Oldukça saf siliyum dioksit (SiO2) kristallerine; ‘Kuvars’ adı veriliyor. Silikon ve oksijen otamlarından oluşan sert, kristalli bir mineral olan ‘kuvars’ın saf olmayanlarının içerisinde demir bulunur.

Kuvars kristali tozlarının solunması, silikozis olarak bilinen “pnömokonyoz”e neden olur. Solunum yoluyla akciğere ulaşan tozlar, zaman içerisinde reaksiyonlara neden olarak, kollajen liflerde artmaya ve fibrozise yol açar. 

Akciğerde, tozların bıraktığı hasara ‘silikotik nodül’ adı verilirken, bu nordüllerin ilk olarak terminal hava yollarında oluştuğu bilinmektedir. Başlangıçta ufak bölgelerde görülen nodüller, zaman içerisinde birbirileri ile birleşerek ağır hasara neden olur. 

Silikosiz, toz kaynaklı olan ve akciğerlerde en hızlı seyredip, ölümcül etkilere yol açan hastalıktır. Silis partiküllerinin solunmasıyla oluşan hastalık, çoğunlukla radyografi ile tespit edilir. Kronik, askere ve akut olmak üzere üç ayrı formu olan hastalık, toza maruz kalmanın başlangıcından en erken 15 yıl sonra ortaya çıkar. 

Son olarak Bodrum’da bir otele ait sahile ‘beyaz kum’ olarak kuvars tozu döküldüğünün tespit edilmesi üzerine gündeme gelen silikosiz, yalnızca bölgede yaşayanların sağlığını tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda deniz canlılarının da yaşamını olumsuz yönde etkiliyor.