Koronavirüs sonrası dünyayı bekleyen büyük tehlike

ABD’li düşünür, neoliberal politikalarının etkisinde olan devletlerin salgına geç müdahil olduğunu ve ilaç şirketlerinin sorumluluğunun büyük olduğunu söyledi. Koronavirüs sonrası ise dünyayı büyük sınavlar bekliyor.

Ünlü düşünür ve dilbilimci Noam Chomsky, DiEM25 TV'nin internet üzerinden gerçekleştirdiği yayına konuk oldu, dünyayı ve insanlığı ‘korona’ esnasında ve sonrasında nelerin beklediğine dair değerlendirmelerde bulundu.

Chomsky, salgının yol açtığı ekonomik ve sosyal sonuçlara değindi. İnsanlığı iki büyük tehlikenin beklediğini, bunların ilkinin artan nükleer savaş tehditleri, ikincisin ise gezegen düzeyinde felaketlere yol açabilecek olan ‘küresel ısınma’ olduğunu söyledi. Koronavirüs salgını dolayısıyla dünyada en az iki milyar insanın karantinada olduğu bu günlerde Chomsky de Arizona Tucson’daki evinde kendini karantinaya almış durumda. 91 yaşındaki aktivist, salgının en fazla tehdit ettiği yaş gurubu içinde yer alıyor.

Birçok ülkede sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Ülkeler arası hatta şehirlerarası sınırlar kapatıldı. İnsanlar, yakın tarihte hiç görülmediği kadar izole edilmiş durumda. Bazı ülkelerde kararları uygulamak için ordu sokağa indi.

"Koronavirüsün iyi tarafı, insanları nasıl bir dünya istediğimiz konusunda düşünmeye sevk etmesi olacaktır’’ diyen Chomsky, neolibileralizmi ve ilaç şirketlerini sert bir dille eleştirdi.

Noam Chomsky, 1928’de Birinci Dünya Savaşı’nın bitiminde dünyaya geldi ve uzun yaşamı boyunca birçok tarihi olaya tanıklık etti.  İkinci Dünya Savaşı'ndan sağ olarak kurtuldu, 1938'de Barselona düştükten sonra, henüz 10 yaşındayken ‘İspanya İç Savaşı’ hakkında bir makale yazdı. Bu makalesinde özellikle Avrupa’yı saran acımasız ‘faşizm salgınına’ değindi ve sonuçlarına karşı uyarılarda bulundu.

Chomsky, söz konusu makale hakkında ilerleyen dönemde şunları söyledi:

“Bu makaleyi yazdıktan çok sonra açıklanan Amerikan belgelerinde, ABD hükümetinin o zamanlar dünya savaşının bir bölünmeye neden olacağına, Avrupa’nın bir kısmında ABD, diğer kısmında ise Almanya’nın egemen olacağına dair bir beklenti içinde olduğunu gördüm. Yani çocukluk korkularımın yersiz olmadığını anladım.”

"HİTLER'DE NE HİSSEDİYORSAM TRUMP'TA DA AYNISINI HİSSEDİYORUM"

Chomsky sözlerine şöyle başladı:

“Çocukluk anılarım bu günlerde geri geliyor. Hitler’in radyoda yaptığı konuşmalarını hatırlıyorum. Ne dediğini anlamıyordum ama ruh halini ve sesindeki tehditkâr dozu hissetmek zor değildi. Bugün Trump'ın konuşmalarını dinlediğimde de aynı şeyi hissettiğimi söylemeliyim. Faşist olduğu için değil, faşizm ideolojik yaklaşım gerektirir. Trump’ta sadece kendisini düşünen ‘sosyopat bir palyaço’ görüyorum. Konuşmalarının neden olduğu ruh hali, çocukluk korkularımı çağrıştırıyor. Dünyanın ve ülkenin kaderinin, Donald Trump gibi bir sosyopat şarlatanın elinde olduğu düşüncesi son derece korkunç.”

Chomsky yaklaşan felakete ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Koronavirüs salgını yeterince ciddi bir tehlike ama çok daha dehşetengiz bir felaketin yaklaştığını söyleyebilirim. İnsanlık tarihindeki gelmiş geçmiş her şeyden daha kötü bir felaketin kıyısına doğru sürükleniyoruz. Trump ve yaltakçıları, bu uçuruma giden yarışın en önündeler. Şu anda yüz yüze olduğumuz iki büyük tehlike var; ilki nükleer savaş tehlikesinin artması, diğeri ise küresel ısınmanın artması. Bu iki tehlike de halledilebilir ancak çok fazla zamanımız yok. Tabii ki koronavirüs salgının artık geri dönülmesi mümkün olmayan korkunç sonuçları olacaktır. Eğer salgın sona erecek olsa ve insanlar iyileşse dahi artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Diğer yandan bu bahsettiğim tehlikelere karşı direnemezsek daha büyük felaketler yaşanacaktır. İşte böylece çocukluk anılarım beni ele geçirmeye ve kovalamaya başladı. Ancak farklı bir boyutta.’

NÜKLEER SAVAŞ TEHLİKESİ VE SOSYOPAT ÇIKIŞI

Chomsky, Trump'ın başkan olarak seçilmesinin ardından üç şeyin daha da belirginleştiğini söylüyor: Nükleer savaş tehlikesi, küresel ısınma tehdidi ve demokrasilerin yozlaşması:

“Bu krizi atlatabilmemiz için yegâne umudumuz halkın demokrasi aracılığıyla kendi kaderini ele geçirmesidir. Eğer bu gerçekleşmez ve geleceğimizi bu ‘sosyopatın’ ellerine bırakırsak bittiğimizin resmidir. Bu tehlike gün geçtikçe yaklaşıyor. Trump, ABD’nin sahip olduğu yıkıcı güçten dolayı en kötüsüdür. ABD korkunç yaptırımlar uygulayabilen, öldüren ve Avrupa dâhil herkesin sözünü dinleyip takip etmek zorunda kaldığı bir ülkedir. Örneğin Avrupa, Trump’ın bazı düşmanca tutumlarından ve İran’a yaptırımlardan hoşlanmayabilir. Ama yine de yaptırımlara uymak zorundalar. Efendiyi dinlemek ve emirlerine uymak zorundalar. Yoksa uluslararası ekonomik finansal sistemden atılırlar. Tabii bu bir doğa yasası değil. Avrupa, Washington’daki ‘efendiye’ tabi olmak için gönüllü olarak karar vermiş durumdadır. Birçok diğer ülkenin ise herhangi bir seçim hakkı bulunmamaktadır.’’

Chomsky değerlendirmelerine koronavirüsle devam ediyor:

“Bu salgın, çağımızın en şok edici olaylarından biridir. Korona krizinin en acımasız yönlerinden biri de yaptırımların işkenceyi en üst seviyeye çıkarmak için tamamen bilinçli kullanımıdır. Böylesi bir durumda yaptırımları daha da sıkılaştırmak, halkların sert bir şekilde acı çekmelerine yönelik bilinçli bir tutumu akla getiriyor.”

"BU BİR MEDENİYET KRİZİDİR"

Chomsky sözlerinin devamında Küba gibi ülkelerin bağımsızlıklarını kazanmalarından bu yana yaptırımlara maruz kaldığını hatırlatıyor:

“Kübalıların hayatta kalabilmeleri büyük bir başarıdır. Bugünkü salgının en ironik unsurlarından biri de Küba’nın Avrupa’ya yardım teklif etmesidir. Bu oldukça şaşırtıcı bir durumdur. Almanya bile Yunanistan’a yardım etmezken Küba’nın korona salgınıyla mücadelede Avrupa ülkelerine yardım etmesi garip bir olaydır. Bunun ne anlama geldiği üzerinde düşünürseniz sözcükler yetersiz kalacaktır. Ortadoğu’da ve Afrika’da yaşananları anlatmak için de kelimeler yetersiz kalıyor. Binlerce insan yıkıma maruz kalmış yerlerden kaçıyor ve Akdeniz’de boğuluyor. Yüzyıllardır bu böyle devam ediyor, insanlar ölüme gönderiliyor. Bu bir medeniyet krizidir. Batı uygarlığının yıkımına şahit oluyorsunuz. Bu olaylar bana Hitler’in öfkeli bir sesle kalabalıklara hitap ettiği radyo mitinglerini hatırlatıyor.”

Noam Chomsky'e göre Avrupa ve diğer ülkelerin, ülke içindeki ve dışındaki sınırları kapatması, bazı ülkelerde sokağa çıkma yasaklarının uygulanması, Fransa, İspanya ve İtalya’da ordunun karantina uygulamak için görev alması demokrasilerde gerilemeye ve birçok ülkede otoriter rejimlerin yükselişine neden olabilir. Şarku'l Avsat'ya yer alan mülakatta Chomsky’e Trump, Macron ve bazı diğer Avrupa siyasetçileri ile medyada doktorların ‘cephedeki ilk hatta’ savaşıyor olduğu, ‘salgınla savaş’ ve virüsün ‘düşman’ olarak adlandırılması gibi ifadeler kullanılması hakkında ne düşündüğü soruluyor. Bu yeni istisna hâlini meşrulaştırmaya mı yönelik yoksa daha derin bir şeyler mi söz konusu? 

KISA VADEDE SEFERBERLİK ŞART

Chomsky soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Eğer böylesi bir krizin üstesinden gelmek istiyorsak savaş dönemindeki seferberlik mantığıyla hareket etmemiz gerekir. Bu bir abartı değildir. Eğer düşünecek olursanız ABD gibi zengin bir ülke, salgınla mücadelenin yol açacağı ani ekonomik zorlukların üstesinden gelmek için yeterli kaynaklara sahiptir. ABD, İkinci Dünya Savaşı için seferberlik ilan ettiğinde ülkeyi bugün düşünüldüğünden çok daha fazla büyük bir borç yükü altına soktu. Ancak bu seferberlik oldukça başarılıydı ve olumlu sonuçları oldu. O zamanlar pratikte üretim dört katına çıktı, ekonomik bunalım ve işsizlik bitti ve ülke ekonomisi yeniden büyüme hızını yakaladı. Bugün salgınla mücadele edebilmek için daha azına ihtiyacımız var. Dünya savaşı ölçeğinde bir maliyeti olmayacaktır. Neoliberelizmin başarısızlığını da göz önüne seren bu krizle kısa vadede baş edebilmemiz için seferberlik hali zorunludur. Bu mücadelede ‘toplumsal zekaya’ gereksinim duyuyoruz. Burada, 2009’da ABD’de ortaya çıkan domuz gribi salgınıyla nasıl mücadele edildiğini hatırlayabiliriz. Yüz binlerce insan en kötüye maruz kalmadan bu süreci atlatabildi. Daha sonra aşı bulunarak salgınla baş edilebildi çünkü hızlı hareket etmiştik. Ancak bu durum, koronavirüs salgınında gerçekleşmedi. Aralık ayında sebebi bilinmeyen bir salgının baş gösterdiği ABD tarafından biliniyordu. Çin hükümeti, Wuhan’da salgının başladığı bilgisini geç de olsa Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirdi, örgüt de dünyaya duyurdu. Trump ve Avrupalı liderler meseleyi ağırdan aldı. Bu sebeple sorumludurlar. Yavaş hareket ettiler çünkü neoliberal ekonomik kaygıları vardı. İnsanların izole edilmesinin ticarete zarar vereceğini düşündüler. Büyük şirketlerin ve kurumların kapatılması, zenginlerin çıkarına olmayacaktı. Serbest piyasa zihniyetiyle ilaç şirketleri, kozmetik ürünlerini, insanların yararına olacak ilaç çalışmaları yapmaya yeğledi. Çünkü daha kârlıydı. SARS yayıldığında yeni tip bir koronavirüsün çıkabileceği biliniyordu. Koronavirüsün genetik olarak SARS ile benzeştiğine dair çalışmalar vardı ancak geliştirilmedi. Devletler ve ilaç şirketleri, gerekli araştırmaları yapmayarak insanların sağlığını hiçe saydılar.” 

"NEOLİBERAL TİRANLARDAN KURTULMALIYIZ"

Chomsky, söyleşi boyunca neoliberal politikaları ve ilaç şirketlerini eleştirmeye devam etti:

“Kaderimizi ilaç şirketlerine, özel tiranlıklara devrettik. Kamuya hesap vermeyen şirketlerin eline kaldık. Sadece ABD’de değil, dünya genelinde piyasaya hâkim olan arz talep mantığı ve vahşi neoliberalizmin çıkarları için perişan olduk. Neoliberalizmle temsil edilen bu salgın felaketimiz olacaktır. Neoliberallerin ve zenginlerin etkisinde olan siyasi erkler tarafından ihanete uğradık. Dünyayı bekleyen felaketlere karşı koyabilmemiz için ‘neoliberal salgından’ kurtulmak dışında bir çaremiz yok. Şu an salgın tehlikesiyle yüz yüze gelen iki milyar insan söz konusu. Örneğin Hindistan. Zor bela geçinen, karantinada açlık çeken bir Hint için durum nasıl olacak? Uygar bir dünyada zengin ülkeler bizim şu anda yapmakta olduğumuz gibi onları boğmak yerine muhtaç olanlara yardım ediyor olurdu. Karantina altındakiler yalnız başına açlıktan ölmekle karşı karşıya.”

Chomsky değerlendirmelerine küresel ısınma başlığıyla devam etti:

“Küresel ısınmaya gelecek olursak… Güney Asya önümüzdeki birkaç on yılda yaşanamaz hâle gelecek. Racastan’da bu yaz sıcaklık 50 dereceye ulaştı ve bu daha da yükseliyor. Suyun şimdiki durumu daha kötü olamazdı. Dünya devletleri azalmış su kaynaklarını ele geçirmek için çatışacaklar.”  

"KORONAVİRÜS, GELECEKTEKİ KABUSU ÖNLEMEK İÇİN BİR UYARI İŞARETİ OLABİLİR"

“Evet, koronavirüs oldukça ciddi, bunu hafife alamayız. Ama bunun gelmekte olan daha büyük krizlerin küçük bir kesiti olduğunu bilmeliyiz. Bugün koronavirüs kadar insan hayatına doğrudan tehdit değiller ama canlı türlerini yaşayamayacak duruma getirecekleri bir noktaya gelecekler ve bu çok da uzak değil. Dolayısıyla çözmemiz gereken birçok sorun var. Evet, acil olanlar arasında koronavirüs ciddi. Tabii ki halledilmesi gerekli. Bunun yanında uygarlık hakkında da bir kriz var. Koronavirüsün iyi yanının belki de insanları nasıl bir dünya istediğimiz hakkında düşünmeye sevk etmesi olduğu söylenebilir. Bu krizin kökenleri hakkında düşünmek durumundayız. Neden bir koronavirüs krizi var? Nasıl bir dünya istiyoruz? İnsanların örgütleneceği, bir araya geleceği ve daha iyi bir dünya kuracakları bir ihtimal de mevcut. Bu durum da şu anda herhangi bir zamandan daha muhtemel olan nükleer savaştır. O aşamaya geldikten sonra düzelmenin mümkün olmayacağı devasa sorunlara neden olacaktır. Bu olasılık ise eğer kararlı bir şekilde harekete geçmezsek o kadar uzakta değildir. Dolayısıyla şu an insanlık tarihinin önemli anı söz konusu. Bu sadece koronavirüs krizinden dolayı değil ama bize yönelik olarak sosyoekonomik sistemin derindeki kusurları, çalışmaz hâldeki özellikleri hakkında farkındalık yaratması açısından böyle. Koronavirüs, gelecekteki kâbusu önlemek için bir uyarı işareti olabilir.”

Chomsky, vahşi bir neoliberal sistemin, liberteryenler tarafından güçlü bir devletin, şiddet yoluyla yeniden kurulacağını düşünmenin ihtimal dışı olmadığını savundu:

“Neoliberal egemenliğin pekişmesi ihtimal dışı değil. Bu işin bir yanıdır. Gerçekleşmesi olası bir kâbustur. Ama bu illa gerçekleşecek diye bir şey yok. Son yıllarda oldukça zararlı bir çeşit toplumsal uzaklığa şahit oluyoruz. Sosyal medya kötüye kullanıldı. İnsanları, özellikle de gençleri yalıtılmış yaratıklara dönüştürdü. Bugün yaşadığımız krizle ya da gelecekte karşılaşacağımız krizlerle bu yalıtılmış insanlarla nasıl bir sosyal tepki koyabiliriz? Bunun üstesinden ancak toplumsal bağları mümkün olan tüm yollar ile yeniden oluşturarak gelebiliriz. İhtiyacı olanlara yardım ederek, iletişime geçerek, örgütlenmeleri artırarak, çözümlemeleri genişleterek, insanları harekete geçebilir durumda tutarak gelecek için planlar yapabiliriz.”

İnsanların halen yaşanabilir bir dünya kurabileceğini söyleyen Noam Chomsky sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Yeter ki gerekli iradeye ve kararlılığa sahip olalım. Yeter ki umudumuzu yitirmeyelim...”