Koronavirüs: ''Evde Kal'' çağrısının ekonomiye etkisi tehdit mi, fırsat mı?

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’de baş gösteren ve tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs, sıçradığı tüm ülkelerin ekonomisi alt üst etti. Ancak ülkemizin stratejik konumu itibariyle koronavirüs bizler için ekonomide hem 'tehdit' hem de 'fırsat' yaratmış durumda. Peki bu tehdit ve fırsatlar neler? ‘‘Evde Kal’’ çağrısının ekonomiye etkileri…

Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Çin’de baş gösteren ve tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını, son dönemde küresel ticarete dair endişeleri oldukça arttırdı. Salgının tüm görüldüğü ülkeler gibi Türk ekonomisi de virüsten nasibini aldı.

Ülke genelinde son 15 günde, teknoloji satışları yüzde 36 oranında düşüş yaşarken, giyim satışlarında da yüzde 24 düşüş saptandı.  Ancak tüm bu zorlu sürece rağmen insanlar, evde mümkün olduğunca verimli zaman geçirmek ve sağlığını korumak adına vitamin ve hobi harcamalarında bütçesini arttırdı. Son 15 günde vitamin satışlarında patlama yaşandı. Ayrıca kitap satışlarında yüzde 22 artış gözlemlenirken puzzle satışları ise yüzde 62 arttı.

HANGİ ADIMLAR ATILDI?

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Covid-19 olarak isimlendirdiği ve pandemi ilan ettiği virüs salgının ülkede baş göstermesiyle, iktidar tarafından bazı önlemler alındı. Bu önlemlerin büyük bölümü ekonomi odaklıydı.

İlk olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, koronavirüs salgınını ekonomik açıdan en az zararla atlatmanın yollarına dair atılan adımları kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan paketin içinde işverenin bu süreçte üretimini durdurmaması için verilecek ek teşviklerden, kredi ödemelerinin ertelenmesine kadar birçok detay yer aldı. Ancak Türkiye’nin büyük bir yüzdeliğini kapsayan askeri ücretli endişeli. Çünkü bu süreçte koronavisten değil işsiz kalmaktan korkuyor.

EN BÜYÜK TEHDİT İŞSİZLİK

Atılan adımlar nezdinde değerlendirmelerde bulunan ekonomistler, birçok mağaza ve dükkanın geçici süreyle kapanmasını veya kapatılmasının ekonomik açıdan Türkiye’yi zorlayabileceği görüşünde. Virüsün ülke genelinde çok sayıda ölüme sebebiyet vermesi ve vaka sayılarının ani artışıyla alınan tedbir kararları, birçok esnafın bu süreçte kirasını ödeyememesi ve satış yapamaması nedeniyle art arda çöküşlerin yaşanacağı şeklinde yorumlanıyor.

Bu süreçte bile kepenk indirmek zorunda kalmış olan onlarca işletmeci var. Elbette bu durumdan en çok etkilenen işçi kesim oluyor. Söz konusu durum, Türkiye’nin en büyük sorunu haline gelen işsizlik oranlarının her geçen gün artış göstermesine neden oluyor. Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 14 seviyelerinde seyrediyor. Türkiye’nin bu dönemi en az zararla atlatamaması durumunda işsizlik oranında ciddi artışlar yaşanacağı öngörülüyor.

KAPALIÇARŞI TARİHİNDE İLK

Türkiye’nin ekonomisini ayakta tutan bir diğer mesele ise turizm. Türkiye her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor ve turistlerin en önemli uğrak noktası elbette Kapalıçarşı.  Ancak koronavirüs tedbirleri kapsamında Kapalıçarşı'ya kapı ve zaman sınırlaması getirildi. Çarşının giriş ve çıkışlarının kontrollü yapılacağı duyuruldu. Birçok işletmenin bu süreçte kapatılmasıyla ve Kapalıçarşı’ya da kısıtlama getirilmesiyle, esnafta acaba Kapalıçarşı’da geçici süreliğine kapanabilir mi endişesini doğdu.

Ekonomi uzmanlarına göre, ülkeye bu dönemde Turist gelememesi nedeniyle zaten Kapalıçarşı’nın satışları düştü ve çarşıdaki birçok dükkan zorunlu kepenk indirmek zorunda kaldı. Ancak bu miktarın artması ya da devlet tarafından geçici bir kapatma kararı alınması ekonomiyi ciddi anlamda zedeleyecek bir mesele olarak masada duruyor.

COĞRAFİ KONUM EN BÜYÜK FIRSAT

Ekonomistlere göre Türkiye’nin ekonomik açıdan attığı adımlar gayet yerinde ve Türkiye coğrafi konumu nedeniyle ekonomide hem 'tehdit' hem de 'fırsat' yaratmış durumda. Koronavirüsün ülkede görülmediği dönemde AB’nin bazı ürünlerde Çin’den yaptığı ithalatı Türkiye’ye kaydırması Türk şirketlerinin üretim ve ihracat performansını olumlu yönde etkiledi. İktidarın söz konusu dönemde atmayı sürdüreceği bu adımlarla virüs endişesi büyümez ve stabil seyrederse, bu şirketlerin üretimleri zarar görmeyecek.

BİZİ NELER BEKLİYOR?

Tüm bu tehdit ve fırsatları bir araya getirdiğimizda, bu süreçte Türk ekonomisinin ciddi tehdit adlında olduğunu görebiliyoruz ancak bu süreci en az hasarla atlatmak bizim elimizde. Kişisel önlemlerimize dikkat ederek ve evde kalma sürecimizi mümkün olduğunda arttırarak ekonomiye destek olabiliriz. Aksi taktirde toplumun en büyük şikayet konusu olan yüksek enflasyon, sokakta kendini hissettirmeye devam edecektir.