Koronavirüs en çok gündelikçileri vuracak! Devletin teşvikleri kime yarıyor?

Koronavirüs salgını Türkiye'de ciddi boyutlara ulaştı. Toplum sağlığını etkisi altına alan Koronavirüs, milyonlarca insanı evine kilitledi. Kayıtdışı ekonominin yüzde 25'lerde olduğu ülkemizde, gündelikçi olarak çalışan büyük bir kesim var. Bu insanlar çalışmadıkları günler ücret alamadıkları için Koronavirüs günleri uzadıkça ekonomik olarak güç bir durumla karşı karşıya kalacaklar. Beklentiler hükümetin hızlı karar verip gerekli önlemleri alması yönünde.

Koronavirüs salgınının yarattığı ortamda çalıştığı gün sayısı keyfi şekilde azalan ve karşılığında ücret alamayan gündelikçi, bakıcı, inşaat işçileri, seyyar satıcı v.b kesimin gelir kalemleri azalıyor ve yoksulluk sarmalına doğru itiliyor. Bu kesimin harcamalarını zorunlu olarak kısması, ekonominin çarkları üzerinde de kendisini gösteriyor. Zira, her hafta temizliğe gittiği hane sayısı azalan kişinin aylık kirasını vermek veya bakkala borcunu ödemek için ekonomik gücü de zayıflamış oluyor.

 ÇÖZÜM VAR MI?

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Günçavdı, özellikle hizmet sektöründe sosyal güvenliğe tabi olmayan, yevmiyeyle çalışan insanların bu süreçteki ekonomik kayıplarının artabileceğine dikkat çekerek önemli tespitlerde bulundu;
“Bu kesime kurumsal ve formel herhangi bir mekanizmadan destek de veremezsiniz, keza en iyi tahminle ekonominin yüzde yirmi beşi kayıtdışı sistemde. Dolayısıyla, bu kritik soruna cevap verecek radikal sistemlere, aile sigortası ve temel gelir (basic income) gibi uygulamalara ihtiyacımız var.

 "BİREYLERİN VATANDAŞ OLMAKTAN GELEN HAKLARI..."

Yurttaşlık geliri, her bir vatandaşa toplumun bir parçası olmaları sebebiyle sosyal bir hak olarak koşulsuz bir asgari gelir verilmesini öngörüyor. Toplumsal servet kolektif bir şeydir. Bu güvencesiz insanları kapsayacak bir sosyal gelir oluşturmak gerekiyor. Kast ettiğim basit bir transfer ödemesi değil, bireylerin vatandaş olmaktan kaynaklı bir hakkı bu” diyen Günçavdı, kırılgan gruplara gıda kuponu dağıtmak yerine, sabit bir gelir verilmesini ve insanların kendi özgür iradeleriyle seçim yapmalarına imkan tanınmasını öneriyor.

 KORONAVİRÜS TEŞVİK PAKETLERİ KİME YARIYOR?

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (SPM) direktörü Prof. Dr. Serdar Sayan ise, ülkeler birbiri ardına salgının ekonomik etkilerine dair önlem paketleri açıklarken, paketlerde iki tür önlem olduğuna dikkat çekiyor: Ya ücretli çalışanların işten çıkartılmalarını önlemeye ve istihdamı korumaya yönelik olarak işletmelere sağlanan teşvikler/önlemler, ya da yaşamını ücret ya da ücret dışı gelirlerle temin eden çok sayıda insanın kaçınılmaz biçimde yaşadıkları gelir kayıplarını telafi etmek üzere hane halklarına sağlanan nakit gelir destekleri ve borç ertelemeleri.


GELENEKSEL YÖNTEMLERLE KRİZ ENGELLENMEYE ÇALIŞILIYOR

Euronews Türkçe’ye konuşan Sayan, “Türkiye’de açıklanan paket ağırlıklı biçimde birinci grup teşvik ve destekleri içeriyordu. Bunların çoğunun da önceki krizlerdekine benzer biçimde, işletmelerin maliyetini düşürmeye ve talebi artırmaya yönelik tasarlanan geleneksel önlemler olduğunu gördük. Oysa bu tür geleneksel teşviklerin işe yaramayacağı bir dönemdeyiz. Paket böyle bir farkındalığı çok da yansıtmıyor ama bugün talebi geleneksel yöntemlerle canlandırmak mümkün değil. Değil çünkü bu kez talebi düşüren asıl unsur, fiyatların yüksekliği ya da gelirlerin düşüklüğü değil, insanların satın alma davranışlarını kökünden değiştirmeye zorlayan ekonomi dışı bir tehdit ile karşı karşıya kalmaları” diyor.

NAKİT YARDIMLARI YETERSİZ

Sayan, teşvik paketinin asıl zayıf kaldığı alanın doğrudan hane halkına yönelik desteklerin azlığı olduğuna dikkat çekiyor:

“Düşük emekli maaşı alan emeklilere sağlanan destek ile Aile Bakanlığı tarafından belirlenecek 2 milyon aileye 1000 TL tutarında nakit yardımı olumlu ancak yetersiz. Oysa çok sayıda ücretli ve kendi hesabına çalışan küçük esnaf gelirlerinin önemli bir bölümünü ya da tümünü kaybetti. Mesela kapanan kafe, restoran gibi yerlerin sahipleri ve çalışanları için gelir kaybı çok yüksek ve bu durumu vergi indirimi vb. geleneksel teşviklerle telafi etmek mümkün değil. Bu tür iş yerlerinin sahipleri için kredi borcu ertelemeleri var ama bu iş yerlerinde işten çıkartılanlar, özellikle de tazminatsız çıkartılanlar, kayıt dışı çalıştıkları için işsizlik ödeneği alamayacak olan insanlar.”

Ekonomide kırılgan grupların büyüklüğünün giderek arttığını söyleyen Sayan, bu kırılgan grupların salgına bağlı olarak kısmi veya tam gelir kaybına uğrayan kesimler olduğunu belirtiyor.