Keneler, örümceğimsiler sınıfının akarlar alt sınıfından eklem bacaklı monotipik takımı ve onun üst familyasıdır. Keneler zorunlu kan emici ektoparazitlerdir. Bacakların uçlarında çengeller ve vantuzlar vardır. Deriye rahatça yapışarak hortumlarıyla kan emerler.

KENE ISIRMASI SONUCU ORTAYA ÇIKAN KKKA'DAN NASIL KORUNULUR?

Yaz aylarının gelmeye başlamasının ardından Kene ısırmasına bağlı olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vaka sayılarında artışlar ve can kayıpları yaşanmaya başladı. Özellikle İç Anadolu, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu'da sıkça görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vaka ve can kaybı sayılarının ardından vatandaşlar hastalığa ilişkin detayları araştırmaya başladı. Peki Kırım Kongo Kanamalı Ateşi belirtileri ve korunma yolları nelerdir?

Ülkemiz başta olmak üzere Tüm dünyada yaz aylarının gelmeye başlamasının ardından Kene ısırmalarına bağlı olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vaka sayılarında artış yaşanmaya başladı. 10 Haziran itibariyle Türkiye genelinde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 480'e yükselirken 15 kişi ise hayatını kaybetti. Türkiye'de artan vaka ve artış sayılarının ardından bugün Bilim Kurulu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi konusunda alınacak önlemler konusunda bir araya geldi. Peki Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedir, belirtileri ve semptomları nelerdir?

SAĞLIK Bakanlığı'nca, "Bu yıl 10 Haziran itibariyle Türkiye genelinde KKKA vaka sayısı geçen yıla göre artış göstererek 480'e ulaştı,15 kişi ise hayatını kaybetti. KKKA Bilim Kurulu'nda, bu veriler ışığında alınacak tedbirler ve yürütülecek çalışmalar masaya yatırıldı" açıklaması yapıldı.

Bakanlık'tan yapılan açıklamada, KKKA Bilim Kurulu toplantısının Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe başkanlığında gerçekleştirildiği bildirildi. Toplantıda, hastalığın Türkiye'deki mevcut durumu ve kontrolüne yönelik alınan tedbirler değerlendirildiği, hem hayvan hareketliliğinin hem de insan ile hayvan temasının arttığı Kurban Bayramı öncesinde alınacak tedbirler ve stratejilerin belirlendiği kaydedildi.

'15 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ'

Dünya genelinde 30'dan fazla ülkede görülen KKKA'nın, Türkiye'de İç Anadolu'nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun kuzeyinde yoğunlaştığına dikkat çekilerek, "Diğer ülkelerde hastalığa yakalananların ortalama dörtte biri hayatını kaybediyor. Bazı ülkelerde bu oran yüzde 80'lere kadar çıkıyor. Türkiye'de ise uygulanan tedbirler, sürveyans sistemi ve etkin tedavi yaklaşımıyla ölüm oranı yüzde 4'lerde seyrediyor. Bu yıl 10 Haziran itibariyle Türkiye genelinde KKKA vaka sayısı geçen yıla göre artış göstererek 480'e ulaştı,15 kişi ise hayatını kaybetti. KKKA Bilim Kurulu'nda, bu veriler ışığında alınacak tedbirler ve yürütülecek çalışmalar masaya yatırıldı" denildi.

'AÇIK RENKLİ KIYAFETLER TERCİH EDİLMELİ'

Özellikle yaz ve sonbahar aylarında görülen KKKA hastalığının, kene tutunması veya keneyle temas sonucunda bulaşabilen bir enfeksiyon hastalığı olduğu bildirilerek, şu ifadelere yer verildi: "Hastalık, virüs taşıyan hayvanların ve hasta kişilerin kan ve vücut sıvılarıyla korunmasız temas sonucunda da insanlara bulaşabiliyor. Ateş, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı ve halsizlik en sık görülen bulgular. Hastalık kontrolünde kişisel korunma önlemleri büyük önem taşıyor. Kırım- Kongo kanamalı ateşinden korunmak için; tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden, çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en kısa sürede en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. KKKA hastalığına yönelik hazırlanan afiş, broşür, TV spot filmi, çocuklara yönelik animasyon filmi gibi eğitim materyaline Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü web sayfasından, https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/zoonotikvektorel-kkka adresinden ulaşılabilir."

 KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ NEDİR?

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır.

KKKA ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. Hastalık, keneler tarafından insanlara tutunmasını takiben idrarda, tükürükte, rektumda ve abdominal kavitede kan görülmesi ve vücutta yaygın kanamalarla tarif edilmiştir. 1944-45 yıllarında Rusya’nın Kırım bölgesindeki Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’de de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüs ve Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır.

Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında dikkatleri çekmiş ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. KKKA vakaları, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık ülkemizde bulaştırıcısı kene türünün yaşam alanlarıyla uyumlu bir şekilde görülmektedir. İlk kez Tokat ili ve civarında dikkatleri çeken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır.

Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı RNA virüsü olan Crimean-Congo haemorrhagic fever virüsüdür. Hastalık ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Ülkemizde hastalığın bulaştırıcısı asıl kene türü Hyalomma marginatum’dur. Bunun yanı sıra hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir.

İnkübasyon süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir.

Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Bu gün için hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmalar Bakanlığımız tarafından bir program dâhilinde yürütülmektedir. Kişisel korunma önlemlerinin alınması hastalığın kontrolü için ön planda olduğundan Bakanlığımızca vatandaşlarımızın hastalık ve korunma önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir.

Ülkemizde KKKA bahar aylarında görülmeye başlamakta olup yaklaşık %4-5 fatalite hızıyla seyretmektedir. Yıllar itibariyle vaka görülme durumlarına bakıldığında artış ve azalış eğilimlerinden bahsedilebilmekte olup en yüksek vaka 2009 yılında 1318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 KKKA vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaktadır.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için;

Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir.

Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır.
Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır.

Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir.
Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır.

Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler.
Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır.