Koronavirüs salgının ardından artan işsizlik endişesi Çin'in kullandığı robotlarla yeni bir boyuta taşındı. İnsanoğlu geleceğin dünyasında hangi mesleği yapacak?

Gelişen bilgi teknolojileri ve robotik ile birlikte emek gücünde insana olan ihtiyacın azalması, işsizliğin daha da artmasına ve yapılan işlerin şeklinin değişmesini sağlayacak. Değişen yaşam şekli ve teknolojinin işsizliğe olan etkileri nasıl olacak?

Raporda teknolojinin getirdiği hızlı değişim nedeniyle emek gücünün yerini otonom sistemlerinin alacağı belirtiliyor. Yaklaşık olarak 21,1 milyon istihdama katılan nüfusun 2030 yılında 33,3 milyona ulaşması bekleniyor.

McKinsey Türkiye ve McKinsey Global Enstitüsü “İşimizin Geleceği: Dijital Çağda Türkiye’nin Yetenek Dönüşümü” raporu, dijitalleşme ve otonom sistemlerin gelişmesiyle Türkiye’deki mesleklerin yüzde 30’unun yapılış şekli değişecek.

Raporla ilgili bilgi veren McKinsey&Company Türkiye Direktörü Can Kendi, “Meslekler ölmeyecek. Türkiye'deki 800 mesleğin yüzde 2'si tamamen ortadan kalkacak ve yüzde 30'u tamamen değişecek. Bu yüzde 30'luk kısım tamamen farklı şekilde yapılacak. Meslekler ölmüyor ama değişiyor” açıklamasında bulundu.

TÜRKİYE’DEKİ OTOMASYON YÜZDE 2’DEN YÜZDE 60’A ÇIKABİLİR

McKinsey Company ortağı Pınar Gökler Özsavaşçı, Türkiye’deki iş hayatının sadece yüzde 2’sinin otomasyon ile gerçekleştiğini bu oranın yüzde 30’lara çıkabilecek potansiyelin olduğunu belirtti. Açıklamalarının devamında 2030 yılına kadar Türkiye’de istihdama katılan nüfusun 33,3 milyon ulaşacağını aktaran Özsavaşçı, dijitalleşmeyle birlikte ilk etapta 7,6 milyonluk bir iş kaybının olabileceğini kaydetti.

 GELECEKTE ORTAYA ÇIKABİLECEK MESLEKLER

Gelişen yazılım ve otomasyonla birlikte gelişen dijitalleşme gelecekte yeni meslekler ortaya çıkaracak. Türkiye’de 2030 yılından sonra siber güvenlik lideri, dijital terzi, sanal kuaför, deneyim tasarımcısı, insansız hava aracı operatörü, finansal koç, sanal mağaza danışmanı, kuantum makine öğrenmesi analisti gibi meslekler ortaya çıkması bekleniyor. Söz konusu rapora göre Türkiye’de iş hayatına katılan 21,1 milyon çalışanın yetkinliklerini daha da geliştirmesi gerekecek.

TÜRKİYE NE DURUMDA?

Türkiye'de Ar-Ge çalışmaları genellikle üniversitelerle birlikte TÜBİTAK tarafından yönetilmektedir. Üniversiteler genel olarak bilginin üretilmesi, paylaşılması ve nitelikli işgücü temininde üstlendikleri görevlerle ekonomik gelişme sürecinde anahtar bir rol oynarken, toplumun geneline yönelik katkıların yanı sıra böglesel ve yerel boyutta da önemli katkılar sağlamaktadır. Ancak ülkemizde Ar-Ge kaynaklarının yerinde kullanımı noktasında sıkıntılar bulunmaktadır.

2018 Sayıştar raporunda Sakarya Üniversitesi ve Samsun On Dokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) hakkında Bilimsel Araştırma Projeleri kaynaklarının yanlış kullanımı noktasında eksiklikler fark edilmiştir.

Sayıştay raporunda yer alan bilgilere göre OMÜ yönetimi, öğretim üyelerinin araştırma amaçlı teknolojik donanımlarının geliştirilmesi projesi ile öğretim üyelerine demirbaş alındığı ve çeşitli birimlerin ihtiyaçlarının karşılandığı kaydedildi. Bahsi geçen projeye Bilimsel Araştırmalar Projeleri(BAP) bütçesinden 479 bin 980,00 TL ödenek verildiği ve bunun 210 bin 592,88 lirası ile laptop, bilgisayar ve televizyon gibi elektronik aletler alındığı ifade edildi.

Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamında, tahsis edilen ödeneklerin mevzuatın öngördüğü amaç ve hedeflere aykırı olarak kongre projelerinin finansmanında kullanıldığını tespit eden Sayıştay, sözel bildiri sunmak üzere yapılan yolluk ve katılım harcamalarının Bilimsel Araştırma Projeleri özel hesabından karşılanmasının doğru olmadığı görüşüne de yer verdi.

Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamında kaynakların yanlış kullanımı konusunda bir yanlış da Sakarya Üniversitesi'nden geldi. Danıştay'ın açıklamış olduğu raporda Sakarya Üniversitesi'nde(SAÜ) yer alan projelerin büyük bölümünün BAP kapsamında olmadığı tespit edildi. Rapora göre SAÜ'de bilimsel araştırma olabilecek proje sayısı, 2018 yılında devam eden 368 proje içinde 15, önceki yıllarda başlayıp 2018 yılında tamamlanan 526 adet projeden ise 49'u BAP kapsamında ödenek alabilecek nitelikte. Üniversitede 2018 yılı içerisinde tamamlanan devam eden toplam 884 projenin yalnızca 64'ü BAP standartlarına uygun.

Sayıştay raporuna göre, Sakarya Üniversitesi 2018 yılında 114 yurt dışı seyahatine BAP hesabından 219 bin 200 lira 28 kuruş kaynak aktardı. Bu seyahatlerin sadece 3 tanesi proje kapsamına dahil. Yurt dışı seyahatlerin büyük bölümü Ukrayna, Makedonya, Arnavutluk, Bosna Hersek ve Türk Cumhuriyetlerine yapıldı. Yurt içinde ise 27 bin 166 lira ödenerek 57 seyahat gerçekleştirildi. Bu etkinliklerin hiçbiri Bilimsel Araştırmalar Projeleri çerçevesinde yer almıyor.

ÖRNEK PROJE

Türkiye'nin Bursa'da kurulması beklenen elektrikli araç fabrikasının teknik eleman ihtiyacının karşılanması amacıyla, 2020-2021 eğitim öğretim yılında faaliyete geçmesi planlanan elektrikli araçlar dalı için Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne sınavla öğrenci alınacak.

Fabrikanın Bursa'da kurulacak olmasının büyük bir şnas olduğunu söyleyen okul müdürü Metin Sezer, "Okulumuzda bütün alanlar otomotiv eğitimi üzerine. Motorlu Araçlar Teknolojisi alanında bir dalımız olacak. Bu dal bünyesinde de gerek batarya teknolojisi gerekse de elektrikli araçlar, led teknolojisi, kamera sistemleri tarzında bu otomobile yönelik eğitimler şu anda program aşamasında. Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından çalışma yürütülüyor. Biz de hem otomotiv alanında hem de bunu destekleyen metal işleri, elektrik, otomasyon, makine teknolojisi alanlarında yine bu merkezde eğitimler vermeye devam ediyoruz. Yetişmiş öğretmen anlamında Bakanlığımızın bir çalışması başladı. İlgili öğretmenlerimizi hizmet içi kurslarla ve sektörün içindeki gelişmelerle beraber eğitim almak suretiyle hazırlayacağız. Öğrencilerin tamamı sınavlı sistemle gelecek. Tabii bu 4 yıllık eğitim sürecinde ilk gelişler, 'Motorlu Araçlar Teknolojisi' alanında olacak, temel derslerden sonra 3'üncü ve 4'üncü sınıfta özellikle elektrikli araçlar üzerine yoğunlaşmak suretiyle eğitimleri alacaklar." açıklamasında bulundu. Kurulması planlanan fabrikada çok fazla teknik eleman açığının olacağını aktaran Sezer, halihazırda okulda elektrikli araç üretimi üzerine eğitimin verildiğini de sözlerine ekledi.

TÜSİAD'DAN ENDÜSTRİ 4.0 RAPORU

Endüstri 4.0 ile ilgili TUSİAD Türkiye'nin Sanayide Dijital Dönüşüm Yetkinliği Konferansında açıklanan raporda, "Şirketlerin büyük çoğunluğu sanayide dijital dönüşüm konusunda bilgi ve ilgi seviyelerinin yüksek olduğunu belirtirken, dönüşüme hazır olduğunu düşünen şirketlerin oranı nispeten daha düşüktür" ifadesi öne çıktı. Raporda bir diğer öne çıkan maddesi ise şu oldu: "Türkiye'de sanayi şirketlerinin dijital dönüşüm uygulama alanlarında henüz pilot projeleri gerçekleştirme (44/100) aşamasında olduğu görülmekte." ifadeleri yer aldı.

Sanayide dijital dönüşüm yarışını önde götüren batılı ülkelerin bu yolculukta önemli bir yol kat ettikleri aktarılan raporda, "Dijital dönüşüm ile üretimin yeniden batılı ülkelere kayacağı düşünülmesine rağmen, Çin öngörülü davranarak dijital dönüşüme liderlik eden ülkelerden biri olmuştur. Ülkemizin gerek yüksek teknolojili ürün ihracatının gerekse Ar-Ge yatırımlarının GSYH'ye oranı göz önüne alındığında, sanayide dijital dönüşüm yarışında öncü olan ülkelere yetişebilmek için kat etmesi gereken uzun bir yol olduğu görülmekte." tespiti yer aldı.

TEKNOLOJİNİN İŞSİZLİK ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

 Günümüzde emeğin gelişen ve küreselleşen dünyada kendisini tehlike içinde hissetmesi uzmanlar tarafından tabii karşılanmaktadır. İşini elinden alacağı düşüncesiyle teknolojiye karşı önyargıyla yaklaşan insanoğlu, uzun yıllardır makinelerin ne zaman kendilerinin yerini alacağını sorgulamakta ve bunu filmlerde, kitaplarda sık sık işlemiş, bilimsel çalışmalarda konu haline getirmiştir. Ancak, üzerinde düşünülmesi ve düşmanlık edilmesi gereken sadece teknoloji değildir. Çağa ayak uyduramayan toplumlar veya bireyler genellikle tarihin yazılan kısmında yer almaktadır. Bunu tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişte yaşamış ve sanayi toplumundan da bilgi toplumuna geçiş evrelerinde görmekteyiz.

Yapılan araştırmalar bilgi teknolojisinin doğrudan işsizliğe sebep olmadığını ortaya koymaktadır. Teknolojinin yayılmasıyla birlikte bazı meslekler dönüşüm yaşarken, bazı meslekler ise tamamen ortadan kalmaktadır. Yaşanacak olan kayıplar ve işsizlikteki artışlar rekabet gücüne, iktidarların politikalarına, şirketlerin stratejilerine, sektörlere, sanayilere, bölgelere ve ülkelere göre farklılıklar göstermektedir. Örneğin otomotiv sektöründe Japonya’da gerçekleşecek olan otomasyonla birlikte yüzde 2 ile 3,5 arasında iş kaybı olabileceği belirtilirken Brezilya’da yapılan çalışmalarda istihdam kaybının yaşanmayacağı sonucuna varılmıştır.

Günümüz iktisadi hayatı düşünüldüğünde işsizlik olgusuyla ilgili sosyolojik, siyasal ve ekonomik faktörler teknolojiden daha önemli bir rol oynamaktadır. Teknolojinin ve otomasyonun en ileri olduğu ülkelerde işsizlik oranının dünyanın geri kalanından daha düşük bir seviyede olması bu durumun açık bir örneğidir. Bu noktada temel mesele teknolojinin ilerlemesi ve işimizi elimizden alması değil çağın gerekliliklerine uyum sağlayacak kollektif yönetişim modelinin uygulanmasıdır.