Krizden doğan teknoloji devi: Japonya

Japonya, yaklaşık 4 trilyon dolarlık millî geliriyle dünyanın üçüncü büyük millî ekonomisidir. II. Dünya Savaşında atom bombasının ilk kez hedefi olan ülke olarak ağır bir yenilgiye uğramış olmasına rağmen, kısa bir süre içerisinde hızla kalkındı ve dünyanın önde gelen ekonomik güçlerinden birisi haline dönüşerek "japon mucizesi" adını aldı.

Dünyanın teknoloji başkenti olarak değerlendirilen Japonya, bugün kullandığımız pek çok endüstriyel markanın anavatanı. Japonya, farklı alanlarda yaptığı teknolojik atılımlarla teknoloji çağında devrim yaratarak dünyaya yön verdi. Nükleer teknoloji, robotik ve ulaşım teknolojilerinde çığır açan yeniliklere ev sahipliği yapan Japonya, bugün teknolojik atılımlardan bahsedildiğinde akla gelen ilk isimdir. Yıllar boyunca gelişmekte olan ülkeler için örnek olarak gösterilen Japonya’nın, mucizesi aslında krizi fırsata çevirmesiyle meydana gelmiştir.

1973 Petrol ambargosu

1970’li yıllarda endüstrileşmiş ülkelerin sanayisi petrole bağlıydı. Bu süreçte Arap ülkeleri bir araya gelerek OAPEC’i( Petrol İhraç Eden Arap Ülkeler) kurdular. OAPEC ülkeleri, 15 Ekim 1973 tarihinde Suriye- Mısır ve İsrail arasında cereyan eden Yom Kippur Savaşı’nda ABD’nin İsrail Ordusuna destek vermesine karşılık olarak petrol ambargosu uygulayacağını ilan etti. OAPEC üyesi Arap ülkeleriyle Mısır ve Suriye’den oluşan OAPEC, Kuveyt’te toplanarak “İsrail işgal ettiği topraklardan çekilinceye  ve Filistin halkının meşru hakları iade edilinceye kadar Eylül 1973 rakamları esas alınarak ve 1 Ekim’den başlamak üzere petrol üretiminin her ay yüzde 5 oranın azalması” kararını aldılar.

Arap ülkeleri, petrolü diplomatik bir silah olarak kullandı, ABD ve savaşta İsrail’den yana tavır sergileyen ülkelere artık petrol ihraç etmeyeceğini bildirdi. Ambargo, Batı Avrupa ve Japonya’yı da kapsıyordu. Dış petrole bağlı olan Japonya ekonomisi, ilk başlarda şok yaşamış olsa da krizi yönetmede başarılı oldu.

Bilgiye dayalı sektöre geçiş

1973 Petrol Krizi, Japonya’yı petrol yerini alabilecek alternatif kaynaklar bulmaya yöneltti ve Japon ekonomisinin petrole bağlı sanayiden elektroniğe yönelmesinde belirleyici oldu. II. Dünya Savaşı sonrası Japonya’nın teknolojik araştırmaları askeri değil ekonomik yönde olmuştu dolayısıyla endüstri sektörüne bağımlılığı fazlaydı. Endüstriyel enerji için alternatif kaynaklar bulundu ve endüstri sektörü, enerji bağımlılığını azaltarak üretimlerini artırdı.

Mikrodevreler ve yarı iletkenler konusunda 1970 ve 1980'lerde gelişmesi, tüketici elektroniği ve bilgisayar gibi yeni endüstriler ve varolan işletmelerde yüksek üretim oranları yarattı. Bu yeni üretim programı, temelde enerji tasarrufu ve bilgiye dayalı sektörlerde gelişme başlattı.

Japon ekonomisine ve sanayisine şekil veren en etkili kurum, Japon Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Japon başbakanının başkanlık ettiği Bilim ve Teknoloji Konseyi, Japon bilim adamlarını temsil eden demokratik bir organ olan Japonya Bilim Konseyi, Bilim ve Teknoloji Ajansı gibi kurumlar da teknoloji ve tekno-ekonomi politikalarının belirlenmesinde etkilidir.

Japonya Bilim Konseyi, hükümete; bilim adamı yetiştirme, buluşların uygulamaya konması gibi konularda tavsiye vermeye yetkili, ulusal bütçeden destek alan, üyeleri hükümet tarafından değil bilim adamları tarafından seçilen etkili bir organdır. Üniversiteler, bilgisayarlaşmaya erken dönemde geçilmesi amacına uygun organize edilmiştir. Bilime ve bilgiye dayalı ekonominin ağırlık kazanmasıyla Ar-Ge çalışmaları artmış ve enformasyon ve yazılım teknolojileri ivme kazanmıştır. İlk olarak Amerika’da ortaya çıkan bilim ve teknolojiyi buluşturmayı hedefleyen Teknoparklar, ikinci olarak Japonya’da kurulmuştur. 1958 yılında Tsukuba Üniversitesi tarafından kurulan Tsukuba bilim parkı ve sonrasında kurulan teknopolisler, 1973 petrol krizinin ardından üniversite-sanayi işbirliğini sağladı. Teknolojiye verdiği önemle dünyanın en büyük elektronik eşya üreticisi olan Japonya, dünyanın en yenilikçi ülkeler arasında yer almaktadır. Diğer tüm ülkeler krizi yaşarken Japonya, GSMH’sını  1970'lerde %30'lara çıktı. Dünyanın en büyük dijital kamera üreticisi Canon, otomotiv devlerinden Toyota, Honda, dünyanın en büyük oyun konsolu ve oyun geliştiricisi firmalarından Nintendo gibi bilgi tabanlı teknolojik firmalara sahip olması Japonya’yı önemli bir finans merkezi haline getirdi.

Teknolojisi dışında, 1973 petrol krizinin Japonya’yı diğer ülkelerden daha az etkilemesinin bir sebebi de; Japon otomobillerinin, Amerika ve Avrupa otomobillerinden daha küçük olmasıdır. Öyle ki petrol ambargosundan sonra yakıt tüketimleri fazla olduğu için büyük araçlar yerine daha küçük araçlar tercih edilmeye başlandı. Batılı otomobil üreticileri küçük araç üretmeye başlasalar da Toyota, Honda ve Nissan gibi nispeten daha küçük otomobillere sahip Japon firmaları piyasayı ele geçirmişti.

Japonya’nın kalkınmasındaki en önemli faktör; planlı, programlı çalışması ve eğitime verdiği büyük önemdir.