Koronavirüse karşı yapay zekâ hamlesi

Dünyayı eve hapseden Koronavirüs’e karşı bilim insanları tüm güçleriyle mücadele içinde. Hem aşıyı bulabilmek için hem de mevcut hastaları iyileştirmek için gece gündüz çalışan bilim insanlarının en yakın yardımcıları asistanlarından sonra teknoloji… Son yüzyılda teknolojik gelişmeler her alanda büyük gelişme gösterdiği gibi tıp alanında da hayli yol kat etti. SETA’dan Seca Toker’in kaleme aldığı analiz teknoloji-bilim yoldaşlığını da bize gösteriyor.

Günümüzde her sektörde, her iş kolunda adı sıkça duyulan “büyük veri” (big data) bildiğimiz veri boyutlarından daha büyük ve daha kompleks veri kümelerini ifade etmek üzere kullanılır. Teknolojik imkanlara ulaşılabilirliğin kolaylaşmasıyla her bireyin her yaptığı faaliyet dijital dünyada bir veri izi bırakmaktadır. Sosyal medya platformlarından internette yayımlanan ve kişiler arası gönderilen videolara, cep telefonu konum bilgilerinden akıllı bilekliklerin sensör verilerine kadar birçok veri yığını bu bağlamda düşünülebilir. Veri analiz yöntemlerindeki ilerlemelerle algoritmalar bir fotoğraftaki/videodaki kişilerin kimler olduğunu tanımlayabilir hale gelmiştir. Teknolojinin gelişmesi ve bilgisayarların işlem kapasitesindeki olumlu gelişmeler büyük boyutlardaki verilerin işlenmesini ve analiz edilmesini mümkün kılmıştır.

 SALGINLARIN BİR SONRAKİ ADRESİNİ TESPİT ETMEK MÜMKÜN

Küresel ve ulusal salgın hastalıklar ile mücadelede büyük veri hastalığın yayılmasını izleme, zapt etme ve hatta durdurma potansiyeline sahip sistem ve teknolojiyi sağlayabilecek noktaya gelmiştir. Efektif bir şekilde kullanıldığında büyük verinin birçok hayat kurtarabileceği düşünülmektedir. Geçmişe nazaran bugünün hesaplama kapasitesiyle –büyük veri ve modelleme imkanları göz önüne alındığında– mücadeleyi destekleyici birçok araç geliştirebilmek mümkündür. Son yirmi yılda yaşanan SARS, MERS ve Ebola salgınlarından sonra salgınla mücadele etmek, bir sonraki salgının nerede çıkacağını ve nasıl yayılacağını tahmin etmek hayati öneme sahip olmuştur. Bu noktada birçok devlet, kuruluş, platform ve bilim insanı dünyayı bir sonraki salgına hazırlamak üzere çalışmalara başlamıştır.

2014’te IBM’in Sierra Leone’deki Ebola salgınını takip etmek üzere kurduğu uyarı ve lokasyon bazlı sistem bu bağlamda hayata geçirilmiş bir örnektir. Bu sayede insanların karşılaştıkları vakaları ve problemleri anında bildirebileceği, hükümet yetkililerin ise bilgiye hızla erişip müdahale edebilecekleri bir sistem geliştirilmiştir.

KORONAVİRÜSÜN İLK SİNYALİ KANADA’DAN VERİLDİ

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve bütün dünyaya yayılan Koronavirüs (COVID-19) salgınında ise büyük veri ve yapay zekâ çalışmalarının hız kazandığı ve etkin bir şekilde mücadelede kullanıldığı bilinmektedir. Dijital verilerin işlenmesi salgının önceden tanımlanabilir ve tahmin edilebilir olmasına olanak sağlamıştır. Koronavirüsün henüz bilinmediği 31 Aralık 2019’da Kanadalı bir startup olan BlueDot bulaşıcı hastalıkların yayılmasını tespit etmek amacıyla geliştirdiği yapay zekâ destekli sistem sayesinde başlamak üzere olan bir salgın hastalığın aslında ilk sinyalini vermiştir.

 MASKE TEDARİKİ DE YAPAY ZEKA İLE TESPİT ETMEK MÜMKÜN

Bu tip teknolojileri kullanan ülkelerden biri olan Güney Kore’nin başarısının altında yatan faktörlerden biri büyük veri analizi ile yapay zekâ destekli uyarı sistemini kullanmasıdır. Mücadelede önemli bir ilerleme kaydeden Güney Kore’de yapay zekâ virüsün yayılmış olabileceği sosyal toplulukları ve en fazla risk altındaki bölgeleri tespit etmektedir. Aynı zamanda maske ve diğer koruyucu maddelerin dağıtımında ve tedarikinde de yapay zekâ tabanlı düzenleme ve süreç yönetimi uygulanmıştır. Bu noktada verileri düzenli toplayabilen sistemlerin ve büyük veri madenciliğinin hayati öneme sahip olduğunu söylemek mümkündür. Salgının yayılımının önlenmesinde sosyal izolasyonun sağlanması ve tespit edilen vakaların karantinaya alınması için ülkelerin olabildiğince fazla test yapması ve vakaları hızlıca tespit edebilmesi gerekir. Bu minvalde bir hastanın akciğer grafisini ve tomografi görüntülerini analiz ederek Koronavirüsün hızlıca tespit edilmesini sağlayan yapay zekâ destekli çalışmalar ve uygulamalar geliştirilmiştir ve geliştirilmektedir.

Çin merkezli Infervision isimli bir firmanın tasarladığı yapay zekâ temelli yazılım Koronavirüsü tespit etmek için kullanılmaya başlamıştır. Bu teknoloji pnömoni (zatürre) teşhisini, anormal ve şiddetli vaka analizini, tıbbi kaynakların koordinasyonunu, tedavi değerlendirmelerini ve salgın izleme çalışmalarını hızlandırmaktadır. Bu yazılım Çin’deki birçok hastanede ve salgın merkezinde kullanılmakta ve şimdiye kadar binlerce Koronavirüs hastasının teşhis edilmesine ve incelenmesine yardımcı olmuştur.

ALİBABA’NIN GELİŞTİRDİĞİ YAPAY ZEKA 20 SANİYEDE KORONAVİRÜSÜ TRSPİT EDİYOR

Koronavirüs teşhisinde bir başka adım ise Çinli e-ticaret şirketi Alibaba’dan gelmiştir. Bir doktorun virüsü teşhis edebilmesi ve bulguları değerlendirmesi için belli bir süreye ihtiyacı varken şirketin geliştirdiği yapay zekâ sistemi yüzde 96 doğruluk oranı ile 20 saniyede virüsü tespit edebilmektedir. Sistemi eğitmek üzere kullanılan veriler 5 bin Koronavirüs vakasının tıbbi verilerinden ve ciğer taramalarından oluşmaktadır. Bu tarz sistemler geliştirilirken ne kadar çok veri ile sistem eğitilirse hastalığın doğru tespit edilme oranı da o kadar artacaktır. Koronavirüs ile mücadelede büyük veriden beklenen bir başka fayda ise tedavi ve aşı geliştirme çabalarına katkıda bulunmasıdır. Salgın ortaya çıktığından beri birçok ülke vakit kaybetmeden aşı çalışmalarına başlamıştır. Karmaşık problemlerdeki analiz süresini kısaltabilen yapay zekâ temelli teknolojilerin bu süreçte araştırmacıların on binlerce araştırma dokümanını hızlıca keşfetmelerine yardımcı olması ve olası aşı bileşenleri önermesi beklenmektedir. Salgın ile mücadele kapsamında Google DeepMind10 virüsün bileşenlerini anlamak için yapay zekâ algoritmaları kullanmakta ve böylece araştırmacılara önemli bilgiler sağlamaktadır.

MHP’Lİ MİLLETVEKİLİNİN SUNDUĞU PROGRAM YÜZDE 99,76 DOĞPRULUK ORANI VERİYOR

ABD merkezli Allen Yapay Zekâ Enstitüsü de Koronavirüs çalışmalarına yardımcı olabilmek için araştırmacıların kısa sürede bilgiye ulaşmasını sağlamak amacıyla CORD-1911 veri setlerini kullanıma sunmuştur. ABD Koronavirüs ile mücadele kapsamında 23 Mart’ta bilimsel keşif hızını önemli ölçüde artırabilecek dünyanın en güçlü yüksek performanslı bilgi işlem kaynaklarına erişim sağlamak için COVID-19 Yüksek Performanslı Bilgi İşlem Konsorsiyumu’nu hayata geçirmiştir. Bu konsorsiyum sayesinde gelişmiş bilgi işlem sistemlerinin kullanılması, epidemiyoloji ve moleküler modelleme ile ilgili kompleks işlemlerin yapılması ve bilim insanlarının virüs hakkında karmaşık bilimsel sorulara saatler veya günler içinde cevap bulması beklenmektedir. Bu kapsamda IBM, Amazon, Google Cloud, Microsoft, Massachusetts Institute of Technology (MIT), NASA gibi kurumlar mevcut imkanlarını Koronavirüs ile mücadele etmek için kullanacaktır. Türkiye’de de MHP Gaziantep Milletvekili Muhittin Taşdoğan tarafından sunulan “Yapay Zekâ ile Radyoloji Görüntüleme” isimli programın yüzde 99,76 doğruluk oranı ile virüs tespiti yapılabildiği ifade edilmiştir. Tanıtımı yapılan programın yakın zamanda hastanelerde kullanıma sunulması beklenmektedir.

 GÖZETLEME SİSTEMİ

Koronavirüsle mücadelede dikkat çeken bir başka nokta ise salgını izleyebilme ve takip edebilme amacıyla kullanılan yapay zekâ destekli gözetleme sistemleridir. Bu konuda tartışmalar iki farklı görüş üzerine odaklanmaktadır. Bu görüşlerden ilki kişisel bilgilerin korunması noktasının muğlak kaldığına dikkat çekerken ikincisi ise elde edilecek fayda ve bireyin sağlığının koruyabilmesi için gözetleme sisteminin varlığının gerekliliğini savunmaktadır. Bazı ülkelerde ise salgını gözlemlemek ve virüsün yayıldığı bölgeleri tespit edebilmek için insanların geçmiş seyahat ve GPS bilgilerine dayanan benzer bir gözetim sisteminin kullanıldığı bilinmektedir. Bu ülkelerin başında gelen Çin’de kullanılan ve SenseTime adı verilen gelişmiş gözetleme sistemi hastalık belirtisi gösteren ve virüs bulaşma olasılığı yüksek bireyleri tanımlamak için yüz tanıma ve sıcaklık algılama teknolojisinden yararlanmaktadır. Geliştirilen ürünler yapay zekâ destekli termal kameralar ile kalabalıklar içerisinde hastalık belirtisi gösteren insanların tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. Bu teknoloji şimdiye kadar Çin’in birçok bölgesinde salgını kontrol altına almak için kullanılmıştır. Hükümet bireylerin seyahat geçmişine, virüs sıcak noktalarında ne kadar zaman geçirdiklerine ve virüsü taşıyan kişilere maruz kalmalarına bağlı olarak her bireyin riskini tanımlamak ve değerlendirmek için birçok farklı sistem kullanmaktadır. Tayvan, Çin’e olan yakınlığına rağmen virüsle mücadelede başarılı bir örnek olmuştur. Tayvan’da virüs ilk duyulduğu andan itibaren uçuşların kısıtlanması ve yolcuların taranmaya başlanması salgının etkisini büyük ölçüde azaltmaya yardımcı olmuştur. Bu aşamada Tayvan büyük veri ve teknolojik imkanlardan da yararlanarak potansiyel vaka sayısını minimuma indirmeye çalışmıştır. Tayvan’ın başarılı eylemlerinin birçoğu büyük verinin teknolojiye entegrasyonu sayesinde gerçekleşmiştir. Hastaların on dört günlük seyahat geçmişinin belirlenebilmesi için Ulusal Sağlık Sigortası İdaresi ve Göçmenlik Dairesi verileri birleştirilmiştir. Buna ek olarak hane halkı kayıt sistemleri ve yabancıların giriş kartlarından alınan verilerle yüksek risk altındaki bireyler tespit edilerek karantinaya alınmış ve cep telefonları aracılığıyla izlenmiştir.

TEKNOLOJİ DEVLERİ VE KORONAVİRÜS ÖNLEMLERİ

Dijitalleşmenin giderek arttığı günümüz dünyasında doğal afet veya kriz zamanlarında doğru bilgiye ulaşmak bu krizleri yönetilebilir kılmak için gereklidir. Bu bağlamda birçok ülkede milyonlarca kullanıcısı olan sosyal medya platformlarının alacağı önlemler hayati öneme sahiptir. Buna binaen sosyal medya platformları halk sağlığı için yalan haberin önlenmesi ve doğru bilginin ulaştırılabilmesi için birtakım uygulamalar hayata geçirmişlerdir. Twitter güvenlik politikasında değişikliğe giderek yüksek fiziksel hasara sebep olabilecek içerik, sahte ve etkisiz tedaviler, virüsü önleme ve teşhis teknikleri ile ilgili tweetleri ve kullanıcıları aldatan tweetleri yasakladığını açıklamıştır. Virüsle mücadele sürecinde bunun en çarpıcı örneği ise Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun virüs karantinasını hafife alan paylaşımlarının “salgının yayılmasına yol açacak yanlış bilgileri yayabileceği” gerekçesiyle Twitter tarafından kaldırılması olmuştur. Facebook ise doğru bilgiye ilk elden ulaşılması için Koronavirüs Bilgi Merkezi’ni Türkçe olarak kullanıma sunmuştur. T.C. Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi kurumların duyurularını ve virüsle ilgili güncel bilgileri paylaşmakta, kullanıcılara sağlıklı bilgi alabilecekleri bir platform sunmaktadır. Benzer bir hizmet Twitter tarafından da verilmektedir. Teknoloji hayatımızın her alanında olduğu gibi, kriz zamanlarında da olabildiğince etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Gerek devletler gerekse özel şirketler bu alanda tüm imkanları kullanarak yapay zekâ destekli sistemler üretmektedir. Salgınla mücadelede kullanılan bu sistemlerdeki veriler çoğu zaman devletler ve bazen de özel şirketler tarafından sağlanmaktadır. Diğer taraftan ise bireylerin kişisel bilgilerine erişilmesi ve geçmişte bulunduğu yerlerin tespiti, kişisel verilerin hangi amaçla olursa olsun kullanımı eleştiriye açık bir konu olmaya devam edecektir.