Türkiye’de kripto para vergi sistemi nasıl şekillendirilecek?

Kripto paralar, kısa süre içerisinde başta genç yatırımcılar olmak üzere tüm dünyada on milyonlarca kişi tarafından kullanılır hale geldi.  Yüksek getiri oranları nedeniyle özellikle dijital teknolojiye aşina olan genç kuşaklarda kripto paralara olan talep artarken, sanal paralarla ilgili mevzuat hazırlığına giden ülkelerin sayısı arttı. Türkiye’de başta Bitcoin olmak üzere kripto para alım-satımına vergi getirme kararına vardı. Peki Türkiye’de hükümet kripto paraları nasıl vergilendirecek?

Fethiye Mutaf Narin

fethiyemutaf@intell4.com

Gelişen teknolojiyle birlikte dijitalleşme yeni bir boyut kazandı. Ülkelerin varlığını sürdürmek ve ekonomilerini ayakta tutabilmek adına her yolu denediği bu kritik dönemde, güvenli liman olarak görülen altınla gümüşün yerini artık dijital paralar aldı. Genç yatırımcılar sayesinde son yılların en büyük yatırım aracı haline gelen kripto paralar, geçmişten süregelen yatırım anlayışının değişmesini sağladı.

Özellikle dünyada en çok kripto para kullanan ülkelerden biri olan Türkiye'de günlük işlem hacmi bir milyar doları aşmış durumda. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) verilerine göre Türkiye, nüfusa oranla en çok kripto para kullanan ülkeler arasında dördüncü sırada. Özellikle genç nüfus arasında bir yatırım ve kısa yoldan para kazanma yöntemi olarak görülen kripto paralar, yakın zamanda gündeme gelen vergi düzenlemesi ile de çok konuşuldu.



Sanal paralara gösterilen yoğun ilgi nedeniyle, kripto paralarla ilgili mevzuat hazırlığına giden ülkelerin sayısında artış gözlemlendi. Türkiye’de de hükümet, başta Bitcoin olmak üzere kripto para alım-satımına vergi getirmeye hazırlanıyor. Bu haber Intell4 News'den alınmıştır.

Ekonomist Halil İbrahim Bayrakçı, Türkiye’de kripto paraların nasıl vergilendirilebileceğine dair öngörülerini Intell4'e anlattı. İşte kripto paraların ülkemizde nasıl vergilendirileceğine dair merak edilenler… 

MERKEZİYETSİZ PARA ANLAMINI YİTİRECEK Mİ?

Dijital paralarla ilgili yasal düzenlemelerin ülkemizde nasıl uygulanabileceğine dair bilgiler aktaran Ekonomist Halil İbrahim Bayrakçı, “Öncelikle ülkemizde ne tip bir yasal düzenleme olabilir onu incelememiz gerekiyor. Dijital veya Kripto para işlemi yapan şirketler gibi tüzel kişiler için hâlihazırda bir vergileme var. Tüzel kişiler kambiyo değer artışlarından, bir başka ifadeyle, kasalarında bulunan ödeme araçlarının değer artışlarından dolayı belli bir vergiye tabiler. Bu işlemlere aracılık eden şirketler de komisyon gelirleri üzerinden vergi ödüyorlar. Yeni çıkacak dijital para vergileme esaslarına göre tüzel kişilerin vergilendirilmeleri de tekrar tanzim edilir. Dolayısıyla konuşmamız gereken sokaktaki vatandaşların kripto paralarla olan işlemleridir’’ dedi.

Vatandaşın kripto paralarla olan işlemlerinin bugüne kadar idaremizce, özel bir vergi konusu yapılamamış olmasının bazı sebepleri olduğunu belirten Bayrakçı, “Öncelikle dijital paranın niteliği üzerinde idaremiz bir mutabakata varmış durumda değil. Mesela Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bu dijital paraları para olarak kabul etmiyor. Sermaye Piyasası Kurulu da henüz bir düzenleme ortaya koymuş değil. Vergi idaremiz de aynı şekilde. Aslında bu dijital paraların ne olduğu meselesi dünyada da farklı anlayışlara ve benzer kafa karışıklığına sahip. Bununla ilgili dünya üzerinde farklı uygulamalar var. Biz bunları kripto paralara menkul kıymet muamelesi yapanlar ve emtia ile şahsi para muamelesi yapanlar olarak üçe ayırıyoruz’’ ifadelerini kullandı. 

KRİPTO PARALAR EMTİA GRUBUNDA MI ANILACAK?

Hong Kong ve Singapur gibi ülkelerin kripto paraları “şahsi para” olarak gördükleri için herhangi bir vergiye tabi tutmadığını söyleyen ekonomist, ‘’Ülkemizde, günlük 1 milyar $ işlem hacmi olduğu söylenen, milyon civarı kullanıcısının var olduğu iddia edilen bir ortamda kamu idarecilerimiz bir yasal düzenleme ve bu yasal düzenlemeye bağlı gerçek kişileri vergilendirme yoluna gideceklerdir ki zaten bunu da beyan ettiler. Bu noktada mesele vergiyi koymak veya yasal düzenleme yapmak değil, vergiyi toplayabilmek. Alım satımın dijital ortamda saniyeler içerisinde isimsiz olarak yapılabildiği bir ortamda idarenin takip edebileceği sadece iki akım var: Aracı kurumlar ve gerçek kişilerin hesap hareketleri. Bu akımlarda yabancı ve yerli olarak düşünülmeli’’ diye konuştu. 

“Sanal ortamda alım satım yapan aracı kurumların Türkiye’de faaliyet göstermek veya Türkiye merkezli banka hesapları üzerinden işlem yapma mecburiyetleri olmadığına göre bu tip yabancı aracı kurumlarla işlem  yapan gerçek kişilerin hesap hareketlerinin izlenerek takiplerinin yapılması ve vergiye konu işlemlerin beyanlarının yapılmasının sağlanması gerekiyor ki kolay bir hadise değil’’ diyerek sözlerini sürdüren Bayrakçı, ‘’Hiçbir resmi aracı kurum kullanmadan doğrudan aralarında işlem yapan veya Kapalıçarşı esnafı gibi aracılar kullanarak işlem yapan bir kesim var ki; onların tespitinin yapılması çok ama çok daha zor. Özetle bu kesimleri dijital paralar açısından mevcut finansal sistemimizde vergilemek pek mümkün görünmüyor’’ dedi.

VERGİLENDİRMEDE MUHTEMEL SENARYO

Ekonomist Halil İbrahim Bayrakçı sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Demek ki idarenin düzenleme yaparak kolayca vergilendirebileceği şahıslar, Türkiye merkezli aracı kurumlarla alım satan gerçek kişiler olacaktır. Kamu idaremizin vergilendirme mantığının çalışma şeklini az buçuk anlamışsam, muhtemel senaryo şu olacaktır: Kripto para işlemlerine özel statüde “menkul kıymet” muamelesi yapacaklardır, (Hisse senedi) gibi. Alımlarda, aracı kurumlar vasıtasıyla belli bir stopaj oranı koyarak (Tahminimce başlangıçta düşük miktarlı) vergi tahsilatının önünü açmaya çalışacaklardır. Bu noktada işlemleri gerçekleştiren banka ve/veya aracı finansal kuruluşlara da kaynağında kesinti mecburiyeti getirebilirler. Bu stopajın ismini Banka ve sigorta muameleleri vergisi (BMSV) gibi şık bir halde arz edeceklerine hiç şüphem yok.

Dijital paraların gerçek kişilerce alımları sırasında stopaj marifetiyle kolayca alınabilen bu vergi, dijital paranın satışı sırasında verginin konusunu doğuracak olan değer artışının kolayca saptanamamasından dolayı idare açısından belli sıkıntılar yaratacaktır. 

Şöyle bir senaryo düşünelim: Vatandaş Ahmet, 1000$ verip 100 birim dijital para aldı. Bu işlem için de 10 $ stopaj verdi idareye. Dijital paranın fiyatı iki katına çıktı ve artık 2000$ ediyor diyelim. Dijital para anonim ve sanal ortamda satılabileceği için vatandaşın Türkiye sınırlarında bu dijital parayı satmasına gerek yok. Dünyanın her yerine satabilir. Dijital paranın takibini de kimse yapamadığına göre vergi idaremizin bu satış işleminden doğan 1000$’lık kârın vergilendirilmesi için vatandaş beyanını beklemekten başka şansı kalmıyor. Bu manada dijital para değer artış kazançları için bir idaremiz bir beyanname düzenlemesi getirse dahi pek tahsili mümkün görünmüyor. O halde satış işlemlerinde ya beyanname veya gene küçük oranlı bir muamele vergisi adı altında stopaj alınması tercih edilecektir idare tarafından.’’ 

Kripto paralara vergilendirme gelmesi durumunda ilginin azalıp azalmayacağına dairde farklı öngörüler var. Ekonomist Bayrakçı’ya göre, vergilendirme gelsin ya da gelmesin dijital paralara ilgi azalmayacak. İnsanımızın dijital paraları kısa dönemli para kazanma aracı ve bir nevi kumar makinesi olarak gördüğünü söyleyen Bayrakçı’nın öngörüsüne göre, ülke ekonomisinde gözle görülür bir iyileşme olmadığı taktirde bu eğilim yükselerek devam edecek. 

Fethiye Mutaf Narin

fethiyemutaf@intell4.com