Koronavirüs (Covid-19): Kapitalist sistemin faturasını yine yoksullar mı ödeyecek?

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını, kapitalizmin bütün foyasını bir kez daha ortaya çıkardı. Gelişmiş ülke liderlerinin ekonomik kaygılar güderek izlediği virüs politikaları ve işçi sınıfının haklarının askıya alınması, kapitalist sistemin faturasının bir kez daha yoksullara ödetileceğinin sinyallerini veriyor.

Yaşadığımız yüzyılın en büyük salgını haline gelen koronavirüs, tüm dünyayı etkisi altına aldı. Aynı zamanda binlerce kişinin hayatı kaybetmesine neden olan virüs, her yönüyle kapitalizmin bütün foyasının bir kez daha ortaya çıkmasına katkı sağladı. Bu süreçte Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Covid-19 olarak isimlendirdiği ve pandemi olarak nitelendirdiği koronavirüsün ortaya çıkmasıyla, kar hırsının, fırsatçılığın, fahiş fiyat uygulamalarının, bencilliğin tavan yaptığını, rafların ve reyonların nasıl boşaltıldığını hep birlikte gördük.

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın, Tübingen merkezli ‘CureVac’ şirketinin yeni tip koronavirüse karşı aşı çalışmalarını satın almak istemesi ve bunun için ciddi bir çaba sarf etmesi, gelişmiş ülke yöneticilerinin, en kötü durumları bile koz olarak kullanabileceğini gösterdi.

Trump muhtemelen seçim şovu olarak kullanmak istediği için aşıyı Amerika’ya çekmek istedi. Nitekim İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte’de bu süreçte ekonomik kaygılar sebebiyle halkının yaşamını göz ardı ettiğini gösteren kararlar aldı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'da, kişisel hırsları uğruna ülkesinde binlerce virüs vakası bulunmasına rağmen, halkın sağlığını hiçe sayarak bir seçim gerçekleştirdi.

VATANDAŞLIK VE İŞÇİLİK HAKLARI ASKIYA ALINIYOR

Sağlık sistemini özelleştirerek ilaç üretimini şirketlere teslim eden, işçi sağlığı ve iş güvenliği yerine şirket çıkarlarını öne alan kapitalist sistemin doğası, salgın durumlarında ilk hedefin ülkede yaşayan vatandaşlar ve işçi sınıfı olmasına yol açıyor. Halkın hastalıkları gibi tedavileri de hızla sınıfsallaşabiliyor. Çin’de aralıksız çalıştırıldığı için ölen doktor haberleri hafızalarda. ABD’de zorunlu karantinadan çıkanlar arasında binlerce dolarlık hastane faturası ödemek zorunda bırakılanlar var.

Virüsün bu denli geniş çaplı yayılmasında en büyük etkenin, ülkelerin ekonomik kaygılar güderek gerekli tedbirleri gerekli zamanlarda almaması gösteriliyor.

Bu süre zarfında başta sağlık çalışanları olmak üzere izinler iptal edilebiliyor, yasalarla koruma altına alınan haklar askıya alınıyor; uzun ve yoğun çalışmanın yanı sıra işleri azalan işletmelerde işten atmaların ya da ücretsiz izinlerin başladığı haberleri geliyor. ABD, Almanya ve İsveç gibi gelişmiş ülkelerde faliyet gösteren çok sayıda şirket, bu konuda başı çekiyor…

KORONAVİRÜS VE KAPİTALİZM İÇ İÇE

Salgının önlenemez bir hal almasının ardından, ‘’zorunlu olmadıkça, dışarıya çıkmayın, tüm sosyal hayatınızı bir süreliğine askıya alın’’ uyarıları yapılıyor. Ancak böylesine kritik bir süreçte vatandaşların yüzde 90’ı işlerine gitmek için dışarıya çıkıyor. Ayrıca okulların kapatılması da evde çocuklarına bakacak kimsesi olmayan milyonlarca çalışan anne baba için önemli bir sorun. On milyonlarca işçi ve emekçi toplu ulaşım kullanmak, kalabalık işyerlerinde çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor.

Ekonomik ve Politik Araştırmalar Merkezi Direktör Yardımcısı Eileen Appelbaum, New York Times gazetesine, “Eğer biri koronavirüs kaparsa ve karantina nedeniyle iki-üç hafta işten uzak kalırsa, o zaman hükümetin bir şeyler yapması gerekiyor” diyor.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin önerileri ise şöyle sıralanıyor: Hasta çalışanlar evlerinde kalmalı, hastalık izni politikası yerleştirilmeli, çalışanlar cezalandırılmamalı ve çalışanlardan ailelerinde hasta olan varsa bilgi vermeleri istenmeli. Ayrıca, okulların kapanması durumunda çocuklara bakmak için çalışanların evlerinde kalması gerekeceği durumlara hazırlıklı olunmalı.

Bu tip salgınlar, geçmişte olduğu gibi gelecekte de olmaya devam edecek. Önemki olan, dayanışmanın ve örgütlenmenin ne kadar önemli olduğunu anlayabilmek. İnsanoğlu kapitalist salgınlarla başa çıkmaya çalışırken yeni felaketlere yol açıyor. Kapitalist barbarlığın yol açtığı felaketlere karşı yeni bir tür dayanışma ağlarının örülmesi gerekiyor. İspanyol komünistlerin dediği gibi “Kimseyi arkada ve korumasız bırakmadan”, kimseleri kapitalist barbarlığın insafına bırakmadan yeni yollar, çözüm seçenekleri bulmaktan başka bir seçenek yok.