Koronavirüs dijital çağa geçişi hızlandırdı

Koronavirüs süreci tüm sektörlerin kendini yeniden tanımlamasını gerekli kılıyor. Kurumsal ve bireysel gelişimin ve varlığını sürdürebilmenin temelinde ise artık ‘doğru dijitalleşme’ var.

Pandemi sebebiyle ekonomi küresel olarak sarsıldı. Finansal olarak dayanma gücü yahut hızla dijitalleşme imkânı olmayan pek çok markanın zor zamanlar yaşadığını görüyoruz. Fakat yeni normale dönerken geçirdiğimiz salgın dönemi, işletmelerin teknolojik anlamda nelere ihtiyaçları olduğunu belirlemelerinde yol gösterici olabilir.

Covid-19 virüsünün ciddi bir şekilde tüm dünyayı etkilemesiyle birlikte şirketler için dijitalleşme konusu eskiye göre çok daha fazla önem kazandı. Bunun sebebi ise şirketlerin karantina döneminde çalışanları, tedarikçileri ve müşterileriyle girdikleri etkileşimde yaşanan değişimleri ve sonuçları çok daha net biçimde görmeye başlamaları oldu. Tüm dünyada yaşanan bu zorlu süreç, şirketlere iş süreçleri konusunda neden hızla dijitalleşme adımları atmaları gerektiğini göstermeye başladı.

Yaklaşık yüz yıl öncesine, milyonlarca kişinin hayatını kaybettiği 1918 grip salgınına baktığımızda virüs, o zamanki optik mikroskoplar tarafından görülemeyecek kadar küçüktü.  Ardından yeni elektron mikroskopları geliştirildi. Geçirmekte olduğumuz pandemi dönemi de hayatımıza son yıllarda girmeye başlayan teknolojilerin daha hızlı yayılmasına hatta yeni gelişmelerin yaşanmasına sebep oluyor. Meselâ, Çin’de polislerin salgın öncesinde kullandığı yüz tanıma teknolojisine sahip gözlükler, salgından sonra artık uzaktan vücut ısısını da ölçebilen bir hâl aldı.  Oysa salgın öncesi bu bir ihtiyaç değildi. Ürün olarak bakıldığında farklılaşma olacağı aşikâr. Yeni ürünler içinse AR-GE gerekiyor. Bu durum AR-GE yatırımlarının daha fazla önem kazanacağının bir işareti olarak değerlendirilebilir.

KORONAVİRÜS DÖNEMİNDE DİJİTAL YAŞAM

Karantina döneminde işleri etkilenen pek çok işletme dijital medya, sosyal medya, e-ticaret yöneldi. Çünkü ileride olası bir pandemi yaşanması hâlinde, insanlar işlerinin mümkün olduğunca az etkilenmesini istiyor. Yine de bu dijitalleşme döneminde özellikle KOBİ’lerin dikkatli ve doğru adımlar atmaları gerekiyor. Büyük markaların ise teknolojik altyapıları ne kadar iyi olursa olsun, iletişim kanalları iyi ve doğru kullanmaları önemli. 

Şirketler COVID-19 salgını sürecinde devam eden mevcut iş birliklerini güçlendirmek için sistemli bir yaklaşımdan faydalanabilirler. Meselâ, bu süreçte tüketicilerinin ihtiyaç duyduğu şeylere odaklanmak, tüketicilere ve diğer paydaşlara yardımcı olacak yaratıcı yollar düşünülebilir. Bundan yıllar sonra size 2019’un Nisan ayında ne almıştınız? diye sorulduğunda belki hatırlamayabilirsiniz ama pandemi döneminde ne aldığınızı yahut size kimin destek olduğunu büyük ihtimal ile hatırlayabilirsiniz. Dolayısıyla bu dönemde ne kadar tüketiciyi anlamaya çalışırsanız o kadar iyi olacaktır. Zor zamanlarda pozitif olmak uğruna insanlara gereksiz eğlence sunmak yerine onları anlamaya çalışmak daha akılcı bir yoldur. 

Covit 19 sonrasında “yeni normal“ hayata geçiş konusunda şimdiden hazırlanmak da gerekiyor. Salgının insanlar üzerinde bıraktığı etki teknolojiye, dijital dönüşüme nasıl yansıyacak hep birlikte göreceğiz. Ancak ikliminden teknolojisine pek çok şeyin değiştiği bir dünyada pandemi gibi durumlara şirketlerin de hazırlıklı olması gerekiyor.