ve şimşeklere neden olan süper hücre, nemi yukarı taşırken yukarıdaki rüzgarı da aşağı indiriyor. En sık mayıs haziran ayında görülen süper hücreler, dolu yağışlarını da beraberinde getirir.

Türkiye’de görülen son yağışlarda meydana gelen sel baskınları, yıldırım ve taşkınların önümüzdeki yıllara da yayılacağının altını çizen uzmanlar, küresel ısınmaya ilişkin alınacak önlemlerin önemine de bir kez daha dikkat çekiyor.