ABD-Çin: Uzay sahasında liderlik savaşı

Uzun yıllar tek güç olan ABD hegemonyasının bitmesiyle birlikte, küresel güç rekabeti başladı. Özellikle ABD ile Çin arasında gelişen Soğuk Savaş, iki ülkenin uzay gücü statüsüyle yeni bir boyut kazandı. İşte iki devletin küresel güç olma savaşı gölgesinde sessiz sedasız gelişen uzay çalışmaları...

Tek kutuplu düzene alternatif olarak büyüyen Çin, uzayda da Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) en önemli rakibi. Dünya üzerinde hegemon devlet olma amacı taşıyan bu iki ülkenin, uzay sahasında da karşı karşıya olması elbette bizleri şaşırtmadı. Ancak Uzay faliyetlerine, nispeten ABD’den çok sonra başlayan Çin’in kısa süre içinde, ABD’nin gücüne yaklaşmış olması Washington yönetimini bir hayli endişelendiriyor. 

ÇİN’İN UZAY ÇALIŞMALARI

İlk kez 1950 Kore Savaşı itibariyle savunma alanında gelişme zorunluluğu hisseden Çin, balistik füze programını başlattı ve uydu geliştirme amaçlı dış uzay sahasında çalışmalarını bu güne dek sürdürdü. Uzun yıllar ABD ile Rusya arasında süren uzay düellosu, Çin’in de artan faliyetleriyle çok boyutlu bir rekabete dönüştü. Ancak Çin’in çalışmalarını ülke içinde gizlilikle yürütmesi bu rekabeti belirsiz kılıyordu.

2007’ye gelindiğinde uzay sahasında rekabet eden ülkeler açısından önemli bir gelişme yaşandı. Çin’in karadan gönderdiği bir balistik füze ile kendi uydusunu vurması, ülkelerin Çin’in bu kapsamda ne kadar geliştiğini görmesine olanak sağladı. Bu gelişme, Çin’in diğer devletlerin uzay araçlarını ve uydularını imha edebileceği anlamına geliyordu.

Söz konusu gelişmenin ardından yıllar içinde Çin’in uzay çalışmaları artarak devam etti. Ülke, kısa süre içinde uzayda askeri üs kurabilecek imkâna erişti ve astronotların istasyona geçişini gerçekleştirdi. Daha sonra bu uzay istasyonu parçalanarak kaybolsa da Çin’in 2023 yılına kadar yeni ve kalıcı bir uzay istasyonu kurma hedefini devam ediyor.

Ay üzerine uzay aracını indirmeyi başaran 3 ülkeden biri olan Çin’e dış uzay faaliyetlerinde ilk olma özelliğini kazandıran gelişme ise 2019 yılında Ay’ın karanlık yüzüne iniş gerçekleştirebilmesi oldu. Çin bunu yapabilen tek ülke olarak tarihe geçti.

GELECEK PLANLARI

Çin’in gelecek planları arasında Mars ve Jüpiter projeleri ile gezegenlerin kolonileştirilmesi, yeni yaşam alanları bulma gibi ABD’nin de hedefi olan bazı projelerin yanı sıra ‘'Yapay Ay'’ ve ‘'Yapay Güneş'’ projesi var.

Yapay Ay:  Bu projenin hedefi güneşten gelen ışığı bir uydu yardımıyla dünyaya ileterek aydınlatma sağlamak.

Yapay Güneş: Bu projede amaçlanan, güneş içerisinde meydana gelen nükleer füzyon gibi bir enerji üretimi sağlayabilmek. Bu enerji üretildiğinde fosil yakıtlara oranla daha temiz ve yüksek bir enerji kullanımda olacak. Bu da enerji açısından bağımlılığı ortadan kaldırması açısından Çin için oldukça önemli.

2025’TE AY’DA GÖZLEMEVİ

Dünya dışında bir egemenlik kurabilmek, Ay’da bulunan madenler bakımından oldukça mühim. Bu nedenle Çin’in Uzay’da geliştirmeyi planladığı projeler bu kadarla sınırlı değil.  Ay’a iniş yapabilen üç ülkeden biri olan Çin, 2025 yılına kadar Ay’da bir gözlemevi kurmayı hedefliyor. İlk etapta kulağa biraz çılgınca gelse de, yapılan araştırmalar bu uçuk projeyi imkânsız kılmıyor.

Yapılan araştırmalara göre dünya üzerinde bulunmayan “Helium-3” gazı ile birlikte altın, demir, titanyum, nikel gibi birçok değerli maden yatakları Ay’da bulunuyor. Çin, bu madenleri ülkesine getirerek enerji bağımsızlığını kazanmayı ve ticari kabiliyetini artırmayı amaçlıyor.

2045’TE UZAY SAHASINDA KÜRESEL LİDERLİK

Küresel güç savaşında ABD’nin rakibi olan Çin’in en büyük hedefi ise 2045 yılına gelindiğinde uzay sahasında tek lider olmak.

Bu iddialı hedef ABD’nin Çin’i tehdit olarak algılamasına neden olsa da, Pekin yönetimi uzay faaliyetleri için söylem olarak barışçıl amaçlar taşıdığını ifade ediyor. Ancak Çin yönetiminin oluşturacağı uzay istasyonu ile ilgili herhangi bilgi paylaşımında bulunmayacağını açıklamış olması, ABD ile birlikte tüm dünya için kaygı verici bir gelişme olarak nitelendiriliyor.