Koronavirüs Orta Doğu’yu nasıl etkileyecek? 

Küresel ekonomiyi, tedarik zincirlerini, toplumsal hayatı, insan psikolojisini, siyaseti ve pek çok alanı tehdit eden yeni tip koronavirüs (Covid-19), pek çok ülkenin de geleceğini tehdit ediyor. Özellikle Orta Doğu ülkeleri, Covid-19 karşısında yıkılma tehdidi ile karşı karşıya. Peki Covid-19 Orta Doğu’yu nasıl etkileyecek?    

Çin’in Hubei eyaletine bağlı olan Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs (Covid-19) 3-4 aylık gibi bir kısa sürede 190’dan fazla ülke ve bölgede görüldü. Sınırları aşan virüsün etkileri de sınırları aştı. Ekonomiden sosyal yaşantıya ve insan psikolojisine kadar pek çok alnanda Covid-19'un olumsuz etkilerini görmek mümkün.  

Küreselleşmeyi tehdit eden Covid-19'un bölge bazlı etkileri nelerdir? Orta Doğu’da ne gibi etkileri olacaktır. Küresel bir salgına dönüşen ve pek çok ülkenin, bölgenin siyasi, ekonomik ve toplumsal yapısını derinden sarsan Covid-19 virüs, dünyanın geri kalanında olduğu gibi Orta Doğu’da da değişimlere neden olacaktır.  

COVID-19 KÜRESELLEŞME ÜZERİNDEN ORTA DOĞU EKONOMİSİNİ VURUYOR 
 
Ekonomik gelirlerinin büyük çoğunluğunu petrol ihracatı üzerinden elde eden Orta Doğu’nun zayıf aygıtlı devletleri, Covid-19'un meydan okumasıyla karşı karşıya. Zira Covid-19 kürsel ekonomiyi durma noktasına getirdi ve etkisi uzun yıllar sürecek gibi duruyor. Bu durumda büyük oranda Orta Doğu petrolüne bağımlı olan küresel ekonominin durması, bölge ülkelerinin gelirlerinde düşüşlere neden olacaktır. Dolayısıyla devlet gelirlerinin önemli bir kısmını petrol ihracatından elde eden Irak ve İran ile birlikte Körfez ülkeleri büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya durumdalar.  

Koronavirüsün tetiklediği küresel resesyon süreci petrol fiyatlarını 20 dolarlara kadar düşürerek ilgili ülke bütçelerini yönetilemez duruma getirebilir. Yaptırımlarla boğuşan ve ABD’nin salgına rağmen yeni ek ambargo kararı aldığı İran için bu durum daha da ağır bir etki oluşturmuş durumdayken Tahran’ın Koronavirüs salgınına ilişkin süreci de kötü yönetmesi devlet aygıtlarının gittikçe aşındığını gösteren bir başka emaredir. İran’ın daha ne kadar bölgedeki vekil unsurları destekleyebileceği ve ABD’nin yürüttüğü vekaletler savaşının bundan nasıl etkileneceği de önemli soru işaretleridir. Zira Irak da bütçesinin yüzde 90’ı petrol gelirine bağımlı olan, etnik ve mezhebi fay hatlarının hareketlendiği bir devlet olarak en büyük meydan okumalardan biriyle karşı karşıyadır. Virüsün uzun süre yayılmaya devam ettiği bir senaryoda Irak’ın toprak bütünlüğünün dahi tehdit altına gireceği öngörülebilir. 


 
KÖRFEZ ÜLKELERİ AÇ KALABİLİR 
 
Petrol zengini olan körfez ülkeleri ise fonlarını tüketme pahasına kendilerini korumaya çalışacak olsalar da üretim ekonomisine sahip olmadıklarından, gıda güvenliği açısından ve ekonomik gelirlerin dengesizliğinde ciddi zora düşmeleri muhtemeldir.  


 
Uzun yıllardır iç savaşlarla boğuşan Suriye ve Yemen gibi çatışma bölgelerinde sağlık sisteminin neredeyse çökmüş durumda olduğunu da göz önüne alığımızda koronavirüsün kontrol edilmesinin hiç bir şekilde mümkün olmadığı değerlendirilebilir. Virüs söz konusu bölgelerde yayıldıkça toplumsal olayların tetiklenmesi de meydana gelebilir. Dolayısıyla virüs eğer ki, mevcut hızıyla yayılmaya devam ederse Ortadoğu’da güçlü devlet aygıtlarına sahip, üretim ekonomisi olan ve gıda güvenliği sağlayabilen birkaç ülke ancak hayatta kalabilir. Üretemeyen pek çok devlet virüsün getirisi olan toplumsal olaylar karşısında yıkılabilir.  
 
Diğer taraftan bölgede polis görevi gören ABD askerleri, kendi sorunlarıyla mücadele etmek için ana vatana çekilmeye başlayabilir. Bu durumda Orta Doğu’da Arap Baharı ve Suriye iç savaşı nedeniyle zaten yıpranmış olan bölgesel mimarinin iyice tahrip olmasına da neden olabilir.