Kolombiya'dan dünyaya eşitsizlik mücadelesi

Kolombiya’da devam eden protestolar, salgın süreciyle tüm dünyada artan halk ayaklanmaları ve gösterilerin bir parçası. Peki, Kolombiya özelinden dünyaya bakıldığında, insanların sokaklara dökülmesinin altındaki esas neden ne?

28 Nisan'da Kolombiya'yı saran protesto dalgasından bu yana emniyet güçleri ile protestocular arasında çıkan çatışmalarda düzinelerce insan öldü. Hükümet, protesto liderleriyle görüşmeyi kabul etti ancak protestolara daha fazla grubun katılmasıyla, sokaklara çıkanların talepleri genişledi ve artık hızlı bir çözüme ulaşılması pek de olası görünmüyor.

Nitekim, Kolombiya hükümeti ve Ulusal Grev Komitesi arasındaki görüşmede anlaşma sağlanamadı. Grevi derinleştirme kararı alan Ulusal Grev Komitesi, tüm sektörleri sokaklardaki gösterilere katılmaya çağırdı.

Pandemi süreciyle birlikte ülkelerde artan protestoların temelinde, Kolombiya’da da olduğu gibi yoksulluk ve eşitsizlik var. Kolombiya’daki gösterilerde “Fakire ekmek yoksa, zengine huzur yok” pankartları, ülkenin içinde bulunduğu durumu özetler nitelikte.

VERGİ REFORMU SON NOKTA OLDU

Kolombiya'da Ivan Duque hükümetinin Kongre'ye sunduğu vergi reformu tasarısını reddetmek için çağrı yapan sendikalar, öğrenci grupları ve sivil toplum örgütleri tarafından 28 Nisan’da gösteriler yapılmaya başlandı. Koronavirüs salgını nedeniyle çeşitli şehirlerde sokağa çıkma yasaklarına rağmen, silahlı kuvvetler ve protestocular arasında her gece şiddetli çatışmalar patlak verdi.

Gösterilerin çıkış noktası, temel gıdalar ile kamu ve cenaze hizmetlerinde katma değer vergisinin artırılması oldu. Ancak daha temelde halkın uzun zamandır yaşadığı geçim sıkıntısı vardı. Özellikle pandemi döneminde artan geçim sıkıntısının yanı sıra hükümetin ayda 311 dolar kazanan insanlara gelir vergisi koyma girişimi halk tarafından tepkilere neden oldu.

Kolombiya'nın gayri safi yurtiçi hasılası, geçen yıl yüzde 6,8 oranında düşerek yarım yüzyıldaki en büyük düşüşünü yaşadı. Koronavirüs salgını ekonomiyi krize sürüklerken, işsizlik de aynı oranda arttı.

Hükümet, reformun Kolombiya'daki ekonomik krizi hafifletmenin anahtarı olduğunu savundu. Önerilen reform, maaşların vergilendirildiği eşiği düşürerek aylık geliri 2,6 milyon peso (684 dolar) veya daha fazla olan herkesi etkileyecekti. Ayrıca bireylerin yararlandığı mevcut muafiyetlerin çoğunu ortadan kaldıracak ve işletmelere uygulanan vergileri artıracaktı.

28 Nisan'daki mitingler Kolombiya'nın en büyük sendikaları tarafından düzenlendi. Öte yandan, reform ile yapılacak değişikliklerin halkı yoksulluğa sürüklenmesinden korkan birçok orta sınıf insan da bu gösterilere katıldı. Başkent Bogota'da on binlerce insan yürürken, diğer büyük şehirlerde ve küçük kasabalarda da gösteriler yapıldı.

PROTESTOLAR NEDEN TIRMANDI?

Dört gün süren protestoların ardından, Başkan Iván Duque tasarıyı geri çekeceğini açıkladı.

Ancak gösterilerin başından beri büyük bir polis varlığı vardı. İnsan hakları grupları, çevik kuvvet polisinin göstericileri dağıtmak için sadece göz yaşartıcı gaz değil, bazı durumlarda gerçek mühimmat attığını bildirdi.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde şiddetli çatışmalar görüldü. Kolombiya Ombudsman Ofisinin yaptığı açıklamaya göre, protestoların başlamasından bu yana 27 kişi hayatını kaybetti. Ülkedeki sivil toplum kuruluşları ise hayatını kaybeden kişi sayısının 47 olduğunu söyledi. Sonuçta ise vergi reformunun iptal edilmesi gösterileri hafifletmedi, aksine müdahalelerle yoğunlaştı.

Başkent Bogota'da bir düzineden fazla polis karakolu saldırıya uğradı ve polis çatışmalarda yaralanan 800 kişi arasında yüzlerce emniyet memurunun olduğunu söyledi.

2019’UN DEVAMI

Kolombiya’da yaşanan olaylar aslında ilk değil. Benzer nedenlerle 2019 yılında da hükümete karşı protestolar yapılmıştı ve mevcut protestolar bir nevi onun devamı olarak görülüyor.

Kasım 2019’da kendisini Ulusal Grev Komitesi olarak adlandıran bir grubun çağrısı üzerine hükümete karşı yüz binlerce insan sokaklara dökülmüştü. Cumhurbaşkanı Iván Duque'nin sağcı hükümetinin kemer sıkma önlemleri konusunda tepki gösteren 200 bin Kolombiyalı, tepkisini sokaklara çıkarak göstermişti.

Kolombiya halkı, 2019 yılındaki gösterilerde de asgari ücret, emeklilik ve vergi reformlarında olası değişiklikler ve devlet şirketlerinin özelleştirilmesinden endişe duyuyorlardı. Gösterilerde protestocular ile emniyet güçleri arasında çıkan çatışmalar sonucu tepkiler büyüyerek tüm ülkeye yayıldı.

Aynı dönemde benzer nedenlerle Şili, Bolivya, Ekvador ve Nikaragua gibi birçok ülkede de gösteriler düzenlenmiş ve yetkililer istifa etmişti.

ASIL SEBEP YOKSULLUK

Protestocuların taleplerinin çoğu Kolombiya'daki yüksek eşitsizlik seviyesine dayanıyor. Koronavirüs salgını, işsizliğin yayılması ve 3,6 milyon Kolombiyalı'nın yoksulluğa sürüklenmesiyle birçok vatandaşın hayatı daha güvencesiz ve yoksul hale geldi.

Resmi kaynaklara göre, kuzeydeki Quibdó gibi şehirlerde, insanların yüzde 30'u aşırı yoksulluk içinde yaşıyor ve hatta Kolombiya'nın ekonomik gücü Medellín'de bu rakam yüzde 9'a tekabül ediyor.

Bazı protestocular, yalnızca “evrensel bir temel gelirin” getirilmesinin eşitsizliği hafifleteceğini savunurken, Kolombiyalı gençler ise üniversite eğitimine daha fazla erişebilmek için öğrenim ücretlerinin düşürülmesini talep ediyor.

EŞİTSİZLİĞE KARŞI VAR OLUŞ MÜCADELESİ

Tarihe bakıldığında, toplumlar ne kadar korkuyla bastırılmış ve kontrol altına alınmış olursa olsun, eşitsizlik seviyesinin artmasıyla isyanlar patlak vermeye başlar. Halk, eşitsizliğin ortaya çıkardığı açlık ve yoksulluk sürecine girdiğinde artık hiçbir korkunun kalmadığı noktaya gelir. Şu an dünyada ortaya çıkan ve giderek de farklı ülkelere yayılan protestoların temelinde de bu var.

Pandeminin etkisi altına aldığı ülkeler, ekonomik olarak toparlanmanın yollarını arıyor. Bunun yanı sıra, vaka ve ölüm sayılarının giderek yükseldiği bölgelerde durum çok daha vahim bir şekilde seyrediyor. Ülkelerin aşı politikaları, hükümetlerin yolsuzlukları, kötü ekonomi yönetimleri, işsizliğin artması vb. nedenler dünyadaki eşitsizliğin giderek açılmasına neden oluyor.

Kolombiya özelinde bakıldığında da durum aynı şekilde seyrediyor. Güney Amerika'nın dördüncü büyük ülkesi ve kıtanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Kolombiya, önemli petrol rezervlerine sahip. Ayrıca ülkede altın, gümüş, zümrüt, platin ve kömür üretimi de oldukça yoğun miktarda yapılıyor. Ancak ülkedeki eşitsizlik ve halkın giderek yoksullaşması mevcut protestoların geldiği noktayı açıklıyor.

Ülkelerde giderek yükselen gösteri dalgalarındaki protestocuların çoğu, uzun zamandır ülkelerinin zenginliğinden mahrum kalmış insanlar. 2019 yılında Şili'deki eylemlerde ortaya çıkan “Fakire ekmek yoksa, zengine huzur yok” söylemi, Kolombiya’nın ardından protestoların yükseldiği birçok ülkede tekrar edilebilecek bir söylem. Dolayısıyla, salgın sonrasında ulus-devletleri bekleyen en büyük tehlike, ekonomik toparlanmadan ziyade halk isyanları ve ülkenin dağılmasını engellemek olabilir.