Koronavirüs sonrası büyük güç rekabeti: Amerika ne yapmalı?

Çin’in Vuhan kentinden dünya geneline yayılan koronavirüs, ülkeleri kendi içine hapsetmeye başladı. Bu gelişmeler yaşanırken ABD merkezli bir düşünce kuruluşu, pandemi sonrası ABD’nin dünya siyasetinde alması gereken roller ve uygulaması gereken siyaset üzerine bir analiz yayınladı. Makalede, Washington’a salgın sonrası nasıl adımlar atması konusunda tavsiyede bulunuluyor. ABD, pandemi sonrası büyük güç çekişmesinde nasıl bir yol izleyecek?

Er ya da geç dünya, koronavirüs virajını dönecek ve büyük güç rekabeti kaldığı yerden devam edecek. Koronavirüs sonrası için ABD’nin dış politikası ve güvenlik politikasının ne anlama geldiğini değerlendirmeye başlamanın zamanı geldi. Washington dikkatini kendisi için hayati önemdeki bölgelere çevirmelidir.

BÜYÜK ORTADOĞU

Bu bölge, küresel ilişkilerin en büyük jokeridir. İran'ın nasıl yıkılacağına dair hiçbir bilgi yok. Virüsün bölgeye ne kadar agresif bir şekilde yayılacağını, verdiği zararı ya da zaten istikrarsız olan durumu ne kadar ciddi bir şekilde dengesizleştireceğini hala bilmiyoruz.

Bölgede son zamanlarda hafifleşen ABD ayak izi Washington’un avantajına bir rol oynayabilir. Yönetimin bataklığa kapılmaktan büyük ölçüde kaçındığı bu strateji Suriye'de işe yaradı. Şimdilik en azından Suriye’nin sorunları Suriye’de kalıyor. Ne Rusya ne de İran kendi müdahalelerini başlattıklarından daha güçlü bir konumda değiller.

Ancak şimdi ABD'nin Ortadoğu güvenliği, ticareti ve çatışma çözümü için sürdürülebilir bir çerçeve oluşturma zamanı. COVID-19'un bölgede ne tür bir yağmur yağdırdığına bakılmaksızın Washington, uygun yanıtların uygulanmasına yardımcı olmak için bir plana sahip olmalıdır.

İran, burada başlıca istikrarsızlık kaynağı olmaya devam ediyor. Ne olursa olsun, ABD silah satışları ambargosu da dahil olmak üzere yaptırımları sıkıca yerinde tutmalıdır. Dünyadaki İran sorununun sürdürülebilir ve uzun vadeli bir çözümü için en iyi umut Tahran'ı sorumlu bir anlaşma için masaya geri döndürmektir

Washington ayrıca ulusötesi İslamcı terörizmin yeniden dirilişine karşı da korunmalıdır. Kötü hareketler kargaşada gelişir. Dikkati dağıtan ve yetersiz yönetişim, azalan kamu güvenliği ve azalan ekonomik özgürlük aşırılıkçılığın alevlerini körükleyebilir. ABD proaktif terörle mücadele operasyonlarına geri dönemez.

Aslında, Amerika’nın dikkati Afrika’nın güney içlerine uzanmalıdır - sadece terörle mücadele endişeleri yüzünden değil. Çin nüfuzu bu bölgenin zaten zayıf yönetimini zayıflatarak ekonomik özgürlüğe doğru ilerlemeyi geciktirebilir. Burada ABD, ABD'nin çıkarlarını korumak ve Kuzey Afrika'nın sorunlarını Orta Doğu ve Avrupa'ya taşınmasını önlemek için daha sofistike ve özenli bir plan geliştirerek askeri merkezli terörle mücadele stratejisinden vazgeçmelidir.

AVRUPA

Bütün, özgür, müreffeh ve barış içinde bir Avrupa ABD'nin çıkarınadır. Açık sözlü olalım: Transatlantik Topluluğunda dayanışmayı her zamankinden daha önemli hale getirecek olan Avrupa, COVID-19'dan büyük bir darbe alıyor.

ABD bu rolü üstlenmek zorunda. Avrupa tek başına geri sıçrayamayacak. Amerika, Avrupa’yı gerçekten kurtarabilecek ve Avrupa'nın güvenebileceği tek küresel ortaktır. Trump’ın tweetlerinden hoşlanmamaya geçmenin zamanı geldi. Trump’ın attığı twitleri beğenmemenin zamanı geldi.

Yapılacaklar listesi uzun olacaktır. Yapılacak olan ilk iş bir an önce İngiltere ile bir serbest ticaret anlaşması imzalanması olacak ve AB hiçbir yere gitmiyor; COVID-19 bile onu öldürmeyecek. ABD ve AB birlikte nasıl daha iyi çalışacaklarını öğrenmek zorunda kalacaklar. Ortaklaşa ele almamız gereken birkaç konu var: Huawei, Batı Balkanlar, Üç Deniz Girişimi ve Rus müdahalesi gibi sorunlar.Özellikle savunma politikası açısından ABD-Almanya ilişkilerini de yeniden yoluna koymamız gerekiyor.

HİNT-PASİFİK

Pekin, hatalı COVID-19 idaresine olan dikkatleri başka yöne çevirmek için adeta bir halkla ilişkiler hava bombardımanı başlattı. Anca bu durum Çin Komünist Partisi markasının ekonomisiyle birlikte bir yara aldığı gerçeğini değiştirmez. Son tur propaganda oldukça gülünç, güçsüzlükten doğan çaresizlik kokuyor.

Ama gerçekçi olmalıyız. COVID-19, Pekin'i dizlerinin üstüne çöktürmeyecek ya da rejimin Amerikan gücünü zayıflatma arzusunu azaltmayacak. Ve Çin'den “sert bir ayrışma” kavramları da aynı şekilde gerçekçi değil. Nihayetinde ABD, Pekin'i uzun vadede ABD'nin çıkarlarına saygı göstermeye zorlayan ABD-Çin ilişkilerine inatçı, pratik bir yaklaşımla kaldığı yerden devam etmek zorunda kalacak. Herhangi bir şey olursa, ABD, fikri mülkiyet hırsızlığından yırtıcı iş uygulamalarına, saldırgan ve küstah kamu diplomasisine kadar Pekin'in çizgiyi geçmeye devam ettiği politika alanlarında Çin’e karşı daha da sertleşmelidir.

Bu arada Hermit’in Krallığı’nda neler olduğunu kim bilebilir? Pyongang dış dünyaya herhangi bir konu hakkında pek bir şey söylememektedir. Statükoya karşı pratik alternatifin az olmasından dolayı rejime baskı uygulanmaya devam edilmeli ve bu durumun gelecekteki görüşmelere katkı sağlaması beklenmeli.

AMERİKA

İlk iş olarak, tabii ki Amerika’yı ayağa kaldırıp tekrar koşmasını sağlamaktır. Bu pandemiyi atlatmayı gerektiriyor. Ekonominin durumu ve federal bütçe göz önüne alındığında, diğer büyük zorluk Washington'un dünyada nüfuz sahibi olmak için gereken ulusal gücün kritik araçların içini oymaktan kaçınılmasını sağlamaktır. Sert ve yumuşak gücün doğru karışımını korumalıyız. Ve rakiplerimize karşı bir yürüyüş yapmak istiyorsak, ekonomimizi onlardan daha hızlı ve daha iyi hale getirmemiz gerekmektedir.  

***The National Interest'ten intell4 tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.