Koronavirüs alışkanlıklarımız kalıcı olabilir

Türkiye’de koronavirüsün psikolojik sınırı aşmasının ardından, toplumda kaygı duygusu bir hayli arttı. Uzmanlar, özellikle karantina günlerindeki alışkanlıklarımızı kontrol altında tutmamız için uyarda bulunuyor. Aksi takdirde bu süre zarfında edindiğimiz birçok alışkanlık kalıcı olarak hayatımızı etkileyebilir.

İlk kez Çin’in Wuhan kentinde görülen ve çok sayıda ülkeyi etkisi altına alan yeni tip koronavirüsün, Türkiye’de binlere ulaşması ve psikolojik seviyeyi aşmasının ardından toplumda panik ve kaygı duygusu arttı. Ülkede koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı arttıkça, insanlar bazı hareketlerinde aşırıya kaçmaya başladı.

-Temizlik

-İzolasyon

TEMİZLİK TAKINTINIZ ARTTIYSA YARDIM ALIN

Özellikle yukarıda belirtilen iki husustaki davranışların ciddi oranda aşırılaşması, koronavirüsün ve karantina sürecinin ardından bireylerde, kalıcı hasarlar bırakabilecek nitelikte. Bu süreçte en önemli faktör elbette ki hijyen. Bireylerin virüs salgınından korunmak için dikkat etmesi gereken öncelikli kural el ve vücut temizliğine dikkat etmesi ancak birçok kişi bunu şimdiden takıntı haline getirmiş durumda.

Kişilerin virüs korkusuyla ellerini aşırıya kaçarak dezenfekte etmesi, kolonyalaması ve yıkaması bir süre sonra ellerin sertleşmesi ve yaraların oluşmasına neden oluyor. Eğer sizde ellerinizi ne kadar temiz tutarsanız tutun, yeterli olmadığını düşünüyorsanız ve ‘acaba virüs kaptım mı’ psikolojisinden kendini alamıyorsanız, bu süreçte online psikolojik destek sağlayan uzmanlardan yardım almayı ihmal etmeyin.

SOSYAL İZOLASYON PSİKOLOJİSİ

Bir diğer önemli husus ise, sosyal izolasyon sürecinde abartıya kaçmak. Günlerdir evden çıkmadığınız halde “koronavirüs bana bulaşır mı?”, “bulaşmaması için neler yapmalıyım?”, “bulaşırsa iyileşir miyim?” gibi kaygı barındıran soruları kendiniz soruyor ve bunları düşünmekten kendinizi alıkoyamıyorsanız dikkat etmelisiniz. Çünkü Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün Covid-19 olarak isimlendirdiği ve pandemi olarak nitelendirdiği koronavirüs, özellikle kaygıya yatkın bireyleri daha fazla etkileniyor.

Ayrıca virüsten etkilenmeseniz bile, uzmanlar salgın tehlikesinin ardından bu bireylerin sosyal yaşama dönmekten bir hayli zorlanacağını söylüyor ve kişilerin depresyon ya da obsesif kompulsif bozukluk gibi diğer psikolojik rahatsızlıklara baş etmek zorunda kalabileceğinin altını çiziyor.

TAVSİYELERE KULAK VERİN

Bilmeyiliz ki, bu süre zarfında evlerde sosyal mesafe kuralına uyarak zamanımızı geçiriyor olmamız sosyalleşmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Aile ve arkadaşlarla sadece COVID-19 haberleri odaklı olmayan internet/telefon görüşmeleri yaparak sosyal hayatı sürdürmek, sınırlanan fiziksel aktivite düzeyini egzersiz, yoga, meditasyon gibi ayrıca zihinsel olarak dinginleşmeye yardımcı olan aktivitelerle arttırmak, film/dizi izlemek, kitap/dergi okumak, internette hali hazırda açık olan müzeleri gezmek gibi evde yapılabilecek bir sürü aktiviteyi yapmak iyi gelecektir. Bu süreçte özellikle sosyal medya üzerinden yapılan dezenformasyon haberlere aldanmamalı, konu ile ilgili uzman kişilerin açıklamalarını dikkate almalıyız. Aksi durumda sosyal medya üzerindeki yalan haberlerden dolayı kaygı seviyesi artacaktır.

Tüm bu önerilere dikkat etmenize rağmen, zihninizdeki korkulardan arınamıyorsanız bu süreçte online olarak psikoloji destek alabilir, zihninizi koruyabilirsiniz…